Elhak
Evet, cennet ucuz olmadığı gibi cehennem de lüzumsuz değil.
Nedense biz, makarnacılar mevzuubahis olunca, tamamiyle ciddî konuşamıyoruz. Şakacı bir arkadaş diyordu ki: "Şu İtalya tam Gazi'ye göre bir çizmedir ama, hem eskidir, evvelce başkaları giymiştir hem de tek-tir. Onun için bu iyi bir hediye sayılamaz." Şakayı bir tarafa bırakır da mecazi bir dille söylersek şunu demek icap eder ki: Türkiye toprakları ehlisalip zamanından beri bütün sırtı kaşınanların tımar edildiği yerdir. Dönmüş dolaşmış sıra yine makarnacıya gelmiş, ne yapalım? Elhak bu vazifemizi iyi yapıyoruz. Hatta bu yüzden çok defa başka işlerimizi yapmağa vakit kalmıyor. Orhun, 1934, Sayı: 7
Sayfa 454·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öğrenmenin önemi hakkında konuşmaktan daha önemlisi "öğrenmeyi öğrenmek" hakkında konuşmaktır. öğrenmeyi herkes biraz bilir. Elhak, herkes istese de istemese de öğrenmektedir.
Alıntı
Altında mı üstünde midir Cennet-¡ Â'lâ, Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb ü hevâdır.
Canzi'yi tanımadan evvel ben tanrıları kıskandıracak bir durumda idim. Şöhret?.. Vardı. Servet?.. Vardı. Gençlik, sıhhat, kadınlar... Ne ararsan... Fakat her şeyin dolu dolu köpürüp taşması bende bir nevi tiksinti ve tokluk uyandırmıştı. Eski Yunanlıların bir hikmeti hatırıma geliyor: "Nerede tokluk orada hypris" yâni küfür ve günah. Biz Türkler'in bir atalar sözü de aynı şeyi söyler gibi: "Kula belâ gelmez kul azmayınca; kul belâsını bulmaz; Hak yazmayınca." Azmak burada büyümek, şişmek, azmanlaşmak mânâsındadır. Demek mükemmelleşen, dolan, tamam olan her şey ya dışarıdan ya içeriden yıkılıp boşalmaya mahkûmdur. Benimkisi -elhak-noksansız oldu. Hem dışarıdan, hem içeriden gümbür gümbür çöküverdim.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Başa tutturuldu
Cemal Süreya'nın çok sevdiğim 'Ortadoğu' şiirini umutla okurdum eskiden, şimdi umutsuzluk içinde okuyorum: "Biz kırıldık daha da kırılırız/ Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü/ Hırsız da bilmiyor çaldığını/ Biz yeni bir hayatın acemileriyiz/ Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor/ Şiirimiz, aşkımız yeniden/ Son kötü günleri yaşıyoruz belki/ İlk güzel günleri de yaşarız belki/ Kekre bir şey var bu havada/ Geçmişle gelecek arasında Acıyla sevinç arasındal Öfkeyle bağış arasında/ Biz kırıldık daha da kırılırız/ Doğudan Batıya bütün dünyada." Şiir "Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza" dizesiyle bitiyor. Elhak doğru söylemişsin, güzel yazmışsın da usta, galiba artık bu içli dizeyi, üzülerek, kötü bir versiyonuyla değiştirmek gerekiyor: Kimse dokunamaz onların işlediği suçlara!
Sayfa 30
Alıntı