Söylemek gerekir ki, yetişkin bir akla sahip inananların zihinsel ihtiyaçlarının kısıtlanması pahasına. İnananlardan ya her şeye inanmaları ya da hiçbir şeye inanmamaları beklenir; bu ya dogmanın tümünü kabul etmeleri, ya da en küçük bir parçasını bile reddetmeleri durumunda gözden düşmeleri demektir. Sonuç olarak Üniteryen vaiz Channing'in dediği gibi, Fransa ve İspanya' da papacılığın inkarından mutlak ateizme geçmiş nice insan vardır, çünkü "gerçek şu ki saçma ve yalan yanlış öğretiler açığa çıktıklarında, bu öğretileri üzerinde düşünmeden kabullenenlerde şüpheler doğurmaya doğal olarak meyillidirler. İşe çok fazla inanmakla başlayanlar kadar az inanmış kimse yoktur." Çok fazla inanmaktan doğan o korkunç tehlike işte budur. Fakat hayır! En korkunç tehlike başka yerde, hayatla değil de akılla inanmayı istemekte yatar.