hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. şu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum.
birini...
O, kim mi?
Allah'ın sevgilisi...
sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedilik sarayının paslanmaz tacı...
tek dava O'nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı. binbir istikamette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki meccani emniyet ve bedahet saadeti karşısında şaşkın, hep o BİR etrafında helezonlar çizen bir hayat...
benim hayatım budur!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ne olursa olsun" dedi Korkuluk, "ben kalp değil beyin istemeliyim; çünkü aptal biri kalbi olsa bile onunla ne yapacağını bilemez."
"Ben kalp almalıyım" diye karşılık verdi Teneke Adam, "çünkü beyin insanı mutlu etmez oysa mutluluk dünyadaki en güzel şeydir."
İnsan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur.
"Önce kendine, sonra başkalarına" ilkesi ilk bakışta bencilce bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ne var ki bir insan ancak kendisine verebildiğinde diğer insanlara da "gerçek anlamda" verecek şeyi olur.