Domuz İnsan...
10/10
·104 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:44
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Hayvan Çiftlikliler, sevgili Romalılar... ...Dışarıdaki hayvanlar domuzdan insana, insandan domuza ve tekrar domuzdan insana baktılar ama şimdiden hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek imkansızdı... Eserin bu son cümlesi ile kitap bitiyor. Bence kitabın vuruculuğu ve derinliği bu sonda saklı. Dikkat spoiler içerir!!! George Orwell'ın politik fabl tarzında kaleme aldığı bir alegori romanı olan Hayvan Çiftliği'ni okurken bir devrimin adım adım nasıl diktatörlüğe dönüştüğünü görüyoruz. Başyapıt sayılan bu distopik eserde özetle; bir grup hayvan isyan ederek insanları kovduktan sonra çiftliğin yönetimine el koyuyor ve büyük bir devrim yapıyor. Kitap baştan sona siyasi göndermelerle dolu, daha iyi anlamak için bu eserle ilgili analizlere bakabilirsiniz. Kitapta geçen 'Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.' cümlesi bile bu kitabın okunması için başlı başına yeterlidir. Eserde dikkatimi en çok çeken karaktere, yani bir ata değinmek istiyorum. Emektar atımız Boxer'ın trajik hikâyesi, Emile Zola'nın Germinal romanında yer alan, maden ocağında tam on yıl boyunca yer altında çalışmış olan, emektar, kör ve yaşlı beyaz maden atı Bataille'yi hatırlattı. İkisi de zor ve ağır şartlarda yıllarca çalışmış, son günlerini acı içinde tamamlamıştır. (Biri kasabın kurbanı, diğeri de dehlizlerin kurbanı olmuştur) Not: Fabl, kahramanları genellikle hayvan, bitki veya cansız varlıklardan seçilen; sonunda mutlaka bir ahlak veya ibret dersi (kıssadan hisse) vermeyi amaçlayan kısa ve didaktik (öğretici) bir hikâye türüdür. Alegori, soyut düşüncelerin, ahlaki kavramların veya karmaşık toplumsal olayların canlandırma ve semboller aracılığıyla anlatılmasıdır. Bir hikâye, resim veya heykelde okuyucuya ya da izleyiciye
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025296,5bin okunma
Yılkı Atı
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 11:01
Öğretmenimin tavsiyesiyle yakın zamanda elime alıp okuduğum bir kitaptı Abbas Sayar’ın Yılkı Atı. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitaba başlarken beklentim biraz daha farklıydı ama okuma sürecim beklediğimden biraz daha mesafeli geçti. Kitap, genel olarak çok beğenerek, elimden düşürmeyerek okuduğum bir eser olamadı maalesef. Hikayenin özü aslında çok derin ve etkileyici. Yaşlandığı, kışın ona bakmak masraflı geleceği için sahibi tarafından doğaya, ölüme terk edilen emektar bir atın (Dorukısrak’ın) hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bu yönüyle bakıldığında insan doğasının ne kadar acımasız olabileceğini, vefasızlığı ve sadakatsizliği çok net yüzümüze çarpıyor. Dorukısrak’ın o sert kış koşullarında doğayla ve kurtlarla mücadelesi gerçekten iç burkan, insanı düşündüren bir dram. Ancak beni kitaptan biraz uzaklaştıran ve okurken zorlayan kısım kesinlikle yazarın dili ve anlatım biçimi oldu. Yazım dili bana biraz karmaşık ve ağır geldi. Dönemin, bölgenin yerel ağızlarına, eski ve yoğun kelimelerine fazlaca yer verilmiş olması okuma akışımı sürekli böldü. Cümlelerin yapısı ve anlatım tarzı o kadar katmanlı ve yerel ögelerle doluydu ki, hikayenin duygusuna tam anlamıyla konsantre olamadım. Kendimi konunun akışına bırakmak isterken, sürekli dilin o karmaşık yapısına takılıp kaldım. Ama tüm bu dil karmaşasına ve mesafeli duruşuma rağmen, kitabın bende bıraktığı o buruk hissi ve doğanın ortasındaki hayatta kalma direnişini kolay kolay unutamayacağımı biliyorum. Yazarın kelimeleri ne kadar ağır gelirse gelsin, bir canlının özgürlük ve yaşam uğruna verdiği o asil mücadeleyi içimde hissetmek, insana dair çok derin bir muhasebe yapmamı sağladı. Belki okurken yoruldum ama kitabın kapağını kapattığımda, Dorukısrak’ın o mağrur duruşunun ruhuma dokunduğunu ve bana çok
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·284 syf.·
2026 17. kitabı
Yazarın okuduğum en iyi kitaplarından biriydi. Roxy'nin hayatı yani Rukiye ve Yusuf'un aşkını konu alıyor. Leyla Hanım ise yalıda büyümüş bir paşa torunu ve evlerine yerleşmek zorunda kalan Yusuf ve Rukiye'yi kendi evladı gibi sever onlara kendi evinde, imparatorluk yıkılırken bu iki gence kucak açar. Rukiye, Almancı bir kızdır ve geceleri sahnede dans ederek para kazanır. Leyla Hanım, yalının yeni sahipleriyle görüşmeye çalıştığı bir gün, Ömer Bey’in babası, Kadızade Konağı’nın emektar vekilharcı, dört kuşaktır konaklarda hizmetkârlık yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanışır. Her biri ayrı bir dünyadan gelen bu insanların hayatlarının kesişmesi, onları hem kendilerini hem de birbirlerini değiştirecekleri, kimi zaman acılı kimi zaman eğlenceli bir sürece sokacaktır. Tek solukta bitecek bir kitap. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Üç Kız Kardeş // #kitapyorumu
8/10
·120 syf.··
2026 15. kitabı
Sırf beni koca koca rs’lerden rs’lere soktuğu için Anton Çehov’a tam 6 yıldır düşmandım. Olay örgüsü yok, durum hikayesi yazıyor diye ve kurgu ilerlemiyor diye tamamen uzaklaştım ve korkulu rüyam oldu. Ama bu kitabı bayağı sevdim ve bir oturuşta bitirdim. Tahmin etmenin zor olmadığı gibi üç kız kardeşin yaşadıklarını anlatıyor . Olga, Maşa ve İrina adlı kız kardeşler ve Andrey adında bir erkek olan kardeşlerin general babaları ve annelerini kaybetmeleriyle hüzünleriyle birlikte yaşama sıkı tutunmaya çalışırlar. Genel olarak konusu bir geçim sıkıntısı değil kesinlikle. Babasının birçok asker arkadaşının ve etraftaki komşu, eş, dostların da katıldığı İrina’nın doğum günü partisiyle kitap başlıyor ve tüm karakterleri burada tanıyoruz. Kitabın, üzerine yoğunlaşılan tek bir konusu yok, üç ayrı kısımda farklı olaylarla okuyoruz. Olga bir öğretmen ve hiç evlenememiş, Maşa sevmediği biriyle evli ve bu durum gün geçtikçe daraltıyor onu. Subaylardan biri olan Akexander da evliliğinde pek mutlu sayılmaz iki çocuğu olmasına rağmen. Maşa ile o kadar çok ortak yönleri ve benzerlikleri vardır ki, ancak birbirleriyle birlikteyken hayattan keyif alıp gülüşüyorlardı. Yakın arkadaş olmuşlardı hemen. Andrey ise üzgün olduğu günlerden birinde ona destek olup moral vererek tanıştığı komşu kızı Nataşa’ya gönlünü kaptırır. Doğum gününde utangaç tavır sergileyen Nataşa baş başayken oldukça özgüvenli biridir. İki yıl içinde evlenmeleriyle hiç de o şekilde utangaç biri olmadığı anlaşılır ve yılların emektarı hizmetlileri Anfisi’yle birlikte birçok kişiyi azarlar, bencil davranır ve kendi konforunu herkesin üstünde tutardı. Bununla birlikte subaylar arasında en küçük kardeş İrina’ya da gönlünü kaptıranlar çıkıyor ve aslında kitabın sonunu bu olayın getirdikleri oluşturuyor diyebiliriz.
Üç Kız KardeşAnton Çehov · The Kitap Genç · 20259,8bin okunma
Cambazların Kralı
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Singo, çekirdekten yetişme bir sirk cambazıdır. Singo'ya göre başarısının üç sırrı vardı: Babadan gelen yetenek, çalışkanlık ve tabii ki bir teline dahi kıyamadığı o meşhur ipi. Ama bir gün Şıngırdak Sirki'nde büyük bir gösteri öncesi emektar ip esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Ve macera başlar. Acaba Singo, babadan kalma ipi olmadan başka bir ip üstünde düşmeden yürüyebilecek mi? Singo, kayıp ilanı verdiği ipini "Ben buldum!" diye arayanlara ne cevap vermişti? Samsa Amca'nın getirdiği gemi ipi ya da Tedi Teyze'nin çamaşır ipi, o emektar ipin yerini tutacak mı? Kayıp ipini bulmak için dedektif paltosu giyen Singo, önce Şapkacı Şarlo'yu soru yağmuruna tutar. Buradan eli boş dönen Singo, teknolojinin babası Mekanik Kim'i sorgular. Daha sonra ise en yakın dostu, köpeği Dudu'yu... Hikayede babasından kalan tekli koltuk, tozlu sandık, aile albümü, denge, İp Cambazı kitabı gibi detayların yanında; Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabı gibi harika göndermeler de yer alıyor. Singo şunu fark eder: "Denge ipte değil içimde. Her şey ayağımın... Aman, zihnimin elinde!.." Peki, "İki cambaz bir ipte oynamaz," derler ya; acaba büyük mücadele de Singo mu yoksa rakibi Dino mu ip üstünde dengede kalabilecek? Akıcı kurgusunun yanında mizahi anlatımıyla çocuklara kahkaha tufanı yaşatacak bir eser Şaşkın Cambaz. Azim, çalışmaktan asla vazgeçmeme, pes etmeme, mücadeleci olma, hatıralara saygı, problem çözme, kendini keşfetme, eleştirel düşünce ve öz farkındalık gibi kazanımlar hikayeye çok güzel yerleştirilmiş. Şaşkın Cambaz, bana daha önce izlediğim ünlü ip cambazı Philippe Petit'in ikiz kuleler arasına gerdiği halat üzerinde yürüyüşünü konu alan "The Walk" filmini ve okumayı çok istediğim "İp Cambazı" kitabını hatırlattı. Kısacası Şaşkın Cambaz; “imkânsız” görünen bir hayalin
Şaşkın CambazHüseyin Keleş · Timaş Çocuk Yayınları · 20269 okunma
10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:58
Wilkie Collins Aytaşı Hintlilerin Ay Tanrısının başında bulunan kutsal bir elmasın, İngiliz Albay John Herncastle arafından illegal yollarla ele geçirip Hindistan’dan İngiltere ye getirmesi ve bu lanetli taşın çalınmasıyla başlıyor. Herncastle, vasiyetinde elması Rachel Verinder'e bırakarak suçunu sürdürür. Onun 18. Doğum günnde kuzeni Mr.Franklin Blake tarafindan hediye edilir. ' Lanet' ancak elmas hak sahiplerine iade edildiğinde kalkabilir yani hintlilere. Doğum günü akşamı malikanede Rachel'in kuzeni Mr.Godfrey Ablewhite ve ailesi , aile avukatı ve doktoru misafir edilmişti . Ertesi gün Aytaşı gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Hemen bir polis çağrılır , misafirler , hizmetciler ve ev sahipleri sorguya çekilir. Her yer aranır en ufak bir ip ucuna dahi ulaşılamaz. Bunun üzerine Londra 'dan ünlü bir dedektif çağrılır. Mr. Cuff işinde oldukça başarılı biridir. En ufak ayrıntıyı bile gözden kaçırmadan sorusturmayi yeniden başlatır. Aslinda birçok şüpheli varken ortada o herkesten önce ‍ hırsızı keşfetmiş , olayı çözmüş ve sadece olayın gidişatına göre nabız yoklamaktadir. Elde ettiği bulguları sadece Mr.Franklin Blake ile paylaşır ama yine de net birşey söylemez onada . İngiliz edebiyatının ilk polisiye kitabı olmasıyla bilinen ve dönemin bir çok yazarı tarafından da beğenilen bu eser bildiğimiz polisiye eserleri gibi kaleme alinmamis. Yazar çoklu anlatım tekniğini yani bir kaç ana karakterin anlatimiyla mektup/günlük tatzinda yazmış kitabı . İlk anlatıcımız olan, ailenin sevimli, soğukkanlı ve kafayı Robinson Crusoe ile bozmuş emektar kahyası Gabriel Betteredge’e oldukça geniş bir yer verilmiş, kendisi olayları ve gözlemlerini bize muzip bir dille anlatıyor. Ben en çok kahyanın anlatımını sevdim ve okuduğu
Duygu ve Düşünce
AytaşıWilkie Collins · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025205 okunma