Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalın bir kitap olması nedeniyle gözümü korkutmuştu okumaya başlamadan önce. Yer yer sürükleyici yer yer uyku getirici bir roman oldu benim için. Bu kitap bir limon olsa ve şöyle güzelce sıkabilsem bu kitabı, kitabın sayfa sayısı yedi yüzlerden bir anda iki yüz elli-üç yüz sayfaya düşebilirdi.
Ortaçağ’daki bir manastırda geçen cinayetlerle ilgili olaylar anlatılsa çok daha sürükleyici olabilirdi kitap fakat bu olaylardan çok daha fazla bir şekilde yer kaplayan Hristiyanlık ve Hristiyanlığa ait olan mezhepler olgusu beni bu dünyadan alıp rüyalar alemine götürdü, yani uykumu getirdi. Kral papaya karşı, papa kendi gibi düşünmeyen mezheplere karşı, mezhepler mezheplere karşı, erkekler şeytan diye nitelendirilen kadınlara karşı, ben ise hepsine karşıyım.
Kral olsun, papa olsun, ayrı ayrı mezhepler olsun hepsi birbirini sapkınlıkla itham ediyor ve kendinden olmayanları sapkın ilan edip arınmaları için canlı canlı yakıyor. Ne korkunç sahneler!
Manastırdaki papazların -yapmamaları gerektiği halde, çünkü günah ve yasak- çarpık ilişkiler içerisinde yuvarlandıklarını(eşcinsellik), kadınlara el sürmemeleri gerektiği halde bundan kaçamadıklarını, yalan söylediklerini, birbirlerinin kuyularını kazdıklarını, maddiyata büyük önem verdiklerini, kendi çıkarlarını üstün tuttuklarını, manastırda kalma sebeplerinin yoksulluktan uzak, rahat bir hayat sürmek olduğunu bu kitaptan öğreniyoruz. İster istemez bu nasıl bir din ve dindarlık diye düşünmeden edemiyor insan.
Romanda asıl anlatılmak istenene gelmek gerekirse evet bu bir cinayet, cinayetler romanı. Roman kahramanı Adso ve onun üstadı William’ın yolu bir manastıra düşer. Çok büyük ve birden fazla binayla çevrili bir kompleks olan Manastır olanca heybetiyle büyüler kahramanlarımızı. Manastıra geldiklerinde bir ölüm vakasıyla
Geceye o vakitlerde yıldızlar yağıyor, son çiçekler yağıyor, ağaçlara vuran ışıklar yağıyor. O sebeple insan ilk bakışta üzerine beyazlar püskürmüş ışık görkemini kar sanıyor.
Sözgelimi özgürlük duygusunu kendisinde yapı taşı olarak bulunduran insanın zamanla yasaklara ve baskılara uyumlu, itaatli bir varlık haline gelişi akıl almaz bir haldi. Aynı zamanda iç sızlatan bir şey...