Mehmet Emin Akın

Mehmet Emin Akın
@eminakin
Atatürk Üniversitesi
Münih
438 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Doğu'dan Yükselen o Mistik Eser: Kör Baykuş
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
Aylardan mayıs, havalar sıcak, hayat akıp gidiyor ve benim yolum nihayet İran edebiyatıyla kesişiyor. Pers kültürüne, kıyısından köşesinden yakaladığım o sinemasına hep bir sempatim vardı; ilk kez tanıştığım edebiyatını da öylece seviverdim... Üstelik bu ilk karşılaşmanın, tahlili pek de kolay olmayan Kör Baykuş ile olması ayrı bir tezat. Çünkü Sadık Hidayet bize yalnızca bir hikâye anlatmıyor; insan zihninin en karanlık, en mahrem dehlizlerini önümüze seriyor. Üstelik bunu hiç de alışıldık bir dille yapmıyor. Gerçekle rüyanın birbirine karıştığı, zamanın kırıldığı, karakterlerin bazen birer insan bazen de birer gölge gibi dolandığı bir dünyanın içine çekiveriyor bizi. Her şey öyle döngüsel ki sanki herkes tek bir kişi ya da belki de hiç var olmamış bir gölge... Bu yüzden okurken sık sık 'Ben tam olarak ne okuyorum?' sorusuyla baş başa kaldım. Ancak sayfalar ilerledikçe anladım: Sadık Hidayet’in derdi bize doğrusal bir olay örgüsü anlatmak değil; ruhumuzun derinliklerindeki o dipsiz kuyuyu kazımak. Tıpkı kendi hayatının kuyusunu kazdığı gibi... Bir kaç ay önce Hata Neredeydi?Hata Neredeydi? kitabını okumuştum. Orada yazar, Batı'nın özellikle Doğu'nun mistik hikâyelerini, mistik ruhunu merak ettiğini, bu merakı giderebilmek için ise Doğu'yu tanımaya gayret sarf ettiklerini, o kapıdan içeriye girmek için o gizemli anahtarı aramaya hazır olduklarını yazmıştı. O bilinmezlik hissi, rüyaya benzeyen anlatılar, gerçekle masalın birbirinden ayrılmayan tarafı… İşte Kör Baykuş, Batı’nın kapısında beyhude yere aradığı o gizemli anahtarın ta kendisidir. Ancak Sadık Hidayet bu anahtarı Batılı bir oryantalistin göz zevki için değil, insanın evrensel acısını haykırmak için bükmüştür. Masalı İran'ın esmer tenli çocukları okuyup uyusunlar diye değil, ruhların en karanlık yüzleri açığa çıksın diye
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kişisel Gelişimin Çok Ötesinde...
8/10
·320 syf.··
2025 24. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 19:00
Kişisel gelişim kitaplarına karşı oldukça önyargılı biri olarak, kitabı özellikle doğru zamanda okumaya başladığım konusunda ciddi soru işaretleri vardı kafamda. Çünkü hem tarzım olmayan türden bir kitap okuyacak, hem de demin bahsettiğim önyargılarımı bir kenara bırakmam gerekecekti. Kaldı ki bütün bunları, kitap okuma hızımın oldukça düştüğü, herhangi bir şeye odaklanmakta çok zorlandığım bir dönemde yapacaktım. Tam da bu sebeple, belki odaklanma sorunuma faydası olur diyerek kitabı okumaya başladım... Öncelikle kişisel gelişim kitaplarına karşı neden önyargılı olduğumu, daha doğrusu bu türü neden hiç sevmediğimi açıklamak isterim: “Hayal satmaları, hayatın gerçeklerinden uzak masallar anlatmaları…” Üstelik çoğu zaman, herkesin kendi yaşam koşullarını, imkânlarını, hatta psikolojik sınırlarını göz ardı ederek evrensel reçeteler sunmaları… Yani tek bir kalıba sığmayan hayatlara, tek tip çözümler önermeleri. Bazılarında ise okur üzerinde bir “yetersizlik” hissi uyandıran, sanki yeterince çabalamıyorsan hayatta geri kaldığın mesajını veren bir dil hâkim. Tüm bu nedenlerle, bana göre kişisel gelişim kitapları çoğu zaman gerçek hayatta uygulanabilir olmaktan çok, kâğıt üzerinde iyi görünen ama pratikte boş kalan önerilerle dolu. "Bugün canın işe gitmek istemiyor mu? O zaman gitme!" "Asgari ücretle çalışıyor olmana rağmen canın Bodrum’da tatil mi yapmak istiyor? Atla arabana, git Bodrum’a! Ne! Araban mı yok? E alıver canım, her yer araba galerisi!" "Herkesi mutlu edemezsin çünkü sen pizza değilsin!" (Bunun önceki iki örnekten farkı, benim tarafımdan uydurulmamış olup; gerçekten birilerini motive etmek amacıyla yazılmış olması!) Evet… En “mantıklı” kişisel gelişim kitabı ile yukarıdaki örnek cümlelerin kalitesi bence eşdeğer. Tam da bu yüzden, boş nasihatler dinlemek
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,2bin okunma
Belki de Vahşet Modern Çağın Ta Kendisidir!
10/10
·108 syf.··
2025 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 16:22
Bazen şöyle ince, kafa yormayan ama içi dolu bir kitap ararız ya… Elini yormasın, ama okuduktan sonra kafanda bir şeyler kalsın, hatta kaybolan okuma hızını geri kazandırsın. Vahşetin Çağrısı tam da öyle bir kitap. Sayfa sayısı az, ama anlattıkları ağır. İlk bakışta bir köpeğin doğaya dönüş hikâyesi gibi duruyor ama aslında insanı, sistemi, özgürlüğü anlatıyor. Okurken hem dinleniyorsun hem de bazı yerlerde ister istemez durup düşünüyorsun. Bu yazıda da o hislerin peşinden gideceğiz. Sakin sakin, uzun uzadıya kasmadan ama bir şeyler bırakacak şekilde. Çünkü bazen kısa bir kitap, insana unuttuğu şeyleri hatırlatır. Doğduğu, büyüdüğü, atalarının iz bıraktığı yerleri hatırlatır... Romanın başkahramanı Buck, rahat bir hayat süren evcil bir köpektir. Ancak bir gece hizmetkâr tarafından çalınarak satılır ve kendini kuzeyde, altına hücum döneminin acımasız ortamında bulur. Bu da onda bir takım doğal değişimler meydana getirir Buck’ın yaşadığı bu ani geçiş, bireyin kapitalist sistemde nasıl bir meta hâline getirildiğinin açık bir göstergesidir. Kaliforniya’da sahibinin malı olan Buck, Yukon’da artık yalnızca iş gören, yük taşıyan bir “emek nesnesi”dir. Jack London, işçilerin sistem içinde araçsallaştırılmasına ve insani yönlerinin hiçe sayılmasına Buck üzerinden dikkat çeker. Roman boyunca doğanın acımasız kuralları hâkimdir: hayatta kalmak için güçlü olmak gerekir ve bu güç bazen insanın içindedir. Buck’ın hayatta kalmak için içgüdülerine dönmesi, insanın doğal yapısının da bir tür "kurtuluş yolu" olabileceğini gösterir. Uygarlığın sunduğu yapay güvenlik duygusunun aksine, doğada var olmak, mücadele etmek ve kendi ayakları üzerinde durmak, gerçek anlamda bir varoluş biçimi olarak sunulur. Kısacası bazen “biz mağaramızda mutluyuz” diyebilmek, moderniteyi reddebilmek büyük
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
İnceleme: Goriot Baba, İçerik: Balzac-Dostoyevski
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 01:01
Bazı yazarlar vardır, adı anılır ama hakkı tam anlamıyla teslim edilmez. Honore de BalzacHonore de Balzac da onlardan biri. Goriot Baba'yı okuduktan sonra bunu daha iyi anladım. Elbette Fransız edebiyatının devlerinden biri olarak kabul edilir, birçok eseri övülür, ama gerçekten hakkını veren kaç kişi var? Okuma önerilerinde Balzac’ın adını ne kadar sık görüyoruz? Oysa o, sadece hikâyeler anlatan bir yazar değil; kalemiyle dünyalar kuran, karakterlerini yaşayan insanlara dönüştüren bir ustadır. Betimlemeleri okuru sıkmaz, aksine edebi bir zevk sunar. (Tamamen kişisel bir yorumdur, itiraz etmek serbesttir.) Onun romanlarını okurken yalnızca bir hikâyenin içinde kaybolmaz, 19. yüzyıl Paris’inde nefes alır, karakterlerin duygu dünyasını bizzat yaşadığınızı hissedersiniz. Balzac, yarattığı karakterlerde yalnızca iyiliği ya da kötülüğü değil, bu ikisinin iç içe geçtiği çatışmaları da ustalıkla işler ve bizleri de bu çatışmanın bir parçası hâline getirir. Bütün bunları söyledikten sonra, bilmiyorum sizler de Honore de BalzacHonore de Balzac ile Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski arasında bir benzerlik bulabildiniz mi? Evet, kitabı okurken bu iki büyük yazar arasında bir çok konuda bağlantı kurabilirsiniz. Gelin, bunların neler olduğuna bir göz atalım: Öncelikle Vautrin karakteri ile başlamak isterim. Vautrin; bir suçlu, kıvrak bir zekaya sahip, insanları manipüle etmeyi iyi başarabilen, karizmatik birisidir. Toplumun hemen her kesimini iyi tanır ve açıklarını bilir. Rastignac’a toplumda yükselmenin ve güç elde etmenin yalnızca ahlaki değerlerle mümkün olmadığını, bunun için cesurca hareket edilmesi gerektiğini söyler. Soylular aleminin kokuşmuş iç yüzünü ona çok iyi anlatır ve nihayetinde haklı da çıkar. Suç ve CezaSuç ve Ceza'daki Raskolnikov da, bazı insanların (Napolyonların) ahlak dışı eylemler gerçekleştirebileceğini ve böylece kahraman
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma
Büyük Selçuklu: Bilimin, Sanatın ve İslam’ın Koruyucusu
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 16:05
“Hedefleri olan, okuyan, dinine saygılı, medeni, sanatkâr, alim, adanmış Selçuklu toplumunu iyi tanımalıyız.” İncelemeye, kitapta Büyük Selçuklu Devleti'ni kısa ama öz bir şekilde anlatan bu cümle ile başlamak istedim. Çünkü kitabı okudukça ve Selçuklu toplumunu tanıdıkça, onların aslında ne kadar gelişmiş bir toplum olduklarını anlıyoruz. Savaş meydanlarında çok büyük zaferler kazanmış olmalarının yanı sıra, sanatta, medeniyette, bilim ve eğitimde, İslam'ı hakkıyla yaşamakta kendi çağlarının ötesinde bir devlet olduklarını görüyoruz. Türk tarihinin aslında ne kadar zengin, tek bir devlete indirgenemeyecek kadar kapsamlı ve köklü olduğunu Büyük Selçuklu üzerinden rahatlıkla okuyabiliriz. Günümüz Türkiye'sinin aslında Büyük Selçuklu'nun devamı ve mirası olduğunu söylersek de sanırım yanılmış olmayız. Fakat günümüzde insanlarımızın çoğu Türk tarihini sadece Osmanlı üzerinden okuyor, Büyük Selçuklu'ya gereken değeri vermiyor, onu hakkıyla tanımıyor. Benim Büyük Selçuklu Devleti ile ilk tanışmam, Corona sebebiyle evlere kapanmış olduğumuz dönemlerde televizyonda yayınlanan bir Selçuklu dizisi ile olmuştu. Yıllardır televizyonu hayatından çıkarmış birisi olarak bu dizi oldukça ilgimi çekmiş, merakımı kabartmıştı. Diziyi izledikçe bu kudretli devlet hakkında araştırmalar yapmış, onlara büyük bir ilgi ve sempati duymuştum. Selçuklu'nun büyük hükümdarı Melikşah'ın ismini dahi bugüne kadar nasıl duymadığımıza şaşırmış, okullarda bizlere hakkında en ufak bir şey bile öğretilmediğini fark etmiştim. Bu sebeple de tarihi dizi ve filmlere karşı önyargılarım yıkılmış, kişisel ilgi ve araştırmalarla onlardan faydalanılabileceğini deneyimlemiştim. Televizyon karşısında en çok zaman harcayan milletlerden birisi olarak belki de en büyük yanlışımız, tarihimizi doğrudan dizilerin
Büyük Selçuklu DevletiTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 2024114 okunma