Bir kere daha anlıyorsun ki, mutluluk bir gün bu diyarlara bir gelirse, hiçbir yere gelmediği kadar güzel ve görkemli gelecek; alabildiğine bitirim, alabildiğine hergele, hem şakacı hem hüzünlü, aşk fısıltılarını ve ezan seslerini aynı hevesle bağrına basan, kudüm ve klarnet ritimleriyle coşup ayrılık şiirleriyle ağlayan, dağlarıyla, denizleriyle, ovalarıyla dans eden yepyeni, yeryüzünün hiç bilmediği, hiç bilemeyeceği bir mutluluk olacak bu.
Vahşeti en çok biz bildiğimiz için şefkati de en çok biz bileceğiz.
***
Hikâyesi olan şarkılar ne güzel, hikâyesi olan insanlar gibi...
youtu.be/AXhTWjUy3lg (Dk 1:05'ten sonra başlıyor şarkı)
***
Renaud Séchan, sıradan bir Fransız sanatçı değildir. Onu Fransa’da meşhur eden şarkılarında, banliyö argosunu kullanarak, mizahlı bir biçimle sıradan insanların, sıradan hayatını anlatmasıdır.
Yıl 1980, Renaud’nun eşi hamiledir.
Erkek çocuk beklemektedirler. Hastanede doğum esnasında eşinin yanında bulunan sanatçı şaşkındır; çünkü dünyalar güzeli şirin bir kız çocuğu olmuştur.
Hastaneden şaşkınlıkla çıkıp bir parka giden Renaud, bir bankta oturur ve kızıyla ilgili hayallere dalar. Aslında minik bebeğini hayalen kucağına alıp çocukluğuna dönmüş, şekeri bayatlamamış anılarında gezinmektedir.
Ancak…
Hayatın bir de sert yüzü vardır.
Acımasızdır bu yüz…
Renaud bu yüzü çok iyi tanımaktadır ama küçücük kızının bunu bilmesine imkân yoktur.
Kız çocukları anne-baba için inanılmaz şaşırtıcı bir hediyedir.
Bir kedi yavrusu gibi savunmasızdırlar. O nedenle ebeveynler bu minik melekleri koruyamama konusunda endişeye kapılırlar. İhtimal Renaud da böylesi bir düşünceye kapılır ve kızına özel bir şarkı yapar. İsmi Mistral Gagnant’tır.
Bizim Akide ya da Horoz şekeri gibi geleneksel bir Fransız şekerinin adıdır Mistral Gagnant… Bizim macuncuların sattığı şekerlemeye benzer aslında. Tadı hep zihinlerdedir ama kolay bulunmaz pek. Sokaklarda gezinip Mistral Gagnant satan şekerciler yoktur artık Paris sokaklarında.
Ulaşılması zor bir şekerleme, bir içli hayaldir Mistral Gagnant…
***
Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en gümüş cümlem:
İçimi açtım sana.
İçini açmak için.