Ne güzel yaşayıp gidiyoruz değil mi?
Sağımız, solumuz, önümüz, arkamız hep yalan dünya tutturmuşuz, bir hayattır gidiyoruz.
Ha varız bugüne ha yokuz istesekte istemesekte ömür merdivenlerinden her nefeste bir kere daha yürüyoruz üzülüyoruz kırılıyoruz .
Bir kere ölmek için geldik bin kere dirilip tekrar dönüyoruz milyonlarca nefes içinde durmadan, yılmadan, bıkmadan kendimizi arıyoruz.
Bitiyoruz tükeniyoruz oysa sevmek fani dünyada tüm kötülüklere karşı serzenişti.
Ve ölmek
Dünyayı değil, gönlü terkedişti.
Unutuyoruz...
En acısıda ne biliyor musun?
Unutuluyoruz.....
Bahar geliyor
balkon soğukları da geçti,
hafif esiyor artık.
Havada herşey yoluna girecek kokusu var.
Evet.
biraz sabretsek herşey yoluna girecek gibi.
bu hissi seviyorum...
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin..
"Özür dilerim,
"diye fısıldadım kulağına.
"Aptal balık, okyanusunu incitti."
"Okyanus, aptal bir balık yüzünden incinmez."
"Aptal balık, okyanusunu sinirlendirdi."
En duygusuz ses tonuyla, "Okyanus, aptal bir balık yüzünden sinirlenmez," dedi bir kez daha. Özgür sigara dumanına sardığı kelimeleriyle fazla acıtmıştı kalbimi.
"Aptal balık, okyanusunu çok seviyor," dedim tüm pişmanlığını.
"Okyanus balığı sevmiyor."
Hafif titreyen sesimle,
"Aptal balık birazdan ağlayacak, " dedim.
"Okyanus... yalan söylüyor. "