— Bu sene çok ölümler oldu. Bir hastalık girdi köye, ne olduğu anlaşılamadı, Salih Emmi’nin peşi sıra Haşan Emmi, Hüseyin Emmi, kahveci Ali, muhtarın kızı ikişer gün arayla patır patır öldüler. Çok hasta olanlar var, onlar da bu kışı görmez... dedi bakkal Halil. Yaşasın baz istasyonu!
— Bal yapmazlar, bi şey yapmazlar, oramızı buramızı sokarlar! Arı sokmasından her sene birkaç kişi ölüyordu. Onlardan da kurtulduk şükür! — Bundan kelli bizim köye uzaylı muzaylı da gelemez. Atmosfere girdimi, un ufak eder o uzaylıyı bizim baz istasyonu... De mi Salih Emmi? — Tabii lan İsmail!... Yannız kimi ağaçlar kurudu, o kötü oldu işte... — Niye kurudular? — Bilemiyoz. Bi hastalık türedi ağaçlarda.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya eski dünya değil nerdee o deliler bizim bi Akyol emmi vardı
Toptaşının delileri deli veli tabir edilen mahalle divanleri bile unutulmuş bir zanaat gibi kayıpta 
Uçkur sevdalıları :-)
İki karı almayı yasakladı bu Cumhuriyer Şaban Emmi, ya bunu napalım?
Döl gibi kelimeleri güzel bulmasam da…
Köyün bütün döllerini okutalım Abbas Emmi. Okutalım ki, içlerinden kafalı adamlar çıkıp bize sahip olsun!
Sayfa 50·Kitabı okudu
Sonra ismini, dilini yasak eder sarhoş. Emmi! ;)
Kapımda düşüp yıkılan sarhoşu asla sürüp kovmam; evimde şarap varsa korum önüne, otururum onunla, beraber içmeye koyulurum. Konuğum olan sarhoş, canımdır, benimdir o, tacımdır benim, padişahımdır benim o; kalksın başımın üstüne otursun benim, o derece azizdir bana. Dostum, yakınım, beni sarhoş et; az sarhoş olduğum günü ömrümden saymam ben. Ömrümü altın gibi şaraba vakfettiğimden sâkîden başkasının yüzüne bakmam, sâkînin buyruğundan dışarı çıkmam.
Alıntı