Uzunca bir yazı olacak. Vakit ayırırsanız sevinirim.
***
"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır." (Muhammed, 47/7)
***
“Türkiye Radyoları Eskişehir muhabirinin bildirdiğine göre, tıp tarihinde ender görülen ameliyatlardan birisi, dün akşam Eskişehir Devlet Hastahanesinde operatör Doktor Münir Derman tarafından yapılmış ve kopan bir uzuv, dört saat vücuttan ayrı ve cansız olarak kaldıktan sonra tekrar vücuda eklenmiştir.”
20 Şubat 1963 tarihli yukarıdaki gazete haberinde de görüldüğü üzere dünya tarihinde (ilk deniyor) mucize addedilebilecek olayda ilk anda dikkati çekmeyen bir durum var. Hayır, mevzubahis durum tarihin geçmiş zamanda kalışından mütevellit nasılının vuku buluşu yahut devrin gerekli alet edevat donanım olanağından mahrumiyeti değil. Mevzubahis olan konu vücuttan kopan uzvun canı olmazken ayrıldığı yerle tekrar birleşince canına kavuşup hareketini kazanması durumudur.
Bir şey, herhangi bir şey, kopmuş, ayrılmış, başıboş, tek başına işlevsiz, bir başka şeye muhtaç, sadece ona gitmesi yetmez, muhtaç olduğuna nizami yaklaşmalı, onunla usulüyle birleşmeli, onsuz manasız olacağını bilmeli ki yaşasın.
Şimdi sözümüzü değiştirelim.
Bir beden, sıkı yahut gevşek toplanmış et ve yağ kümeleri, biri diğerine mani olmayan dünyaca uzunluktaki kablo nev’inden damar ağı, oynar yahut oynamaz irili ufaklı kemikler, tüm bunları kuşatan renkli deri, daimi uzayan saç ve tırnak, intizamlı dişler…
Nasıl hayatta? Hayat nedir? Nasıl canlıdır? Ruh derler, üflenmiştir. Bununla ayaktadır o çeşitli alet edevata ev sahipliği yapan beden. Ona ilişmiştir, daha doğrusu ona iliştirilmiştir ki canlıdır. Ondan gayrı su ve topraktan müteşekkil balçıktır.
Evet, beden, ruhla