...düşünmek fiili de nadirattandır. gerçekten düşünebilmek çetin iştir ve çırılçıplak, bir buzdağına tırmanmaya benzer. ve orada yaşamaya… düşünme üzerine düşünmeye de “felsefe” diyoruz. bal kavanozunu dıştan yalayan malumatfuruşlar bunun hakkında da çok çene yorarlar. şunu belirtmek lazım ki gerçek bir aşk veya düşünmek işi cinnetle sınır komşusudur. şen şakrak takım elbiselilerin öğle yemeğinde konuşacağı mesele değildir. parmağını ısırmış, saçlarını yolmuşlar vardır. gece uykusu kaçmışlar, kaldırımdaki yalnızlar… işte onlar bilir bunu. çileyi bilmekle çekmek arasında fark vardır. şair rimbaud dehşetle şunu der: “bir tasvir daha yaparsam çıldıracağım! susun!"
bir fikir adamı için fikirlerini değiştirmek ayıp değil; wittgenstein felsefeyi bitirdiğini söyledikten yirmi yıl sonra iddiasını geri çekti. benim de bir gün değişebilir kanaatim elbette ama bugün şunu diyorum; yabancılaşma, insana dair son sözdür! ben tanrı’nın mikrofonuyum. kendime dönük tek amacım tanrı’nın sesi düzgün çıksın için tozumu almak.