emre timur

emre timur
@emretimur
Mimarlık
Mimarlık, Felsefe
İzmir
198 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
bu eser toplu cinnetimizin tefsiridir
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
bu kitap, kültür tarihinin binlerce yıldır, psikolojinin yüz elli yıldır, benimse dokuz kitaptır yapmaya çalıştığımı yapmaya talip, insanı haritalandırmaya soyunuk bir eserdir. onuncu kitabım, yabancılaşma'm en başa kona, temel eserim ve vasiyetim sayıla. evet, vasiyetim yabancılaşma’mın anlaşılmasıdır. varoluşçu edebiyat, şiir, deneme, novella türünde eserler verdim ki kitaplaştırılmamış olan bir hayli yazım da mevcuttur. yapmaya çalıştığım şey insanı, şu içinde yaşadığımızı sandığımız şeyi, evrene, birbirine ve kendine yabancı bu canlıyı anlatmak yoluyla anlamak oldu; anlattım da anladım. insan, temelleri atılmış, terk edilmiş bir şantiyedir. bir fikir adamı için fikirlerini değiştirmek ayıp değil; wittgenstein felsefeyi bitirdiğini söyledikten yirmi yıl sonra iddiasını geri çekti. benim de bir gün değişebilir kanaatim elbette ama bugün şunu diyorum; yabancılaşma, insana dair son sözdür! ben tanrı’nın mikrofonuyum. kendime dönük tek amacım tanrı’nın sesi düzgün çıksın için tozumu almak. bambaşka bir şarkıya soyundum. bir entelektüel olarak en büyük endişem, ayaktakımı tarafından “anlaşılmaktır”. bu kitap ayaktakımı için sıkıcı, rahatsız edici ama en önemlisi lüzumsuzdur. yabancılaşma yeteneği olmayan kişiye bilgesavaşçı'nın verebileceği hiçbir öğüt kalmamıştır. kendilik felsefesi ayaktakımına uygun değildir. ayaktakımı, sorunlarını konuşmak için yaşam koçuna, spiritüel danışmana, arkadaşlarına bile danışsa bir şeyler kapar ama yabancılaşma yaşayan talip için psikologlar tutuk kalır; vurulacak tek kapı bilgesavaşçı'nın mağara kapısıdır. beynim şebeke suları, hava kirliliği, ayaktakımının gürültüsü ile yoruldukça beni titretip uyandıracak bir şifalı şurup olsun, okudukça uyuşan uzuvlarıma kan yürüsün için bencil maksatlarla yazdım biraz da bu şarkıyı. evet, bu bir
Felsefe
YabancılaşmaEmre Timur · Epokhe Yayınları · 202575 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
yeni kitap: us
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
Mimesis Çürüme Ödev Us yeni kitap: us emretimur.com/2025/07/yeni-ki... tez: us; antitez: ödev; sentez: yabancılaşma biliyorsunuz benim kitaplarım iki koldan ilerler; edebiyat ve felsefe. felsefi denemelerimi içeren ilk kitabım olan us 2020'den beri okunuyor. öncelikle bu yoğun ilgi için teşekkür ederim. ilk çıktığı günlerde tartışmalı bir kitap olmuştu. sonrasında 2023'te ödev geldi ve us'ta haritalandırdığım felsefem bir adım daha ilerledi. şimdi, yani 2025'teyse yabancılaşma üzerine çalışıyorum. yabancılaşma, felsefemin olgunluk dönemini temsil edecek, us ve ödev'in yerini alacak. us ve ödev, okundukça yavaş yavaş piyasada bulunamaz hale gelecek ki şu an o aşamadayız. us'un baskısı kalmadı. yerine gelen ödev ve ödev'in yerine gelecek olan yabancılaşma her ne kadar bir "güncelleme" sayılsa da ilk felsefe kitabımın iskeletini korumak ve -kısmen romantik sebeplerle- o yapı üzerinden tartışabilmek ve ilk kurulmuş yapıyı hatırlamak kaygusuyla us'u gözden geçirdik. bu konuda bana seray sönmez ve şükriye nazlı destek oldu; teşekkür ediyorum. ana haritayı korumakla birlikte sondaki mülakatları çıkardım ve ödev'de izi olan, yabancılaşma'nınsa üzerine kurulmuş olduğu bilgesavaşçı idealini basitçe de olsa ekledim. bazı imla hatalarını ve bilgi noksanlıklarını taradım, yanlış anlaşılabilecekleri detaylandırdım ve artık felsefemden hepten çıkmış olan kısımlarını da tamamen sildim. yine de kemik bölgeye dokunamazdım yoksa us'u yabancılaşma'ya dönüştürmüş olurdum. yani sonuç olarak ortada temiz, üzerine çalışılabilir, üzerinde tartışılabilir ama en önemlisi felsefeyi sevdirebilir bir metin çıktı. bu metni matbu olarak basıp yabancılaşma'nın etkisini öldürmektense dijital olarak yayınlamaya karar verdik. kitabı okunabilir olsun diye dokuz parçada
Felsefe
UsEmre Timur · Az Kitap · 2020127 okunma
ankara'da palyaço
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
2014’ün o karanlık ve soğuk, son aylarında, “kurtuluş acı çekme yoluyla gelecektir,” diyen dostoyevski’nin saint petersburg’u gibi bir şehirde, o bürokratik günah şehri ankara’da, yalnız bir adam doğum sancıları çekiyordu. karanlık ve yolunda gitmeyen, sisli ve belirsiz bir hayatta, üzerine üzerine gelen kızılay sellerinde yürümeye çalışırken, kafasında, aklından hiç çıkartamadığı bir tek kişi vardı: palyaço. binlerce yıllık aşağılık insan medeniyetinin kustuğu istenmeyen çocuk… yalnız adam, kendi çağından, yaşantısından tiksinirken, doğrular ve gerçekler arasında bocalarken, erdem ve bilgeliğin, güzellik ve adâletin varlığına da inanmaktan kendini alıkoyamıyordu. soğuk ankara sabahlarında cesedini sürüklediği sömürge merkezlerinde gün boyu sömürüldükten sonra, akşamları da cesedini başka bir sömürge merkezine sürüklüyordu, evine. ışık, umut, hayat ve planların bulunmadığı bu çağda aklından bir türlü silemediği palyaço, özünü aramaktaydı çünkü bir “öz” vardı, olmalıydı. fakat o “öz”ü bulsa bile, bu korkak palyaçonun ne işine yarayacaktı ki? demek ki korkulardan arınmak gerekiyordu. kendisine uzanacak bir dost elinden bile ürken, gülmek için ciddi sebepler arayan ve hiç unutmadığı, o ilk ankara günlerinde kurtuluş parkı’nda kaldığı otelindeki grili kızları ve derviş bey’leri düşününce, korkularından arındıktan sonra yapacak son bir şeyin kaldığını anladı: eyleme geçmek! öğretmen aramak boşunaydı. bilge, yalnız adamın kendi içindeydi. ne yapacağını sordu bilge’ye palyaço. “makyajını sil,” dedi bilge ve makyajın altında parlayan bir “öz” göründü. belki biraz çarpık, biraz çirkindi ama öz, sâhiciydi. korkuyordu “öz”ünün görünmesinden yalnız adam. korku doluydu hayat. korku ve şüphe… her yandaydılar. onlarla yazarak savaştı yalnız adam ve yazdıkça arındı. yazış
Edebiyat
Palyaçonun ListesiEmre Timur · Az Kitap · 2018352 okunma
deli darbesi yeni baskıda
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
emre timur Şizofren şizofren 10. baskı- mukaddime ilk formunun "deli darbesi" ismiyle yazılmaya başlandığı ve kadınlar koğuşunun anlatıldığı 13 ocak 2017'de, evimde yaşayan bir böcek tarafından silinmiş olan şizofren, ikinci kez yazılmış tek kitabımdır. tabii böceğin ezilmesinden sonra... aynı zamanda en çok teveccüh gören ve ismimi duyuran kitaptır. İşte yeni baskısının mukaddimesi... sadece gözüne kıymık batmışların görmek zorunda kaldığı hakikati gördükten sonra unutmak ne mümkün? bir saldırı ile yok edilmesi üzerine tekrar yazılan, bu kaderiyle de tarkosvky’nin stalker’ına benzeyen, devamlı etrafında döndüğüm asıl mevzuyu, “delirmek ve anlamak” mevzuunu anlatmak için tepindiğim, adımdan ve diğer eserlerimden daha meşhur olan şizofren romanımın inkılâp kitabevi bünyesindeki baskısını avuçluyorsunuz. tıpkı kitabın seksenlerin delirmiş türkiye’sini avuçlaması gibi. şunu belirtmekte fayda var ki psikoloji bilimi kazındıkça kazınıyor ve insanı tarif edebileceği bin şablon çıkartıyor da hâlâ yaklaştığını hissetmiyor. işte böyle gizdir insan. davranışçı ekol, dev bir laboratuvar faresi yapıyor insanı pozitivizm etkisiyle; biyolojik yaklaşım, ille, diyor, kafatası içindeki sulu pembe şeye bakalım; sosyoloji, kültüre vurgu yapıyor; psikodinamik yaklaşım iniyor çocukluğa ve niş görülen varoluşçu yaklaşım başka başka şeyler diyor… adını anmadığımız niceleri elbette… nemenem şeydir şu insan bilmem ama onu en iyi anlatmanın yolu onun patolojisini anlatmak ve en iyi anlatıcı patoloji de kanımca şizofreni. evet, delirmek deyince akla ilk gelen şeydir kendisi. son derece yanlış anlaşıldığı halde hem de. cemiyetten, kültürden, geçmişten, yani sosyolojiden de yolamıyoruz insanı, o yüzden toplumsal patolojilere bakınca türkiye için en ideal anlatı şüphesiz toplu cinnetimiz 12
Edebiyat
ŞizofrenEmre Timur · Az Kitap · 2018569 okunma
Çağı Anlamak
Puan vermedi
uzun yıllarım orta çağ'da geçti. nicedir bunalıyordum oralarda ve çağdaş felsefe sıçrayışımı bu kitap ile yaptım. şunu belirteyim, ben hayatım boyunca kant'tan yukarı çıkmadım pek. nietzsche'yi saymazsak, bir de sartre'ı, bu çağa gelmedim hiç. bu kitap tüm çağdaş felsefeyi özetliyor mu? bunu iddia etmediği gibi, bu pek mümkün bir şey de sayılmaz sanırım. buna yeltenen kitaplar varmış ama bu çağın kendine has bir zorluğu var. öncelikle, çok fazla akım var ve çok fazla filozof. ikincisi, daha çok fenomenolog, yapısalcı, antropolog vs. olup kendisine filozof demeyi reddeden filozoflar var. bereketlilik anlamında en şen çağ tabii, şüphesiz. bunun asıl nedeni, artık ilk çağ gibi kayıp kitaplardan, yakılmış kütüphanelerden söz etmiyoruz. o yüzden karmaşa veya belirsizlik yok; doğum tarihi belirsiz filozoflar, karanlık dönemler yok. kim öksürse kayıtlara geçiyor. diğer konu da artık felsefe yapmanın daha kolay olması; çünkü dünyanın her yeri üniversite dolu. kitapla ilgili en bariz eleştirim, içimiz dışımız yahudi güzellemesi ile doluyor. soy kırımı kınayacağım derken, yazar biraz abartıyor sanki. çağdaş felsefenin ana gündem maddesi sanırım savaş ve salgınlarda yüz milyon kişinin öldüğü yirminci yüzyılda ölen birkaç milyon yahudi olmasa gerek. bir de kasten bazı filozoflar hızlı geçiliyor, bazılarına hiç uğranmıyor, bazılarıysa sırf yahudisever diye üzerinde uzun duruluyor. çok şey öğrendiğimi belirtmeliyim ama. kitabın en iyi tarafı, tüm filozofları ilişki içinde durmaksızın örülen bir ağ gibi anlatması. yani kitabın başında adorno geçiyorsa, adorno olmayan her yerde de geçmeye devam ediyor. yani kim kimin hocası, kim kim için ne yazmış ve kim kimin aleyhindeymiş, öğreniyorsunuz. bence bu çok iyi. çoğu felsefe kitabı filozofları uzaydaki gök taşları gibi kopuk
Felsefe
20. Yüzyıl Felsefe TarihiChristian Delacampagne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201866 okunma