Psikiyatrinin Kara Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
7592
Gösterim
Adı:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058235441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Thales
Baskılar:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Plastik ürünlerde bulunan “fitalat” maddesinin eşcinsel eğilimlere neden olabileceğini;

Kadınlarda adet öncesi yaşanan gerginliğin sebebinin insan evriminde ne gibi bir avantaj sağladığını;

İnanç ve ateizmin beyinde hangi madde ve gen ile ilişkili olduğunu;

Adolf Hitler’in “metamfetamin” bağımlığını ve bağımlılığı sonucunda Parkinson oluşunu;

Alzheimer ve Parkinson hastalığından korunmanın yollarını;

Otizmin tedavisinin mümkün olabileceğini;

Aşkın beyindeki düzeneklerini, aşk acısının geçirilebeleceğini;

Bağımlılıklarınızdan kurtulmanın yollarını;

Obezite ve sürekli yemek yemenin nelere bağlı olduğunu öprenmek;

Kısaca, beyninizin anahtarını elinize alıp, daha zeki olmaya var mısınız?



Bu kitapta beyinle ilgili “normal” ve “hastalık” kavramları bir bütün halinde verilmeye çalışılmıştır. Kitapta, psikiyatrik bozuklukların nedenleri ve sonuçları ele alınarak tedavi konusundaki yetersizlikler ortaya konulmuş ve bu konuda çözümler üretilmeye gayret edilmiştir.



İnsanlar nasıl bir beyin istiyorlarsa o beyni kendileri yaratırlar. Cajal’ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, “Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır.” Beyni, duyguları, psikiyatrik bozuklukları anlamak ve bilimsel yaklaşım elde etmek için bir başucu kitabı…
244 syf.
·1 günde·6/10
Öncelikle kitapta yazarın biyografisinin yer almamasına çok şaşırdım. Her yerde dillendirdiği gibi; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ikincilikle mezun olduğunu ve TUS’ta 7 kez derece yaptığını kitabında da belirtmesini beklerdim. 100’den fazla makalesi olduğunu ve AR-GE çalışmalarına yıllarını verdiğini de eklemeden geçmeyelim. Kendisiyle övünmeyi sever doktorumuz, biz de takdir edelim.

Girişten anlamışsınızdır, Oytun Erbaş’ı bu kitaptan önce tanıyordum. Aslında onu tanımayan tıbbiyeli yoktur diye düşünüyorum. Bizim camiada meşhur bir hoca. E tabi ülkede, alanında özverili ve hakkını vererek çalışan insan sayısı az olunca böyle az biraz işin ucundan tutup sesi çıkanlar dikkat çekip parlıyor.Hakkında çok da kötü konuşmak istemiyorum. Normalde yaptığım bir şey değil ama ekşi sözlükte kendisiyle ilgili girilen entry’lere göz atabilirsiniz. Çoğuna hak verdim. Ben Oytun Erbaş’ı TEDx konuşmalarından ve katıldığı TV programlarından biliyorum. Çok fazla “hak” dedim ama kendisinin hakkını yiyemem. Mesleğine yıllarını vermiş, literatüre bir sürü katkısı olmuş, çalışmalarıyla ülkemizi de güzel temsil etmiş ama beni başından beri rahatsız eden şey maalesef kibri, insanlara tepeden bakışı ve kendinden oldukça emin oluşuydu. Hâlâ özel bir tıp fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor, arkadaşımın fizyoloji derslerine giriyor. Derste konuştukları falan geliyor kulağıma, maalesef her seferinde beni doğruluyor. Çok kibirli ve annem beynime mıhlamış şunu: “Kibir en büyük günahtır.” Sevemiyorum adamı.

Kitaba gelirsek önce Allah aşkına şu kaynakça kısmına bir bakın: https://i.hizliresim.com/P1dzdN.jpg Yani yorum yapmak bile gereksiz ama arkadaşlar Google’dan görsel arattığınız zaman ve o görselin üstüne tıkladığınız zaman Google altta size görselin kaynağını veriyor. Kaynak olarak: Google Görseller yazmak ne bileyim üşengeçlik, ciddiyetsizlik gibi de değil. Amatörlükten mi diyelim bilmiyorum. Ayrıca kitap boyunca tıpın dinamik ve devamlı ilerleyip değişen bir bilim olduğunu, hekimlerin gündemi takip etmesi gerektiğini ve güncel bilgiler ışığında hareket etmek zorunda olduklarını söyleyen Ertaş 2007 tarihli bir kaynaktan faydalanıyor. Ne desem bilemedim. Tıp okumaya başladığımdan beri alanımla ilgili kitaplara bakarken özellikle dikkat ediyorum basım tarihine ki inanın 2016 tarihli bir kitap bile içime sinmiyor, bilgiler eskimiştir gibi geliyor. Bir hocamız artık güncellenme sıklığının 7 aya kadar düştüğünü söylemişti. Bakın 7 ayda bir varolan bilginin doğruluğu sınanıyor. 11-12 yıl önceki kaynak ışığında bilimsel kitap yazılır mı? Bu kısacık kaynakçada beni rahatsız eden bir nokta da şu: kendi çalışmasını kaynak olarak göstermesi. Kitaba başından itibaren önyargılı bir şekilde yaklaştığımı kabul ediyorum. Nevzat Tarhan’ın kitapla ilgili yorumunun etkisinde kaldım ama bu yaptığı ego tatmininden başka bir şey değil. Neyse içeriğe geçelim..

Kitap yabancı olan ve daha önce beyinle ilgili kapsamlı pek bir şey okumamış veya izlememiş birini etkileyebilir ki etkilemiş de. Okuyan herkes bir aydınlanma anı yaşamış gibi duruyor. Aslında internette arayıp bulamayacağınız hiçbir şey yoktu kitapta. Yani tabii ki çalışıp çabalamış o kadar, bir kitap koymuş ortaya. Emeğini takdir ediyorum ama çok da güncel veriler içermiyordu bunu kabul edelim. Bu azönce saydıklarımı ben de yapmış olmasam yani beyinle ilgili okumasam etmesem ve geçen sene kapsamlı bir nöroloji dersi görmüş olmasam ben de etkilenebilirdim belki ama işin mutfağında sayılırım. Psikiyatrik bozukluklara da, beyinle ilgili bilinen bilinmeyen tüm durumlara da, yapılan deney ve araştırmalara da yabancı değilim. Hatta aynı şeyleri o kadar çok gördüm ki deneyin ismini görünce paragrafı atlayasım geliyor çünkü tüm girdileri çıktıları ezbere biliyorum artık.

Sınav çıkışı kendimi kütüphaneye attım, bu kitaba saatlerimi verdim, inat edip çok kısa molalarla gün içinde bitirdim. Boş bir okumaydı diyemem. Yeni şeyler öğrendim mi? Öğrendim ama bunun yerine daha nitelikli bir kitap okuyabilirdim ve sizin de beyine, nöroanatomiye veya psikiyatriye ilginiz varsa size daha nitelikli birkaç kitap önereceğim:

1- Yaratıcı Beyin

2- Incognito - Beynin Gizli Hayatı

3- Beyin

Kitapları ayrı ayrı tanıtmayacağım. İlk iki kitaba zaten inceleme yazmıştım. Kendiniz de araştırıp bakarsınız zaten. Üçüncü kitaba da yarın başlamayı düşünüyorum. David Eagleman benim çok sevdiğim ve örnek aldığım bir nörobilimcidir. Bende bu beyine olan ilgi geçen sene uyandı. O dönem kendisinin kitaplarından ve 6 bölümlük beyin belgeselinden haberim oldu. Çok değerli ve saygı duyduğum bir bilim insanı. Kalan kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

Aslında Beyin kitabını da okuyup ikisini karşılaştırmayı düşünmüştüm ama mukayese edilecek tarafları yok ne yazık ki. Oytun Hoca beni şaşırtsın isterdim. Kendi ülkemden bir bilim insanının bu alanda nitelikli ve doyurucu bir çalışma ortaya koymuş olmasını isterdim.

Kitapla da yazarla da ilgili daha tonla şey yazabilirim ama ben kendisine biraz tepkili olduğum için diğer yorumlarım da çok objektif olamayacak sanırım.

Okursanız pişman olacağınız bir kitap değil. Okumazsanız bir şey kaybeder misiniz? Beyinle ilgili başka bir kitap okumayacaksanız cevabım: Evet. Ben bu konuda nedense herkesin bilgi sahibi olmasını elzem görüyorum. Çünkü biz beynimiziz. Beynimizden ibaretiz yani hayatımızla ilgili ne olup bitiyorsa orada dönen olaylar sonucu gerçekleşiyor. Bana bu incelemeyi yazdıran da size okutan da o. Kendimizi tanımak istiyorsa beynimizi de tanımalıyız.
244 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel kavramlara yer vermesine rağmen akılda kalıcı ve o kadar çok şey öğretiyor kiii anlatımı sayesinde ister istemez aklınızda kalıyor hepsi.

Psikolojiye nörolojik anlamda merakı olanlar için ekstra daha zevk alacağı bir kitap. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar dilerim..
220 syf.
·7/10
Kitaptan birçok şey öğrenebilirsiniz fizyoloji dersi aşmışsanız terimlere aşinasınızdır zaten .Beyni merak ediyorsanız ve patolojilere ilgiliyseniz herkesin anlayacağı bir dille detaya girmeden bazı konulara değinmiş yazar.Modern psikiyatrinin yanlışlarınıza ele alıyor eleştirel ve mantıklı dille dile getirmiş.Toplumdaki etiketlemelerin yanlışlığını ve bazende psikiloji-psikiyatri ile ilgili kişilerin hatalarınıda cesurca dile getirmiş.Hala psikiyatri de bir eksikliği gösteren çıkarımları göz önüne koymuş .Hep aklınıza gelen ama söyleyemediğiniz eleştirileri bulabilirsiniz....
220 syf.
·Beğendi·10/10
Tedex konuşmalarında tanıdım kendisini... İyikilerden biri... Herkesin anlayabileceği türde kurduğu cümleler ile vermek istediği mesajı size ileten yetenekli yazarlardan biri... Birçok yeni bilgi öğrenmeyi başarabilirsiniz bu kitapla...
244 syf.
·7 günde·8/10
Öncelikle Tedx konuşmalarını dinlemenizi öneriyorum Oytun Erbaş'ın. Çok keyifli, rahat ve bir o kadar da işinin ehli bir bilim insanı.
Kitap, psikyatriden ziyade daha çok beyin fonksiyonlarıyla ilgili. Tüm psikyatrik rahatsızlıklar da beyin fonksiyonlarının aslında bir tür irregüle olması demek olduğundan aynı kapıya çıkıyor. Beyin salgıları olan nörotransmitterler ve beyin bölümleri ve işleyişleri konusunda çok hoş ve bilgilendirici veriler bulabilirsiniz.
Kısacası keyifle okuyacağınız, beyni tanıdıkça kendinizi tanıyacağınız bir eser.
244 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yazarımız Oytun Erbaş'ı gerek yazılarından gerek açık oturumlardan takip ediyor ve çok beğeniyordum. Kitabını da zevk alarak okudum ve beğendim. Yazarın dilinin aşırı bilimsel olmasından korkuyordum aksine çok anlaşılır bir seviyede. Kitap biraz daha kalın olabilirdi fakat tahmin ediyorum ki bilimsel-teknik terimlerle okuyucuyu sıkmak istememesinden bu içeriği yeterli görmüş olmalı. Diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım.
220 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabı biraz karıştırınca çok tıbbi terim varmış gibi görünmüştü, aslında orta düzeyde var ama yazarımız(doktorumuz) hepsini çok sade bir şekilde anlatıyor. Psikoloji alanına ilgili olanların büyük zevkle okuyacağı ama bence herkesin okuması gereken hayata dair önemli ve bir o kadar da gerekli anekdotlar almanızı sağlayacaktır (bende çok fazla oldu)
220 syf.
·35 günde·9/10
Entelektüel zekanın muhakeme yeteneğini bilişsel sorgulayan bir perspektifte açıklanarak psikiyatride bildiklerimizi tekrar gözden gecirmemizi hatırlatan bir kitap.sayfa 59 çok ilginç...
244 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Kendi alanında, sınavlarda ve bölümlerde kendini yeterince ispatlamış bir genç hocamızın bir kitabı.

Normalde eser yazan, bir şeyler yani ürün ortaya koyandan çok işini eşi gibi seven ve genelde pratik hayatta daha etkin olduğunu söyleyebiliriz. Birilerinin aşırı iknasına ve gazına geldiği için yazma gereği duyduğu kendi sözleridir.

Eser içinde beyine ve psikolojik durumlara yönelik anlaşılır, mümkün olduğunca terimlerden uzak kalmış, başucu niteliğinde bir kitap.

Önce ilerideki bölümleri anlamak adına temel bilinmesi gerekenleri başlıklar sıralamalarıyla ön bilgi aşılaması yapıyor. Daha sonra da anlatmak söylemek, tanıtmak istediği bazı durum ve vakaları herkesin anlayacağı dilde, başta önbilgi olarak verdiği bilgiler ışığında anlamlandırıyor ve anlatıyor.

Yayınlanmış 100e yakın deneysel çalışmalarının ve makalelerinin bir özeti niteliğinde yalın bir eser ortaya koymaya çalışmış.

Hocamızın seveni kadar sevmediği de olduğu biraz bu camiaya yakın olanların bileceği bir durum. Eser en büyük eleştirilerin de güncellikten uzak ve eser ortaya koymanın çıtasına yaklaşamamış olması söyleniyor. Genel anlamda haklılar. Eser ortalama bir hocanın yazacağı eser tarzına yaklaşmamış lakin karalamalar, özet çıkarmalar, notlar gibi de düşünülebilir.

Kitap kara adı ile basılmış çünkü karanlıkları ortaya koyan ve herkes tarafından karıştırılan konular konusundaki tartışma ve çelişkilere yer verdiğini söyleyebiliriz. Camiadaki ve tartışmalardaki kendi bakış açısıyla bilimsel açıklamaları her bölümün içine eklemiş.
244 syf.
·Beğendi·9/10
Eğer beynin yapısına, psikyatriye ve psikiyatrik bozukluklara karşı ilgiliyseniz kitabı elinizden bırakamayacaksınız. Genç yazarımız bize genel hatlarıyla tüm hastalıkları anlatmaya çalışmasının yanında yanlış tedavi yöntemlerini eleştiriyor ve nasıl olması gerektiğini açıklıyor. Doğru bilinen yanlışlar ve yer yer yaşayacağınız aydınlanmalar kitabı sürükleyici kılıyor, aynı zamanda da bize tıp biliminin mucizevi yönünü gözler önüne seriyor. Kitap, herkesin anlayabileceği dilde yazılmış. Teknik terimler kullanması gerektiği yerde ise yazarımız, anlamına da yer vererek olayı kavrayabilmemizi kolaylaştırıyor. Eğer bu tarz konulara ilgi duyuyorsanız kesinlikle okumalısınız.
220 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Psikiyatrik bozuklukları ve sinirbilimi bilimsel açıdan sade bir şekilde özetleyen güzel bir çalışma. Yer yer bir hekimin psikiyatriye icerden eleştirel bakışını okuyorsunuz(kendisinin fizyolog olmasının etkisi olabilir). Insan beynini daha yakindan tanimak icin alan disindan okurlara da hitap edebilir. Fakat konulara sadece biyolojik açıdan baktığı için bazı bölümlerinin eksik kaldığını düşünüyorum.
244 syf.
·30 günde·Beğendi·Puan vermedi
Psikiyatrinin Kara Kitabı-Oytun ERBAŞ

Günümüzde insanın en çok merak edilen, öğrenilmeye çalışılan ama aynı zamanda da en bilinmeyen organı "beyni"dir. Bu kitap da genel olarak beynin bizi yönlendirirken kullandığı enstrümanlardan bahsediyor. Doğal olarak içerisinde pek çok tıbbi terim var. Mümkün olduğu kadarıyla basit bir anlatım var aynı zamanda da yüzeysel. Davranışlarımızı bilinçli bir biçimde mi yaparız yoksa her şey biyo-kimyasal ve elektriksel aktivitelerden mi oluşur? İnsanlık beynin işlevlerini araştırdıkça ve keşfettikçe oldukça karmaşık ve zor bir yapı olsa da genetik alt yapı ve çevresel faktörler bütününden oluşan robotik bir yapı mı ortaya çıkıyor. Yani beyin iyi öğrenilip kontrol altına alınabilinirse insanlığın robot üretmesine gerek kalmayabilir çünkü insanın kendisi robotlaştırılabilir. Alıntılarla kitapları aktarmayı pek sevmeyip, uygun bulmasam da bu kitap için yerinde olduğunu düşünüp pek çok alıntıda bulunacağım.

*** Anne sütü alan çocuklarda anksiyete ve depresyon az gözükmektedir.

*** Hemen hemen bütün stres ve kaygı durumlarında olumlu telkin, pek çok psikiyatrik ilaçtan daha faydalı bir yöntemdir.

*** Kısa süreli bellek "hipokampus"tadır. Uzun süreli belleğin ise beyinde özel bir yeri yoktur. Bilgi bütün kortekse yayılır.

***Depresyon, esasında artan stres karşısında vücudun ve bireyin kendini koruma mekanizmasıdır.

***Tek çocukların, kardeşi olan çocuklara göre anksiyete düzeyleri daha fazladır. Yapılan çalışmalarda tek çocukların hayvan sahibi olmalarının kardeşlerinin olmasına denk bir ölçüde anksiyete düzeyini azalttığı görülmüştür.

***Gebelikte egzersiz yapan annelerin bebeklerinin daha zeki olduğu bilinmektedir.

***Yetişkin bireylerde biyolojik saat 24 saate programlı iken, ergenlik döneminde bu saatin yaklaşık 27 saate organize olduğu ortaya çıkmıştır.
"Çocukluk çağında şiddete maruz kalıp kafa travması geçirmiş çocuklarda prefrontal korteks hasarına bağlı psikotik kişilik, suça meyil ve seri katil olma ile sonuçlanan bir süreç meydana getirebilmektedir."
Adrenalin ve noranrenalinin içinde bulunan tirozin aminoasiti aromatik bir aminoasittir. Yani, kendi kokusu ve rengi vardır. Bu koku ter ve deri aracılığıyla hemen yayılır. İnsanlar tarafından bu koku algılanabilir, ancak koku bilince aktarılmaz. Bu kokunun oluşturduğu bizdeki duyguların tamamına 6. his denir. Böylelikle, siz bilinç seviyesinde hiç anlamasanız bile, beyninin bu insanın kötülük yapabileceği konusunda size bir ön uyarıda bulunur ve o insandan hoşlanmazsınız.
Uyku sırasında beynin Prefrontal Korteksi çalışmaz. Aktif olan, Oksipital lob ve bir miktar da "hayvan beyni" olarak anılan limbik sistemdir. Saçma sapan rüyalar görmemizin nedeni, Oksipital loba hükmeden beyin bölümünün akıl ve muhakemeden sorumlu Prefrontal Korteks değil, animal brain, yani limbik sistem olmasıdır. Bunun için rüyalarda ahlak yoktur.
Gebelik döneminde annenin, plastik şişelerden içtiği sular, fast food ambalajları ve daha birçok fitalat içeren madde ile ağız veya deri yoluyla teması maalesef tespiti ve telafisi güç zararlar doğurabilmekte. Fitalatın en çok zehirlediği, zarar verdiği hücre ise testiste bulunan Leydig hücreleri.. Ve bugün, erkek eşcinselliğindeki oransal patlamanın gözlenebilen en büyük sebebi, çevresel kirlilik ve erkek çocukların anne karnında yeteri kadar testosterona maruz kalamamasıdır.
Oytun Erbaş
Sayfa 244 - Fitalat, plastik maddelerde, şampuan, saç spreyi, oje ve deodorantlarda bulunan bir kimyasaldır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058235441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Thales
Baskılar:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Plastik ürünlerde bulunan “fitalat” maddesinin eşcinsel eğilimlere neden olabileceğini;

Kadınlarda adet öncesi yaşanan gerginliğin sebebinin insan evriminde ne gibi bir avantaj sağladığını;

İnanç ve ateizmin beyinde hangi madde ve gen ile ilişkili olduğunu;

Adolf Hitler’in “metamfetamin” bağımlığını ve bağımlılığı sonucunda Parkinson oluşunu;

Alzheimer ve Parkinson hastalığından korunmanın yollarını;

Otizmin tedavisinin mümkün olabileceğini;

Aşkın beyindeki düzeneklerini, aşk acısının geçirilebeleceğini;

Bağımlılıklarınızdan kurtulmanın yollarını;

Obezite ve sürekli yemek yemenin nelere bağlı olduğunu öprenmek;

Kısaca, beyninizin anahtarını elinize alıp, daha zeki olmaya var mısınız?



Bu kitapta beyinle ilgili “normal” ve “hastalık” kavramları bir bütün halinde verilmeye çalışılmıştır. Kitapta, psikiyatrik bozuklukların nedenleri ve sonuçları ele alınarak tedavi konusundaki yetersizlikler ortaya konulmuş ve bu konuda çözümler üretilmeye gayret edilmiştir.



İnsanlar nasıl bir beyin istiyorlarsa o beyni kendileri yaratırlar. Cajal’ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, “Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır.” Beyni, duyguları, psikiyatrik bozuklukları anlamak ve bilimsel yaklaşım elde etmek için bir başucu kitabı…

Kitabı okuyanlar 274 okur

  • Ege incekaş
  • Fatih Gevşemezoğlu
  • Serra yetek
  • bahadır saygın
  • Leylâ Âyşe
  • Ayşegül
  • Yasin GÖKGÖZ
  • Ehrimen
  • Gökhan kaçar
  • Vasfi öztanır

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17 (17)
9
%11 (11)
8
%4 (4)
7
%4 (4)
6
%2 (2)
5
%2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0