Psikiyatrinin Kara Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,6bin
Gösterim
Adı:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058235441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Thales
Baskılar:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Plastik ürünlerde bulunan “fitalat” maddesinin eşcinsel eğilimlere neden olabileceğini;

Kadınlarda adet öncesi yaşanan gerginliğin sebebinin insan evriminde ne gibi bir avantaj sağladığını;

İnanç ve ateizmin beyinde hangi madde ve gen ile ilişkili olduğunu;

Adolf Hitler’in “metamfetamin” bağımlığını ve bağımlılığı sonucunda Parkinson oluşunu;

Alzheimer ve Parkinson hastalığından korunmanın yollarını;

Otizmin tedavisinin mümkün olabileceğini;

Aşkın beyindeki düzeneklerini, aşk acısının geçirilebeleceğini;

Bağımlılıklarınızdan kurtulmanın yollarını;

Obezite ve sürekli yemek yemenin nelere bağlı olduğunu öprenmek;

Kısaca, beyninizin anahtarını elinize alıp, daha zeki olmaya var mısınız?



Bu kitapta beyinle ilgili “normal” ve “hastalık” kavramları bir bütün halinde verilmeye çalışılmıştır. Kitapta, psikiyatrik bozuklukların nedenleri ve sonuçları ele alınarak tedavi konusundaki yetersizlikler ortaya konulmuş ve bu konuda çözümler üretilmeye gayret edilmiştir.



İnsanlar nasıl bir beyin istiyorlarsa o beyni kendileri yaratırlar. Cajal’ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, “Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır.” Beyni, duyguları, psikiyatrik bozuklukları anlamak ve bilimsel yaklaşım elde etmek için bir başucu kitabı…
220 syf.
·6/10 puan
Kısa bir inceleme yazacağım. Aslında zorunluluktan (bir sınav için) okuduğum bir kitaptı. İçerisinde beynin çalışma prensibinden, nörotransmitterlerden, psikiyatrik hastalıkların biyolojisinden ve tedavi yöntemlerinden her insanın anlayabileceği düzeyde bahsedilmiş. İçerisinde ilgi çekici bilgiler var epey, eğer bu alana uzaksanız tabii. Sağlık alanında lisans okumuş insanlar için (örneğin eczacı, doktor, fizyoterapist, diş hekimi iseniz) aslında pek fazla yeni veya etkileyici bilgi içermiyor. Nörolojiyle içli dışlıysanız daha bilimsel yazılmış kitaplar okuyabilirsiniz. Ancak beyinle ilgili pek fikriniz yoksa kötü bir tercih sayılmaz diye düşünüyorum.

Kitaptan güzel bir bilgiyle incelemeyi sonlandırayım: Hani derler ya köpekler sizin korktuğunuzu hisseder, sonra daha çok üzerinize gelir diye. Aslında olan şudur; korktuğunuzda salgılanan adrenalin tirozin aminoasidinden sentezlenen bir kimyasal. Tirozin aromatik yani kokulu bir bileşik. Siz korktuğunuz zaman bu adrenalin kokusu; burnu iyi koku alan köpek, kedi, sıçan gibi hayvanlar tarafından alınıyor. Adrenalin savaş-kaç durumlarında salgılanan bir hormon olduğu için hayvanlar bu kokuyu aldığı anda bir tehdit hissediyor ve onlar da saldırmaya hazır bir hale geliyorlar. Bu nedenle azılı bir köpeğin yanından geçerken korkmamak, aslında en güvenli yol.
244 syf.
·1 günde·6/10 puan
Öncelikle kitapta yazarın biyografisinin yer almamasına çok şaşırdım. Her yerde dillendirdiği gibi; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ikincilikle mezun olduğunu ve TUS’ta 7 kez derece yaptığını kitabında da belirtmesini beklerdim. 100’den fazla makalesi olduğunu ve AR-GE çalışmalarına yıllarını verdiğini de eklemeden geçmeyelim. Kendisiyle övünmeyi sever doktorumuz, biz de takdir edelim.

Girişten anlamışsınızdır, Oytun Erbaş’ı bu kitaptan önce tanıyordum. Aslında onu tanımayan tıbbiyeli yoktur diye düşünüyorum. Bizim camiada meşhur bir hoca. E tabi ülkede, alanında özverili ve hakkını vererek çalışan insan sayısı az olunca böyle az biraz işin ucundan tutup sesi çıkanlar dikkat çekip parlıyor.Hakkında çok da kötü konuşmak istemiyorum. Normalde yaptığım bir şey değil ama ekşi sözlükte kendisiyle ilgili girilen entry’lere göz atabilirsiniz. Çoğuna hak verdim. Ben Oytun Erbaş’ı TEDx konuşmalarından ve katıldığı TV programlarından biliyorum. Çok fazla “hak” dedim ama kendisinin hakkını yiyemem. Mesleğine yıllarını vermiş, literatüre bir sürü katkısı olmuş, çalışmalarıyla ülkemizi de güzel temsil etmiş ama beni başından beri rahatsız eden şey maalesef kibri, insanlara tepeden bakışı ve kendinden oldukça emin oluşuydu. Hâlâ özel bir tıp fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor, arkadaşımın fizyoloji derslerine giriyor. Derste konuştukları falan geliyor kulağıma, maalesef her seferinde beni doğruluyor. Çok kibirli ve annem beynime mıhlamış şunu: “Kibir en büyük günahtır.” Sevemiyorum adamı.

Kitaba gelirsek önce Allah aşkına şu kaynakça kısmına bir bakın: https://i.hizliresim.com/P1dzdN.jpg Yani yorum yapmak bile gereksiz ama arkadaşlar Google’dan görsel arattığınız zaman ve o görselin üstüne tıkladığınız zaman Google altta size görselin kaynağını veriyor. Kaynak olarak: Google Görseller yazmak ne bileyim üşengeçlik, ciddiyetsizlik gibi de değil. Amatörlükten mi diyelim bilmiyorum. Ayrıca kitap boyunca tıpın dinamik ve devamlı ilerleyip değişen bir bilim olduğunu, hekimlerin gündemi takip etmesi gerektiğini ve güncel bilgiler ışığında hareket etmek zorunda olduklarını söyleyen Ertaş 2007 tarihli bir kaynaktan faydalanıyor. Ne desem bilemedim. Tıp okumaya başladığımdan beri alanımla ilgili kitaplara bakarken özellikle dikkat ediyorum basım tarihine ki inanın 2016 tarihli bir kitap bile içime sinmiyor, bilgiler eskimiştir gibi geliyor. Bir hocamız artık güncellenme sıklığının 7 aya kadar düştüğünü söylemişti. Bakın 7 ayda bir varolan bilginin doğruluğu sınanıyor. 11-12 yıl önceki kaynak ışığında bilimsel kitap yazılır mı? Bu kısacık kaynakçada beni rahatsız eden bir nokta da şu: kendi çalışmasını kaynak olarak göstermesi. Kitaba başından itibaren önyargılı bir şekilde yaklaştığımı kabul ediyorum. Nevzat Tarhan’ın kitapla ilgili yorumunun etkisinde kaldım ama bu yaptığı ego tatmininden başka bir şey değil. Neyse içeriğe geçelim..

Kitap yabancı olan ve daha önce beyinle ilgili kapsamlı pek bir şey okumamış veya izlememiş birini etkileyebilir ki etkilemiş de. Okuyan herkes bir aydınlanma anı yaşamış gibi duruyor. Aslında internette arayıp bulamayacağınız hiçbir şey yoktu kitapta. Yani tabii ki çalışıp çabalamış o kadar, bir kitap koymuş ortaya. Emeğini takdir ediyorum ama çok da güncel veriler içermiyordu bunu kabul edelim. Bu azönce saydıklarımı ben de yapmış olmasam yani beyinle ilgili okumasam etmesem ve geçen sene kapsamlı bir nöroloji dersi görmüş olmasam ben de etkilenebilirdim belki ama işin mutfağında sayılırım. Psikiyatrik bozukluklara da, beyinle ilgili bilinen bilinmeyen tüm durumlara da, yapılan deney ve araştırmalara da yabancı değilim. Hatta aynı şeyleri o kadar çok gördüm ki deneyin ismini görünce paragrafı atlayasım geliyor çünkü tüm girdileri çıktıları ezbere biliyorum artık.

Sınav çıkışı kendimi kütüphaneye attım, bu kitaba saatlerimi verdim, inat edip çok kısa molalarla gün içinde bitirdim. Boş bir okumaydı diyemem. Yeni şeyler öğrendim mi? Öğrendim ama bunun yerine daha nitelikli bir kitap okuyabilirdim ve sizin de beyine, nöroanatomiye veya psikiyatriye ilginiz varsa size daha nitelikli birkaç kitap önereceğim:

1- Yaratıcı Beyin

2- Incognito - Beynin Gizli Hayatı

3- Beyin

Kitapları ayrı ayrı tanıtmayacağım. İlk iki kitaba zaten inceleme yazmıştım. Kendiniz de araştırıp bakarsınız zaten. Üçüncü kitaba da yarın başlamayı düşünüyorum. David Eagleman benim çok sevdiğim ve örnek aldığım bir nörobilimcidir. Bende bu beyine olan ilgi geçen sene uyandı. O dönem kendisinin kitaplarından ve 6 bölümlük beyin belgeselinden haberim oldu. Çok değerli ve saygı duyduğum bir bilim insanı. Kalan kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

Aslında Beyin kitabını da okuyup ikisini karşılaştırmayı düşünmüştüm ama mukayese edilecek tarafları yok ne yazık ki. Oytun Hoca beni şaşırtsın isterdim. Kendi ülkemden bir bilim insanının bu alanda nitelikli ve doyurucu bir çalışma ortaya koymuş olmasını isterdim.

Kitapla da yazarla da ilgili daha tonla şey yazabilirim ama ben kendisine biraz tepkili olduğum için diğer yorumlarım da çok objektif olamayacak sanırım.

Okursanız pişman olacağınız bir kitap değil. Okumazsanız bir şey kaybeder misiniz? Beyinle ilgili başka bir kitap okumayacaksanız cevabım: Evet. Ben bu konuda nedense herkesin bilgi sahibi olmasını elzem görüyorum. Çünkü biz beynimiziz. Beynimizden ibaretiz yani hayatımızla ilgili ne olup bitiyorsa orada dönen olaylar sonucu gerçekleşiyor. Bana bu incelemeyi yazdıran da size okutan da o. Kendimizi tanımak istiyorsa beynimizi de tanımalıyız.
220 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Politzer ödülü almış, TUS'da 7 kez derece almış, ege aksanıyla konuşan otizimli bilim insanı Oytun erbaşı son 2 yıldı yakından takib ediyorum. TedX ve Olmaz Öyle Saçma Tıp konuşmaları sayesinde tanınmıştır. Tanıdığım en iyi science up komdenyeni ola bilir. Kitapa geldikde ise bilimsel konularla zengin olan kitabı çoçukların anlayacağı dilde anlatmasına bayıldım. Beynini yakmaya hazır olanların mutlaka okuması gerek kitaptır. Konular esesan tıp çalışmalarının sonuçlarından derlenmiştir. Motivasyon, Hırs, Mutluluk, Aşk, Bağımlılık, Eş seçimi, Homoseksüellik konularını esasen ele almış ve bilimsel açıklamalar vermiştir. Kendi beyninizin heykeltaraşı ola bilmek kendi elinizdedi, kaçırmayın.
244 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel kavramlara yer vermesine rağmen akılda kalıcı ve o kadar çok şey öğretiyor kiii anlatımı sayesinde ister istemez aklınızda kalıyor hepsi.

Psikolojiye nörolojik anlamda merakı olanlar için ekstra daha zevk alacağı bir kitap. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar dilerim..
244 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı okudum bitti. Gayet güzel bir kitap okumadan önce biraz önyargılıydım dili ağır mı, sıkıcı mı gibi sorular içinde gelip gittim sonuçta bir roman ve öykü değildi. Gayet açık, anlaşılır, öğretici bir kitap okurken zaten bırakmak istemeyecek size küçük notlar aldıracak farklı bir bakış açısı sunacak psikoloji kıtabıydı.
220 syf.
·7/10 puan
Kitaptan birçok şey öğrenebilirsiniz fizyoloji dersi aşmışsanız terimlere aşinasınızdır zaten .Beyni merak ediyorsanız ve patolojilere ilgiliyseniz herkesin anlayacağı bir dille detaya girmeden bazı konulara değinmiş yazar.Modern psikiyatrinin yanlışlarınıza ele alıyor eleştirel ve mantıklı dille dile getirmiş.Toplumdaki etiketlemelerin yanlışlığını ve bazende psikiloji-psikiyatri ile ilgili kişilerin hatalarınıda cesurca dile getirmiş.Hala psikiyatri de bir eksikliği gösteren çıkarımları göz önüne koymuş .Hep aklınıza gelen ama söyleyemediğiniz eleştirileri bulabilirsiniz....
244 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Çok güzel bir kitap. Dili oldukça yalın ve psikiyatri alanına yabancı olsanız dahi anlayabileceğiniz seviyede. Beyin yapısı, nörogelişimsel ve psikiyatrik bozuklukların oluşum mekanizmaları kanıta dayalı şekilde sunulmuş. Okurken beni gülümseten bazı bölümler oldu. Okumanızı öneririm...
244 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10 puan
....
"Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır." der Santiago Ramón Cajal.
Evet, çoğumuz beynimizde nöronlardan oluşmuş çarkları döndürmek için çok çaba sarf eder fakat verilen emeğin karşılığı ürün elde edilemez. Çünkü çarkları döndürebilmenin yanısıra ne tarafa döndüğünün de önemi vardı.
Ya saatler tam tersi dönseydi? Nehir ters yönde aksaydı?
İnsan öğreniyordu lakin nereden öğrendiğini umursamıyordu.
İnsan yaşıyordu lakin nasıl yaşadığını umursamıyordu?
İnsan, 'an' diyordu lakin bir sonraki an için miras bıraktığı bir 'Ben' var mıydı? Umursamıyordu fakat her şeye rağmen umursanmak istiyordu.
Oysa umursanmak için önce umursamak gerekiyordu.
Ve
Umursamak, akılda başlıyordu.
Tüm nöronal ağların düğümü -beyin-, tüm güdülerin, duyguların, hafızanın, duyuların, hayallerin, distopyanın ve belki de ruhun da merkeziydi. Bilseydi doğru kaynaklarını insan, daha iyi yaşayacaktı, yaşatacaktı belki de.
Hiçbir şey için geç değil deyip, belki de kaçtığı var olan psikiyatrik bozukluğuyla ölümsüzlüğü keşfedecekti.
Bazen yaratıcılık, bir tamamlanma değil miydi? O coşkun ruh halinin kendine ulaşmasıydı, kendini bilmesiydi çoğu zaman. En doruğa ulaşıp huzur dediği şeyin aslında yaşadığını hissetmesiydi.
İnsan, okuyarak da büyüyordu işte. Neyi, neden okuduğunu bilip özümsediğinde, içtiğinde tüm tüm kavramlardaki evreni olgunlaşıyordu işte birer damla daha....
.
.
{R.K.}
.
.
220 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tedex konuşmalarında tanıdım kendisini... İyikilerden biri... Herkesin anlayabileceği türde kurduğu cümleler ile vermek istediği mesajı size ileten yetenekli yazarlardan biri... Birçok yeni bilgi öğrenmeyi başarabilirsiniz bu kitapla...
220 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
ʙɪʟɪᴍꜱᴇʟ ᴋᴀᴠʀᴀᴍʟᴀʀᴀ ʏᴇʀ ᴠᴇʀᴍᴇꜱɪɴᴇ ʀᴀĞᴍᴇɴ ᴘɪꜱᴋᴏʟᴏᴊɪᴋ ʏÖɴᴇᴅᴇɴ ᴀĞɪʀ ᴏʟᴅᴜĞᴜɴᴜ ᴅÜŞÜɴÜʏᴏʀᴅᴜᴍ. ᴏᴋᴜᴅᴜᴋᴛᴀɴ ꜱᴏɴʀᴀ ɢᴀʏᴇᴛ ꜱᴀᴅᴇ ᴀᴋɪᴄɪ ʙɪʀ ᴅɪʟ ᴋᴜʟʟᴀɴᴍɪŞ ʙɪʟɪᴍꜱᴇʟ ᴀɴʟᴀᴍᴅᴀ ɪɴꜱᴀɴᴀ ꜰᴀʀᴋʟɪ ʙᴀᴋɪŞ ᴀÇɪꜱɪ ꜱᴜɴᴀᴄᴀĞɪ ɴɪ ᴅÜŞÜɴÜʏᴏʀᴜᴍ ᴏᴋᴜᴍᴀɴɪᴢɪ ᴛᴀᴠꜱɪʏᴇ ᴇᴅᴇʀɪᴍ.
244 syf.
·7 günde·8/10 puan
Öncelikle Tedx konuşmalarını dinlemenizi öneriyorum Oytun Erbaş'ın. Çok keyifli, rahat ve bir o kadar da işinin ehli bir bilim insanı.
Kitap, psikyatriden ziyade daha çok beyin fonksiyonlarıyla ilgili. Tüm psikyatrik rahatsızlıklar da beyin fonksiyonlarının aslında bir tür irregüle olması demek olduğundan aynı kapıya çıkıyor. Beyin salgıları olan nörotransmitterler ve beyin bölümleri ve işleyişleri konusunda çok hoş ve bilgilendirici veriler bulabilirsiniz.
Kısacası keyifle okuyacağınız, beyni tanıdıkça kendinizi tanıyacağınız bir eser.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058235441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Thales
Baskılar:
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Psikiyatrinin Kara Kitabı
Plastik ürünlerde bulunan “fitalat” maddesinin eşcinsel eğilimlere neden olabileceğini;

Kadınlarda adet öncesi yaşanan gerginliğin sebebinin insan evriminde ne gibi bir avantaj sağladığını;

İnanç ve ateizmin beyinde hangi madde ve gen ile ilişkili olduğunu;

Adolf Hitler’in “metamfetamin” bağımlığını ve bağımlılığı sonucunda Parkinson oluşunu;

Alzheimer ve Parkinson hastalığından korunmanın yollarını;

Otizmin tedavisinin mümkün olabileceğini;

Aşkın beyindeki düzeneklerini, aşk acısının geçirilebeleceğini;

Bağımlılıklarınızdan kurtulmanın yollarını;

Obezite ve sürekli yemek yemenin nelere bağlı olduğunu öprenmek;

Kısaca, beyninizin anahtarını elinize alıp, daha zeki olmaya var mısınız?



Bu kitapta beyinle ilgili “normal” ve “hastalık” kavramları bir bütün halinde verilmeye çalışılmıştır. Kitapta, psikiyatrik bozuklukların nedenleri ve sonuçları ele alınarak tedavi konusundaki yetersizlikler ortaya konulmuş ve bu konuda çözümler üretilmeye gayret edilmiştir.



İnsanlar nasıl bir beyin istiyorlarsa o beyni kendileri yaratırlar. Cajal’ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, “Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır.” Beyni, duyguları, psikiyatrik bozuklukları anlamak ve bilimsel yaklaşım elde etmek için bir başucu kitabı…

Kitabı okuyanlar 462 okur

  • Funda K.
  • ꧁ᴢÜʟꜰİᴋᴀʀ ᴅᴇɴİᴢ꧂
  • h.yagcioglu
  • Kudret Coşkun
  • Harun MEMİŞ
  • yasin yılmaz
  • Tuğba Ata
  • Melike Derici
  • Furkan Çiçek
  • zeynep lale

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.7 (18)
9
%9.5 (16)
8
%4.2 (7)
7
%3.6 (6)
6
%2.4 (4)
5
%1.2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.6 (1)