Fransız yazar Emile Zola'nın kaleme aldığı eserin bende en dikkat çeken tarafı,her karakterin kendi iç dünyasındaki hayvani dürtülerini dışarı yansıtması olmuştur.
Aşk,nefret,Şehvet,intikam,ihtiras, hırs,cinayet,kıskançlık gibi duyguları içiçe anlatır yazar.
Paris-La Havre ekspiresinde bir cinayet işlenir.Bu cinayetin açığa çıkartılması için savcı görevlendirilir.
ŞEHVET düşkünü yaşlı ihtiyar Grandmorin'in üvey kızı severinne'le olan ilişkisi
Bunu öğrenen Roubaud'un karısı, Severinne ve Grandmorin'e olan NEFRETi,
Grandmorin'i karısının yardımıyla öldürmesi.
Severinne'in Jackques'a olan AŞKı
Kocasının bunu bilmesine rağmen karısından kalan mirasa olan İHTIRASı yüzünden boşanmaması.
Jackques'ın Severrinne'le olan ilişkisini KISKANAN Flore'un HIRSından dolayı tren kazasına sebebiyet vermesi,
Jackques'ın sevgilisiyle plan yaparak Roubaud'yu ortadan kaldırmak istemesi
gibi konular etrafında döner.
Naturalizm akımının öncüsü olan Emile Zola romanı,akıcı bir dille okuyucuya aktarmıştır.
Bu,romanı ikinci kez okuyuşum oldu.
Romanı ilk defa 2020 yılında okuduğumda son sayfasına şöyle bir not düşmüşüm:
Unutmamak gerekir her beşer içindeki hayvani dürtülerle yaşar.
Bu dürtüleri yönetebilen, beşeriyette kamil insan olma yolunda adım atmış demektir.
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...