Puan vermedi
Teknoloji Toplumu Jacques Ellul İçeriği Jacques Ellul'ün 20. yüzyıl düşünce dünyasına vurduğu damga, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavram üzerinden okunur: teknoloji. Ancak onun başyapıtı olan "Teknoloji Toplumu" (La technique ou l'enjeu du siècle), sanıldığının aksine, bir makine veya aygıt eleştirisi değildir. Bu eser, modern ruhu ve toplumsal yapıyı bir ahtapot gibi saran, görünmez fakat karşı konulmaz bir gücün, Ellul'ün özel bir anlam yüklediği "Teknik"in (La Technique) derinlemesine bir analizidir. Ellul'e göre asıl mesele, kullandığımız aletler değil, o aletlerin ve hayatımızın her alanının tabi olduğu ezici ve tek bir mantıktır: mutlak verimlilik arayışı. Ellul'ün "Teknik" olarak adlandırdığı bu sistem, basitçe teknolojilerin bir toplamı olmanın çok ötesindedir. O, insan faaliyetinin istisnasız her alanında, rasyonel olarak tasarlanmış ve olabilecek en verimli sonucu almayı hedefleyen yöntemlerin bütününü ifade eder. Bu tanımın içine endüstriyel üretimden devlet yönetimine, bürokrasiden savaş stratejilerine, psikolojik manipülasyon tekniklerinden (propaganda, reklam) modern tarıma kadar her şey girer. Bir işi yapmanın geleneksel, ahlaki veya estetik yolları değil, yalnızca matematiksel olarak "en verimli" olan tek bir en iyi yolu vardır ve Teknik'in amacı bu yolu bulup dayatmaktır. Bu sistemin doğasını anlamak, Ellul'ün analizinin kilit noktasıdır. Ona göre Teknik, birkaç temel ve ürkütücü özelliğe sahiptir. Bunların ilki ve en önemlisi otonomidir. Ellul, Tekniğin artık yaratıcısı olan insanın denetiminden çıktığını ve kendi kanunlarına göre, kendi kendini büyüten özerk bir güç haline geldiğini iddia eder. Teknik ilerleme, artık insani değerlere, etik sorgulamalara veya siyasi hedeflere bakmaz; kendi ilerlemesi, onun tek amacıdır. İnsanlar bu süreçte karar verici
1000Kitap
Teknoloji ToplumuJacques Ellul · Bakış Kitaplığı · 200312 okunma
Mikrobiyotayı Beslemek
Puan vermedi
Mikrobiyotayı Beslemek            ༄ ༄ ༄ Hareket eden, belli bir düzen içinde işlevsel fonksiyonlarda bulunan, bir amaç üzerinde görevleri olan bir canlı âlemi olduğu ve biz insanlardan bizden daha bize yakın varlıklar var. Göremediğimiz ve hissedemediğimiz bu canlılar tek mikroorganizma grubu olan “Bakteriler” genel ismine sahip. Dünyada beş nonilyon bulunan bakteriler; toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atımlarda, hayvan bağırsaklarda yanı durumda insanın deri ve bağırsaklarında bulunup yaşarlar. Hayatın her alanında bakterilerle etkileşim halinde olup beslenme, hastalıklar, yaşam alanlarımız, kültür, endüstriyel çalışmalar gibi bir çok konuda süregelen bir gerçek vardır. İnsanlığın hayat kalitesi, bilimsel çalışmaları geliştikçe görünmeyen bakteriyel alemi tanıma ve kullanma ihtiyacı iyiden iyiye hissetmekte. Buna güzel bir örnek olarak yirmi beş yıla aşkın süredir insan mikrobiyotası ve yeni nesil probiyotikler üzerinde çalışmalar yapan Mikrobiyolog Ali Rıza Akın; açlık hormonlarının kontrolü, insülin direncinin yok edilmesi, kilo verme, stres-depresyon eliminasyonu ve adet dönemi sancılarının ortadan kaldırılması konularında iyi bakterilerin faydaları ve tedavi üzerinde çalıştı. Numuneler içerisindeki binlerce bakteriyi nasıl izole edileceği ve hangi enzimleri üretebileceği konusunda laboratuvar ortamlarında çalışmalar yapan Ali Rıza Akın; temizlik sektöründe kullanılacak bakterilerin enzimlerini kopyalayıp çoğaltmayı, patojen ve probiyotik bakterilerin işlevleri üzerinde kanserli fareler üzerinde yararlı bakterileri deneyerek bakterilerle kanser tedavisi üzerinde çalışmalar yaptı. İnsan sağlığında bakterilerin rolü ve görevleri keşfetmek ve anlamak çabasıyla faydalı bakteriler,
Bakterin Kadar YaşaAli Rıza Akın · Kronik Kitap · 2024101 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 162. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 03:05
"KARŞIYAKA ÇERNOBİL" "Hayat yolculuğunda kimimiz erken yol alır, iz bırakırız; kimimiz geç gideriz izimiz belli olmaz. Bu fani dünyada yaşadığın yıllarla değil, yaşamına sığdırdığın önemli işlerle anılırsın." 'Tarihin hafızası kalemin ucundaki mürekkep kadardır.' diye başlıyan kitabında yazarımız; 1986 yılında Ukrayna'nın Kuzeyinde bulunan Çernobil Nükleer Santralinde meydana gelen kazadan ve Karadeniz kıyılarında yaşayan halkın üzerindeki etkilerinden bahsediyor. Siyasilerin, bürokratlarının, bilim adamlarının, gazetecilerin, medyanın olay karşısındaki tepkilerini, söylemlerini, tutumlarını, o dönemin profilini detaylı okuyoruz. Osman, Ardahanlı dar gelirli bir ailenin çocuğu İstanbul'da tıp fakültesini kazanır, başarıyla mezun olur okulundan. Hayali kız arkadaşı Damla ile beraber güzel bir yere atanıp ülkede son yıllarda artış gösteren kanser vakalarıyla ilgili tedavi yöntemleri konusunda araştırma ve kariyer yapmak, insanlığa büyük hizmetler vermek, kendini onkoloji alanında geliştirmektir. Özellikle endüstriyel toplumlarda oldukça yaygın olan, Anadolu kırsalında yaşayanların varlığından dahi haberi olmayan kanser vakalarının önlenmesi için kanser tedavisinin geliştirilmesi gerektiğini düşünür. Ataması Karadeniz'in küçük bir kasabasına yapılınca hayallerini bir süreliğine ertelemek zorunda kalır. Küçük ve tıbbı ekipmanda eksikler olan hastaneye doğru dürüst hasta bile gelmemektedir. Kasabada halkın tek derdi yaşam mücadelesi, geçim ve çay hasadıdır. Damla ise Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine atanmış, Prof. Dr. Füsun Gürgen ile radyasyonun canlılar üzerinde olumsuz etkileri ile ilgili çalışma fırsatı bulur. Hocası İsveç'ten gelen habere göre nükleer sızıntının dünyayı tehdit ettiğine dair bilgiler gelir ve olay her ne kadar gizli tutulmaya çalışılsada olay
Edebiyat
Karşıyaka ÇernobilMemet Çerkez · İkinci Adam Yayınları · 202410 okunma
10/10
·190 syf.··
2024 55. kitabı
Selam Kitapdostlarım Osman; dar gelirli bir aile tarafından büyük fedakârlıklarla eğitim için İstanbul'a gönderilir. Osman Tıp Fakültesini kazanan gencimiz başarılı bir şekilde okulundan mezun olur. Tıp fakültesinde öğrenim gördüğü yıllarda ülkede son yıllarda artış göstermeye başlayan kanser vakaları ile ilgili tedavi yöntemleri konusunda araştırma ve kariyer yapmak için insanlığa hizmet etmeyi planlar. Özellikle endüstriyel toplumlarda da oldukça yaygın olan ancak Anadolu kırsalında yaşayan toplumların varlığından dahi haberi olmayan kanser vakalarının önlenmesi için kanser tedavisinin geliştirilmesi gerektiğini düşünür. Osman öğrenim gördüğü yıllarda ekonomik, sosyal, siyasal gibi büyük sorunların iş gücü ve ekonomik kayıpların oluşmaması için vakit kaybetmeden siyasi, sosyal ve bilimsel tedbirler alınması gerektiğini düşünerek bilime ve insanlığa onkoloji alanında katkı sunmayı kendine vazife olarak görür. Ama Osman'ın tayini Karadeniz'in küçük bir kasabasına çıkar. Ama Osman'ın hayalini süsleyen yer ise Ankara araştırma hastanesidir. Üniversitede tanıştığı Damla ile o günden sonra hiç ayrılmazlar. Ve iki gencimiz birbirine karşı temiz duygular yaşamaya başlarlar. İkisininde farklı yerlere tayinleri çıkar fakat hiç vakit kaybetmeden ikiside hemen görev yerlerine giderler işlerinin başına geçerler. Ama bir fark vardır sevdiği Damla Osman'ın hayal ettiği yere atanır. Birgün profesör Dr Füsun Gürgen İsveç'ten gelen habere göre nükleer sızıntının dünyayı tehdit ettiğine dair bilgiler gelir ve olay her ne kadar gizli tutulmaya çalışılsada gündem Ankara'ya bomba gibi düşer. Damla'nın hemen Osman'a haber vermesi ile Çernobil şehrinin Karadeniz Bölgesine olan mesafesini kestiremez Doktor Osman. Köyün bir kısmı vurdumduymaz davranırken Osman, köyün öğretmeni Cemal ve
Karşıyaka ÇernobilMemet Çerkez · İkinci Adam Yayınları · 202410 okunma
Biyoteknolojik çalışmalarla üstün ırk oluşturulabilir mi ?
Puan vermedi·412 syf.··
2024 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2024 19:57
Einstein gibi gelişmiş zekaya sahip bilim adamlarının ortaya çıkışı sağlanabilir. Bitkilerde ve hayvanlardaki bazların dizilişinin anlaşılması ve genlerin saptanmasıyla da daha verimli ırklar elde edebiliriz. Bunlar daha sonrada ticari olarak yetiştirilerek gerek aile gerekse ülke ekonomisine katkılar sağlayabilir. Normalde 100 kg. elma veren bir elma ağacından, iyileştirmeyle 500 kg. elma alındığını, bir tavuktan haftada 25 yumurta alındığını, bir süt ineğinden günde 100 kg. süt alındığını, çok güçlü atların yetiştirildiğini, hatta daha da ileriye giderek insanların angarya işlerini gören ve günümüzdekine göre daha ileri zekalı maymunların yetiştirdiğini, tarlalara zarar veren böceklerin genleriyle oynanarak onların zararsız hale getirildiğini düşünün. Ancak şimdiye kadar bahsettiklerimiz hep iyimser düşüncelerdir. Bilim adamları bu genlerle inceleme yaparlarken mutant canlılar meydana gelebilir. Söz gelişi daha uzun boylu insanlar, daha saldırgan, daha savaşçı olan ve sadece belirli emirlere uyan mutant insanlar meydana gelebilir. Bu çalışmaların kötü niyetli kişilerce, kötü maksatlara alet edilmesi dünyada kaosa neden olabilir. Dev fareler, daha da zararlı ve büyük böcekler, başka başka çeşitli zararlı kalıtsal hastalıklarda görülebilir. Bunların bazıları çoğu kez filmlere konu olmuştur. fakat bu tip olaylarda olasıdır. Yukarıda bahsedilen bu olayların tümüyle biyoteknolojik ve genetik mühendisliği ilgilenmektedir. Böylece, biyolojik yapının yada bir işleyişin, geniş çaptaki sanayi üretiminde kullanılması ve bunlardan yarar sağlanması girişimleri biyoteknoloji bilimini ortaya çıkarmıştır. Gelecekte, temel hak ve özgürlüklerden, tüm toplumsal ilişkilere kadar her dalda biyoteknolojiden yararlanmak mümkün olacaktır. Bu bilime yetersince önem vermeyen ülkeler kısa
Bilim
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2024 19:18
İnsanın; primat zümresinden, insansı maymunlara, oradan da modern homo sapiense dönüştüğü zaman sürecinde geçirdiği evrimsel yolculuğu anlatıyor yazar. Bu evrimsel yolculuk, beslenme şeklimizden, harcadığımız enerjinin dönüşümüne, insanın bu dönüşüm doğrultusunda vücudundaki farklı evrimsel uyarlanımlar elde etmesini, alanında uzman bir şekilde gözler önüne seriyor. İnsanın özellikle eviminde dikkat çeken uyarlanımlar(dik durmak,iki elin boşta kalması, dil üretmek, kültür yapısı ortaya çıkarmak, tarım devrimi, endüstri devrim,modern zamanlar) gibi kültürel memlerin, onu , daha hızlı bir şekilde doğasından koparıp, birçok kemevrimsel(eski evrimsel uyarlanımlar yüzünden vücudundaki herhangi bir organın veyahut hücrelerin yeni ortama adapte olamayıp sürekli arızaya sebebiyet vermesi) yapıya sahip olarak uzun ömür pahasına birçok rahatsızlıkla yaşamamız gerektiğini bize gösteriyor.Tarım devrimi sayesinde özellikle birçok kemevrimsel hata döngüleri içinde kronik olarak tip 2 diyabet, bel ağrısı, diş çürükleri, yirmilik yaş dişi ve şuan sayamadığım kadar hastalıkla baş etmesinin mantıksal olarak analizini yapıyor. Endüstriyel devrimden sonraki insan tembelliği ve hazır gıda ürünleri ile bu işin daha da kötü boyutlara ulaştığını da es geçmiyor. Değinmediği bir konu yok desem abartmış sayılmam herhalde. Keyifle okuduğum bilimsel bestsellerden biri diyebilirim
Bilim
İnsan Vücudunun ÖyküsüDaniel E. Lieberman · Say Yayınları · 2015199 okunma