Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
⏳
Zaman, olduğu gibi Allah’ındır.
Yıllar O’nundur.
Aylar O’nundur.
Haftalar, günler O’nundur... Saatler, saatlerin dakikaları, dakikaların saniyeleri O’nundur.
Biz sadece Alemlerin Rabbi olan Allah izin verdiği için kullanıyoruz zamanı. Emanetçiyiz, hesabını vereceğimiz bir emaneti tüketiyoruz.. Ey nefsim, ey iman eden, ey iman iddiasında bulunan..
İstemez misin Rabbin yeryüzüne baktığında seni dalanlardan olarak değil de ya ilimle, ya hizmetle ya ibadetle yahut rızasına uygun geçirdiğin bir iş üzere görsün... İstemez misin yeryüzü fısk fücûr içinde iken seni imanı parlak olarak, oradan oraya Allah’ın dini için koşturan bir nur tanesi olarak görsün? İstersen eğer şunu nasihat bil ki; Çok okumalı, okuduğunla amîl olmalı ve çokca anlatmalısın... Zamanın içine serpiştirilen rahmetleri kaçırmamak ve sonsuz bir kazanç olarak değerlendirmek duasıyla ... .
.
Daha ilk sayfadan kalem arıyorsunuz cümlelerin altını çizmek, paragrafların yanına yıldız koymak için. Bazen alıyor götürüyor cümleler sizi düşünceden hatıraya, hatıradan kişilere, kişilerden hayatlara... Bazen tekrar tekrar okuyorsunuz cümleleri yutmak istemediğiniz o lezzetli lokmalar gibi. Hepsi hayatın içinden dersler, fikirler, veciz sözler ve bazen ayet ve hadisler.. .
“Sevgili Dost,
Bildiği şehirlerden, bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna,bir gemi çapasına, bir lokomotif tekerleğine yapışmasını önleyebilmiş midir? "Başımı alıp gitmek istiyorum.” cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başkalarını götürmeyi başarabilmişler midir?”
Yeni tanıdığım ve geç tanımakla da üzüntü duyduğum Dava Adamı!
Ebu’l Kelam Azad... Hindistan’da gayri islami olan İngiliz yönetimine karşı pasif ve aktif direnişler başlatmıştır.. Kitapta, Azad’ın tutuklanmalarının ardından İngiliz hükümetine ve onun ilkelerinin tümüne karşı olduğunu ifade eden ölümsüz müdafaasının tam metni yer alıyor... Tamamını olmasa da dikkat çeken bölümlerini paylaşacağım; “Mahkeme beni zindana atmaya pek hevesli olmakla beraber aleyhimde toplanılması gerelen belgeleri toplama konusunda aciz kalmıştır.. Düşmanın bir şeyi ispattan aciz bulunmasından istifade ederek onu gizli bırakmak Hakka uygun değildir. Hindistan’da emperyalizmin özgürlükle mücadelesi başlamıştır! Zalimlere göre hak ve özgürlük arzusu bir cinayet, bunları savunanlarsa katildirler. Bu itibarla işte mahkemenin ve hükümetin huzurunda açıkca ilan ediyorum: Ben bu cinayeti işledim! Hükümet bilmiyorsa bilsin! Bu cinayetin tohumlarını bütün milletin gönlüne ektim. Bu tohumları yerleştirmek için bütün hayatımı vakfettim. Hindistan’da bu işi yapan ilk Müslüman olmakla da iftihar ediyorum. Biz müslümanız! Müslüman olduğumuz için de Kur’ân-ı Kerim bize yeter..
.
.
.. Bana en ağır cezayı veriniz. Çünkü siz hakkımdaki cezayı verirken bana acırsınız. Oysa ben verdiğiniz cezayı dinlerken, en küçük bir endişe duymayacağım!
.
.
...Hâkim bey! Söz uzadı. Ayrılma vakti geldi. Burada aramızda geçen olayları tarih kaydedecektir. Biz bu durumu birlikte meydana getirdik. Siz hâkimlik sandalyesinden, ben caniler mevkiinden bu hadiseye iştirak etmiş bulunuyoruz. Bizden sonra gelecekler için ibret olacak bu işi artık bitirelim. Tarihçi bekliyor. Geleceğimiz bu işi tamamlamamıza bağlı. Ama şunu unutmayın ki bu mahkemenin işi bittikten sonra diğer bir mahkemenin kapısı açılacaktır: Kanun-ı İlahi
Bir müslüman İslam Medeniyeti ile alakalı kitapları okuyup bilinçlenmenin yanı sıra gayri islami medeniyetleri, onların toplumlar üzerindeki etkilerini, dünyaya nasıl yön verdiklerini de bilmesi gereklidir... Çünkü bu çağda yaşıyoruz ve bu yüzyıllarda ortaya çıkan, varlığını küçük ya da büyük devam ettiren, halen hakim olan ya da çökmüş olan izmleri ve ideolojileri de tanıması gereklidir... Çünkü bir müslüman İslam Medeniyeti’nin gerekliliği uğrunda çalışması gerektiğini Kur’ân ve Sünnetten üzerine farz bilirken, karşısına çıkacak olan ideolojiler olacaktır, bunları tanımadan mücadele edemez... Bir müminin içinde yaşamış olduğu ideolojileri anahatlarıyla da olsa bilmesi gerekir. İşte Ali Bulac’ın bu kitabı anahatlarıyla da olsa çağdaş düzenleri ve kavramları anlama açısından akıcı bir kitaptır...
. “Müslüman madem ki Allah’a, insanlara, topluma, tarihe ve kendine karşı sorumludur, üstelik olayların belirlediği edilgen bir nesne değil, aksine olayların vukuunda rol oynayan aktif bir öznedir, seçim ve tercihlerinin sahibi bir insandır, öyleyle yaşadığı çağı, bağrında yetiştiği toplumu doğru anlamak zorundadır..” -Ali Bulaç .
“Medeniyetler inancı inşa etmez aksine gerçek medeniyeti inanç inşâ eder. Dolayısıyla müslüman İslam’ı çağa uydurmaz çağı İslam’a uydurur.. Çünkü İslam ne çağdaştır ne çağdışı, İslam çağlar üstüdür...Bu çağın ideolojileri bu çağa bile uymazken Allah, kitabını bütün çağlara, mekânlara ve zamanlara uygun göndermiştir....” -Alparslan Kuytul .
Not: Bu kitabın derslerini Youtube üzerinden bulabilirsiniz...
#ÇağdaşKavramlarveDüzenler
#AliBulaç
#AlparslanKuytul
#okudumbitti