... Küçük insani kıvılcımlar bulabilirsiniz o gri duvarların ardında, ama yangın asla. Bunlar erkek ve kadın mı, diye soruyorum kendime, yoksa gölge mi? Görünmez iplerden sarkan kuklaların gölgeleri mi? Özgür iradeyle hareket ediyorlar, ama gidecek yerleri yok. Sadece bir alanda özgürler, o alanda istedikleri yere gidebilirler -ama kanatlanmayı öğrenmemişler henüz. Kanatlanmış tek bir düş yok henüz. Topraktan ayrılacak kadar hafif, neşeli tek bir insan bile çıkmamış!
Sayfa 193 - parantez - Mayıs 2004,Beyoğlu, İstanbul·Kitabı okudu
Küçük ve iğrenç bir mumya gibi fırlatılır insan dünyaya; yollar kanla kaygan ve kimse neden böyle olması gerektiğini bilmiyor. Herkes kendi yolunda yürüyor dünya tıka basa nimetle doluyken, durup meyveleri toplamaya zaman yok; tören alayı çıkış tabelasına doğru itiş kakış ilerlerken öyle bir panik yaşanır ki, zayıf ve çaresizler çamurda ezilir, çığlıkları duyulmaz.
Sayfa 147 - parantez - Mayıs 2004,Beyoğlu, İstanbul·Kitabı okudu
Burada bütün sınırlar silinir, dünya aslında nasıl bir mezbaha olduğunu sergiler. Tekdüzelik sonsuzluğa doğru uzanır, ambar kapakları sıkı sıkıya kapatılır, kanlı satır parlarken mantık şahlanır. Hava serin ve durgun, dil kıyamete dair. Çıkış levhası yok görünürde; tek konu ölüm.
Sayfa 145 - parantez - Mayıs 2004,Beyoğlu, İstanbul·Kitabı okudu