Bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
toprak, güneş ve ben...
bahtiyarım...
Ölümdü o, beni aldatmayın
soğuk nefesiydi yüzümde duyduğum
öyle sessizce öldüm ki defalarca
hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum
hayatın omuzunda bir yük olduğu
nice yalnız geceler, nice akşamlar
tanrı biliyor ya kaç kere öldüğümü
inandım ölüme, aşka inandığım kadar
satır satır yaşadım yazdıklarımı
ne saadetin ne güzel günün şairiyim
kimse acımasın bana, istemem
ben aşkın ve ölümün şairiyim.
Gün olur alır başımı giderim,
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
herbir tüylerinde ayrı telaş!..
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur, başıma kadar güneş
gün olur, deli gibi...