Kurucu Miras, Kalıcı Yapı: CHP ve Türk Siyasetinin Döngüselliği Üzerine Bir Deneme I. Servetin Kaynağı, Yapının Şifresi CHP'nin bugünkü mali gücünün kökenlerine bakmak, sıradan bir kurumsal tarih meselesi değildir. Mübadele'den kalan gayrimenkuller, İttihat ve Terakki'den intikal eden varlıklar, 1942 Varlık Vergisi ile gerçekleşen sermaye transferi ve dönemin kişisel hibeleri—bunların hepsi, partiyi sıradan bir siyasi organizasyondan ayıran bir mirası temsil eder. Bu miras, salt maddi bir zenginlik birikimi değil, "devlet" ile "parti" arasındaki sınırın neredeyse hiç çizilmediği bir kuruluş döneminin izidir. Bu yazının iddiası şudur: söz konusu tarihsel-ekonomik temel, partinin bugünkü siyasi davranışını—iktidar olma konusundaki isteksizliğini, statükoyla kurduğu ilişkiyi ve sistem içindeki konumlanışını—büyük ölçüde açıklayan bir yapısal kod oluşturur. II. Kurucu İrade ile Ekonomik Gücün Kaynaşması Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında parti ile devlet, kavramsal olarak ayrı şeyler değildi. Bu nedenle, dönemin büyük iktisadi hamleleri—Mübadele ile boşalan mülklerin tasfiyesi, Varlık Vergisi yoluyla gerçekleşen sermaye el değiştirmesi—resmî söylemde "millî bir ekonomi" inşa etme hedefine bağlanıyordu. Ancak bu sürecin pratik sonucu, siyasi erk ile ekonomik gücün birbirine geçmesi oldu. Bu kaynaşma, partiyi yalnızca bir siyasi aktör olmaktan çıkarıp, Cumhuriyet'in kurucu iradesinin "maddi temsilcisi" konumuna taşıdı. Buradan, partinin neden bugün "devleti yönetme" arzusundan ziyade "devleti koruma" refleksiyle hareket ettiğine dair bir açıklama çıkar: seçimle gelen, geçici bir iktidar olma fikri, kendisini "kurucu" bir özne olarak konumlandıran bir yapı için yapısal bir çatışma kaynağıdır. III. İktidardan Kaçış Değil, Merkezde Kalma Tercihi Eğer bir partinin temelinde
1000Kitap
Erk Hayvanı Bulma Çalışmasına Dayalı (Korku dönüştürme)
Şamanizm’de Yılanın Anlamları 1. Koruyucu Ruh - Şamanın yardımcısıdır: Kötü ruhlara karşı şamanı korur. - Yolculuk rehberi: Gökyüzü ve yeraltı yolculuklarında şamana eşlik eder. 2. Dönüşüm ve Yenilenme - Deri değiştirme özelliği, ruhun eski yüklerinden arınıp yeniden doğmasını simgeler. - Bu yönüyle yılan, ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgiyi temsil eder. 3. Bilgelik ve Gizli Bilgi - Spiral hareketiyle evrenin enerjisini ve yaşam döngüsünü sembolize eder. - Yeraltı bilgeliğinin taşıyıcısıdır; şaman için gizli öğretilerin kapısını açar. 4. Çift Yönlü Doğa - Zehir: Ölüm ve korku sembolü. - Şifa: Aynı zamanda iyileştirici güç. - Bu çift yönlülük, yılanı hem korkutucu hem de kutsal kılar. Küçükken korkutulmuştum sahtesiyle sonrasında küçüğünden- büyüğünden, dirisinden- diri olmayan halinden korkmuştum. Rüya tabirlerininde de "düşman- korku- gölge" sayılırdı, özellikle rengi siyahsa ya da saldırası gelmişse. Çoğu zaman da beni yılan kovalardı, bana saldırmak isterdi: çoook uzun, kapkalın, simsiyah. Yüzünü ve o pullarını dahi net ve yakından görürdüm. Kaçardım. Sonra bir yerde "Korkuya neden olan da biziz: Yüklediğimiz anlam." tarzı bir şey okumuştum. "Cidden ya, yılan yerine kelebek gelseydi korkmazdım mesela. Veya civciv. Ayrıca madem yılan geliyor, adil bir savaş için benim de yılan olmam lazım. Eheehee sen şimdi naneyi yemedin mi? (:" moduna girmiştim. En son bir rüyamda kaçmak yerine siyaha karşı bembeyaz bir yılana dönüşüp onun kafasını koparmıştım: Rüyada olan ben artık yılandım cidden. Ve gören ben ise şok olmuş haldeydi. Ondan sonra bir daha kovalamaca olmadı. Ve bazen yerin katlarını toprak yerine yılandan gördüğüm olmuştu. Hiç boşluk yok, zemin ve altı canlı yılan kaynıyor. Ben üstlerine basarak hareket ediyordum. "Tövbe Yarabbi, tüm akrabalarımızın gerçek
Duygu ve Düşünce
Reklam
CHP’nin bugünkü muazzam servetinin kaynağı, Mübadele'den kalan mallar, İttihat ve Terakki'den intikal eden varlıklar, 1942 Varlık Vergisi ile oluşan sermaye transferi ve kişisel hibeler—sadece maddi bir servet birikimini değil, aynı zamanda "devlet ve parti" arasındaki sınırın neredeyse belirsiz olduğu bir dönemin mirasını temsil ediyor. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında parti ile devlet bir ve aynı şeydi. Dolayısıyla, o dönemde yapılan her türlü iktisadi hamle (Mübadele ile boşalan gayrimenkullerin tasfiyesi, Varlık Vergisi ile hedeflenen sermaye el değiştirmesi vb.), aslında "milli bir ekonomi" yaratma hedefi taşıyordu. Ancak bu süreç, siyasi erk ile ekonomik gücün iç içe geçmesine neden oldu. Bahsettiğimiz gayrimenkuller ve varlıklar, partiyi sadece bir siyasi organizasyon olmaktan çıkarıp, Cumhuriyet’in kurucu iradesinin "maddi temsilcisi" haline getirdi. Bu durum, partinin neden bugün hala "devleti yönetme" değil, "devleti koruma" refleksiyle hareket ettiğini kısmen açıklar. İktidar olma "derdi" (yani seçimle gelen bir geçici yönetim olma arzusu), bir partinin kendi "kurucu" niteliğiyle çatışan bir durumdur. Eğer partinin temelinde bu denli ağır ve tarihsel bir ekonomik-siyasi yapı varsa, bu yapı doğal olarak "iktidar" olmayı değil, "sistemin merkezinde kalmayı" rasyonel bir tercih haline getirir. Seçimle iktidara gelmek, partinin bu "kurucu/müessese" konumunu sarsabilecek, denetlenebilir kılabilecek bir durumdur. Oysa mevcut konum, denetlemekten ziyade, "denetlenen bir siyasi yapıdan ziyade, denetleyen bir tarihsel özne" olma halini devam ettiriyor.
Siyaset
MUĞLAKLIK-DEVLET AKLI
Devlet aklı’ söyleminin en tehlikeli tarafı, tanımlanamamasıdır. Devlet aklı ne yapıyor, kime hizmet ediyor, kimleri dışlıyor, hangi kurumlardan oluşuyor soruları havada kalıyor. Dikkat buyurun, bu muğlaklık esasen söylemin işlevselliğinin anahtarıdır. Çünkü, muğlaklık, otoritesi olmayan aktörleri meşru kılmak için kullanılır. Esasen bu muğlaklık, stratejik bir amaca hizmet ediyor; muhalif sesleri susturmak. Bu söyleme karşı yapılan her muhalefet, otomatik olarak ‘devlet aklını’ anlamayan, ‘dar görüşlü’ olan kişilerin muhalefeti olarak konumlandırılıyor. Çünkü ‘devlet aklının’ tanımsız olması ona karşı çıkışı da tanımsız hale getiriyor—eleştiriyi hayali bir kutsallaştırmaya karşı duruş haline çeviriyor.  Sonuç ‘devlet aklı’ söylemi, sorunları çözmek yerine, sorunları erk sahibi bir azınlığın elinde toplamak için kullanılıyor. 
Duygu ve Düşünce
HK
Bir akıl bir erk bir odak Rabbul alemin olan Allahın yaratılmayı tanımlaması/kuranına karşın Yaratılmayı tanımladı ve bunu tüm insanlığın varlık nazariyesi anlayışı eğitim sistemi haline getirdi Meal ve tefsirler dahil bu nazariyenin süzgecinden geçmiş ve uyumlu hale getirilmiştir
Araştırma-İnceleme Tarih
HK
Vahyin Kuranı Ve Fransız Kuranı Yıllardır Fransız rönesansının Yaratılmayı Ateist bir bakış açısı ile Materyalist maddeci (pozitif kavramlar ile) bir zeminde Tanımladığını İnsan yaşamını disipline ettiğini (fizik, kimya, matematik, vb disiplinler Bizlerin de İşin esasında Bu tanımlana dünyasının ürünü olan mental sahipleri bireyler olarak yaratılmaya Baktığımızı Yaratılmayı yaşadığımızı Yöneliş sahibi olduğumuzu Dile getirmeye çalışıyorum Bana göre ortada bir yangın var ve ben de bu yangının habercisi olmaya çalışıyorum ama beceremiyorum Rabbul alemin olan Allah Vahyinde bir tanımlama/kuran yapıyor yaratılmaya dair Vahyin farklı özellikleri isimleri var Furkan Zikir Kuran Gbi Biz Kuran ismini özelliğini GENEL olarak kullanır olmuşuz Öyle ki Yeri geliyor Vahiy demiyoruz Kuran diyoruz
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
Reklam