Ünlü Alman sosyoloğu Max Weber, devletler tipolojisinde Osmanlı hükümdarlığını, kanûnlar üzerinde erk sahibi müstebit otokrasi olarak tespit eder ve bu özel devlet tipine sultanizm terimini uygun bulur. Osmanlı padişahı mutlak iktidar sahibidir, doğrudur. Fakat tarihî bir gerçektir ki, pâdişahın iktidarını, İslâmî Şerîat, ataların koyduğu kanûnnâmeler ve geleneksel adâlet prensibi sınırlandırmıştır. XVII. yüzyılda iki padişahın katli, asker ve esnaf isyanları bu esaslar ileri sürülerek meşrûlaştırılmış, ayaklanmalarda Şerîat'ın temsilcisi ulemâ, hareketi meşrûlaştırmaları için daima fetvâlarıyla önde görülmüştür. Lâyiha sunan bürokratlar daim kanûn-i kadîm ve adâlet prensipleri üzerinde durmuşlardır.
Sayfa 45 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Yirminci yüzyıl sona ermek üzere. Yeni bir çağ açılacak. Belki devrim çoktan başladı sürüyor da bizler farkında değiliz. Üzerimize öyle bir duvar yıkıldı ki, olup biteni anlayamamamızı hoş gör."
"O duvar bizi hiç ilgilendirmiyor. Berlin Duvarı'ndan söz ediyorsanız, ikisi de insanları ezen iki erk odağının insanlara karşı işlediği büyük bir suçtan ibaretti. Özgürlükleri yok ederek özgür bir dünya kurabileceğinize nasıl inandınız? Aslında, duvarın yıkılışına sevinmeniz, bayram etmeniz gerekiyordu, yas tutmak değil."
Hakikat, bin yılların yalanıyla savaşa girdiğinde, rüyalarda bile görülmemiş sarsıntıları, deprem gibi kasılmaları, dağla vadinin yer değiştirmesini yaşayacağız. Sonra politika kavramı tamamen bir tinler savaşına dönüşecek, eski toplumun tüm erk yapıları havaya uçurulacak - hepsi de yalana dayalıdır: yeryüzünde görülmemiş savaşlar yaşanacak. Ancak benimle başlıyor yeryüzünde büyük politika.-