Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksindiniz! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.
﴾ Hucurat 12 ﴿
Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; zira onlar kendilerinden daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; çünkü alay edilenler edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi aşağılamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fâsıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır.
﴾ Hucurat 11 ﴿
"Ama biliyor musun," dedi Lise hafifce başını eğerek "artık hiç hevesim kalmadı."
"Ne demek istiyorsun?"
"Berlin'de otuz yıl boyunca hem bir kadın hem de bir fizikçi olarak var olma mücadelesi verdim ve doğruyu söylemem gerek, sen de hep benim yanımdaydın. Bir hiçtim, ön kapıdan girmeye bile hakkım yoktu. Tuvalet için beş yüz metre uzaklıktaki bir restorana gitmek zorundaydım. Önce asistan, sonra profesör oldum. En sonunda da Kaiser Wilhelm Enstitüsü'ndeki fizik departmanının başına geçtim. Ve bir gece, 12 Temmuz 1938'de her şeyi kaybettim. Kaçtım. Hayatta kaldım. Her şeye sıfırdan başladım. Burada, Stockholm'de var olmak için bir kez daha - fakat bu kez yalnız -savaşmam gerekti. Nükleer fiziğin varlığını sürdürebilmesi için. Bir de İsveççenin ne kadar zor bir dil olduğunu düşün. İnanılmaz derecede zor. Bazen seninle birlikteyken kazandığım güveni Berlin'de bıraktığımı düşünüyorum."
Ruhumu yansıtacak bir isme sahip değilim malesef. Anın ruh haline göre şekillenen bir ismim olsaydı keşke. Aslında ben adımı her andığımda özel bir şey hissetmiyorum ama peki ya karşımdakinin içinde ve yüzünde gördüklerim ? Bașkalarının gözünde asla adımdan bağımsız olarak, yüreğimde hissettiklerimle var olamadım. Aksine adı Moscarda olan birisinin baştan kaybedenlerden olduğunu ima edecek yüz ifadeleri takındılar hep. Benim içimdeki gerçeklikden en ufak kırıntı taşımayan, bana Moscarda diye seslenen başkalarının halt etmesi.
( "Mosca"nın sinek demek olduğunu hepiniz bilirsiniz ve vızıltısının yarattığı rahatsızlığı anlatmama gerek yok. )