Kuran'ın evrenselliğinin sebebi, okuyan kişinin realitesine göre değişmesi ve çağdan çağa, kelimelere göre kişinin kendi istediği anlamı atfedebilmesidir. Kuran ayrıca, her insanın eşit olmadığını açıkça dile getirir, hatta üstüne basa basa her insan nasıl eşit olabilir şeklinde yazan bir ayet bile vardır. İnsanlar, dinden herkesin eşitliğini savunan bir yaklaşım bekliyor, ama hayır bu gerçekçi bir yaklaşım değil. Bakış açısı değişip, kişi eğer herkesin eşit olduğu beklentisi ile değil de, tamamen bireyci bir şekilde, ben bu kitaptan ne menfaat alabilirim diye bu kitabı okursa, ve yazanlar üzerine bu yazanları uygulamak bana nasıl menfaat sağlar diye düşünürse bambaşka anlamlar çıkarabilir. Sürekli yanlış anlaşıldığını düşündüğüm, zenginlerin fakirleri kontrol etmesi için dikte ettikleri ileri sürülen, ve kısmen doğru sayılan şükür kısmına gelince, benim şükür deyince aklıma, mevcut durumdaki imkanları kabul edip, olan yüzünden dertlenmeyip, eldeki imkanlarla en iyisini yapmaya çalışmak geliyor. Mucizelere gelince, onları sembolik birer anlam, ya da geçmişi tam bilemediğimiz için belki de daha farklı teknolojiler sayesinde insanların anlamlandıramadığı olaylar diye yorum yapabiliriz. Ama her şeyden önce, insan ilk önce birey olarak kendini özel ve eşsiz görmeli ki kutsal kitapları kendine göre yorumlama haddini kendinde bulsun. Ki zaten mantıklı bir bakış açısıyla bakıldığında, bu kitabında bizden beklediğinin tam olarak bu olduğu anlaşılacaktır.
Peki, madem Allah var, neden bu kadar kötülük var? Bir ayette, eğer insanlar birbirine düşmeseydi, yeryüzünde düzenin bozulacağı yazıyor. Mantıklı olarak bakıldığında, zaten kötülük denilen ya da bizi rahatsız eden realiteler olmasaydı, tekamülün bir anlamı olur muydu?
Cennet ve cehennem. Bu ikisi de sembolik olarak, ya da