Kitabın En Güzel Yeri: Yunus Emre ve Dede Korkut Karşılaşmasi
Evin köşesini omzunda sazıyla Gezgin Ozan Aşık Yunus Emre döndü. Kaplan Çavuş, çocukluk arkadaşı, kan kardeşi Yunus Emre ozanı görmesiyle ellerini dizlerine vurarak çırpınmaya başladı. "Bre aman... Ozanım Yunuuuus! Bre bugün ne mutlu gün! Bre bu saat nasıl bir eşref saat! Bu kez gezginliğin uzadı sefil Yunus, nereleri fırlandın dolandın bunca yıl, sonucu nerden koptun geldin?" Yunus Emre, Kaplan Çavuş'u sevgiyle kucakladı, ellerini birakmadan Dede Korkut ağzıyla şakalaştı: "Ağır adlı kentlerden geçtim geldim, kervan aşmaz dağları aştım geldim. Taşkın akan deli suları teptim geldim. Belleri duman bastı, dereleri kar kapladı, yollar kitlendi. Tilkiler izle-koğanları yitirdi,' demedim. Sılayı doğruladım, dostu özledim. Sürdüm çıktım, yettim buldum!"
Sayfa 221 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
BİRAZDA TEKERLEME
(b-d) baldıran dallan ballandırmalı mı, ballandırılmamalı mı? sonra o bala daldıran baldıran dalları dallandırılmalı mı, ballı dalla dallandırılmamalı mı? (b-m-s) ibişle memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmişler mi, mahkemeleşmemişler mi? (b-p-d-y) batı tepede tahta depo dibinde beytutet eden pullu dede tekkesinden matrut bitli vedat, dar derede tatlı duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört türlü derde tutuldu (e) eğer eleşkirtli eleştirmen eşref ile erdemi edremitli bedriyi eğenin en iyi eğercisi biliyorlarsa, ben de ermenekli erdem ergencinin en iyi elektirikcisidir derim.
Sayfa 28
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beş
KÜRT DOSYASI BEŞ İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, 1931 sonbaharında bölgede Umum Müfettiş İbrahim Tali, Kazım Dirik, Osman Tufan ve Kenan Paşalarla incelemeler yaptıktan sonra 18.11.1931 günü Başbakanlığa raporunu sunmuştu. Şükrü Kaya, raporunda, Dersimlilerin eşkıya baskınlarından ve soygunlardan yakındıklarını anlatıyordu: "Dersimliler, süregelen tecavüzlerden gittikçe daha çok mutazarrır olmaktadırlar. Dersim'e yakın olan muhitlerin kazanç ve hayatları Dersimlilerin ayakları altında her gün çiğnenmektedir. Toplu büyük çetelerin köy basması, sürüleri götürmesi, mukavemet edenleri öldürmesi, yol kesmesi, son aylarda adi vakalar sırasına geçmiştir. Dersim'e yakın yerlerdeki halk malından ve canından emin olmadıkları gibi manevi cesaret ve mukavemetlerini de kaybetmiş bulunuyorlar. Bu yakın çemberin harici muhiti de, cezasız kalan bu vakaların tesiri altında ziraat ve ticaret noktasından maddeten mutazarrir ve manen muzdariptir. "Dersim'in içinin arz ettiği manzara da bundan daha az acı ve acıklı değildir. Bir defa Dersim, Çemişkezek, Pertek, Mazgirt ve Hozat kazalarında umumiyetle Türkler ve aşiret hayatını terk ederek silahları alınan çiftçiler tamamıyla Dersimlilerin nüfuz ve tesiri altındadırlar. "Devlete asker ve vergi veren bu halk, canını ve malını korumak için kuzey ve güney aşiretlerine de vergi vermek mecburiyetinde oldukları gibi, her gün de soyulmak ve öldürülmek tehlikesindedirler. Soygunlar pek çoktur. Öldürülenler de vardır. Köyden tarlasına gidemeyen veyahut şehre iltica eden köylüler pek çoktur. "Dersim'in mütecaviz aşiretleri de birbirlerine karşı hasım ve küskün vaziyettedir. Aralarında çatışma, cinayet, hirsızlık daimidir. İçerde hükümet ve teşkilatı, zabıtası, mahkemesi heyuladan ibarettir. Bu mekanizma(nın) hükmü, ancak silahsız ve itaat eden
Edirne Mevlevi Dergahı postnişinlerinden Ali Eşref Dede'nin 1857 tarihli yazma Yemek Risalesi'ndeki "Badıncandan kaygana ve köfte tarifiyse kıymalı patlıcan köftesi tanımına daha uygun düşüyor. Dede Efendi de "Susuz köfte" tarifini es geçmiyor, ancak bu konuda XVIII. Yüzyıla Ait Yazma Bir Yemek Risalesi ve Melceü't- Tabbâhin'in biraz karmaşık tariflerini Ağdiye'deki asıl tarifine yaklaştırıyor ve üstelik iki ayrı usul gösteriyor: Be-gayet ince kıyılmış koyun etini tuz, büber, kakule, dar-ı çinî (tarçın) ile karıştırup yoğurup yuvarlak âdetâ köfte yapup ve bir tencerenin içine bir miktar su koyalar. Ve köfteleri bir tasın içine vaz' (koyup) ve tası tencere içine koyup ve tencerenin kapağını kapayup etrafına yaş astar sarup mutedil (hafif) ateşte âheste âheste (yavaş yavaş) tabh oluna (pişirile) yahut tasın içi ne su koyup tencerenin içine vaz (koyup) ve köfteleri tencerenin içine ta sın etrafına vaz' (dizip) ve kapağın kapayup etrafına yine yaş astar sarup tabh oluna (pişirile).
Sayfa 48·Kitabı okudu
Dengiz Dede fırtınayı alamet, tepeyi mübarek, zamanı eşref belledi. Başını semaya kaldırıp ellerini açtı. Elektrik yüklenmiş bulutların şehadetiyle yüzüne vuran yağmurun eşliğinde duaya durdu: "Ben Tonguzlu dokuma ustası Dengiz Dede, İki gömlek dokudum tıpatıp aynı. Biri sultanıma, öteki doğacak ilk erkek torunuma. Ne zaman ki bu iki gömlek karşı karşıya gele, Şifası, hükmü, gücü, diğerine geçe."
Sayfa 115
çevremden duymak istediklerimdir..
Sana ısmarlamayan, kimlere ısmarlayacak? Hadi evlat. Dede Sultan ne içer, bir sor ki.. Doldursun Dervişe benden iki binlik, Yorgi!
Sayfa 14·Kitabı okudu