Rüzgar gibi geçti İnceleme
10/10
·1461 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:37
Ana karakter Scarlett'dir. Romanın diğer asıl karakterleri Ashley, Melanie ve Rhettdir. Olaylar zinciri Tara'da başlayıp Atlanta'ya kadar devam eder. Bugünkü Amerika'nın kurulmasının temelleri bu kitapta derin bir şekilde hissetirilerek anlatılmıştır. Babası küçük bir çiftçiyken işlerini büyüterek Taradan yüksek bir mevkiye sahip olan Gerald, iyi bir aileden eğitim alan Ellen ile evlenir. O Haraların işleri çok güzel gider, üç tane kız çocuğu büyütürler. Scarlett kız kardeşlerine benzemez, diğerlerinden daima farklı olmuştur. Onun bu farklılıkları seçimlerinde de ön plana çıkmıştır. Scarlett küçüklük arkadaşı olan Ashley'e ilk günden beri büyük ilgi duyar. Ashley'in bu sevgiden haberi vardır, ona bu karşılığı vermez tercihini Melanie'den kullanır. Özellikle ailesi bu evliliği desteklemektedir. Scarlett, güzelliğiyle ön plana çıkar. Etrafında ona hayran olduğu erkeklerin farkındadır ve biraz da Ashley'e sinirlenerek, o da bir tercih yapar, bu tercih hemen savaşın başladığı zamana denk gelir. Yankiler yavaş yavaş şehirlerini sarmak üzereyken, o zaman yeni evli olan Scarlett eşini de orduya gönderir. Her evden mutlaka bir erkek gönderilmiştir. Charles savaşta ölmüştür. Scarlett için bu savaş ölüm kalım mücadelesidir ve asıl karakterini burada belli eder, büyük imkanlar içinde büyüyen fakirliğin ne olduğunu bilmeyen genç kız, bu savaşla büyümüştür adeta. Hem kendisine, hem çevresine yetmeye çalışmıştır. Onun yaptığı bu evlilikler aslında aşktan, sevgiden değildir. Özellikle ikinci evliliğini basamak olarak kullanıp amaçlarına ulaşmak için yapmıştır. Fakat hala da Ashley'i sevmektedir, aslında Ashley'in de kendisini sevdiğini anlaması uzun sürmemiştir, ancak Ashley'in karakteriyle Scarlett'in karakteri bambaşkadır. Ashley, daha çok belli ideolojileri olan hayalperest kendi
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Karbon Kitaplar Yayınları · 20203,158 okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
4/10
·352 syf.··
2026 4. kitabı
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu ve o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında sadece fos bir eziğin bulunduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komple cinsel komplekslerden ibaret, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz ve sadece okuyorsunuz işte; Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz kavramsal, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (buna da takmış) filan..." Ya bu arada o ilginç karakterleri okurken bir noktadan sonra "Yazar harbiden yazmalık bazı tecrübeler
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Genç Kızlar, Yitik Kızlar
4/10
·352 syf.·
2026 51. kitabı
Selam. Güncel olarak epey sinirliyim. Duygularımı daha iyi aktarabilmek için arkadan gerilim müzikleri playlisti açtım. Hazırsanız, başlıyorum. Kitaba büyük beklentiyle başladım çünkü güvendiğim insanlar tarafından önerilmişti. İlk elli sayfada yarım bıraktım. Aylar sonra geri dönüp birkaç saatte bitirdim çünkü dili gerçekten akıyor. Ve maalesef sinirlenmemin sebebi de tam olarak bu: bu kitap korkunç derecede harcanmış bir potansiyel. Rstan çıkmak için tercih edebileceğiniz bir kitap. Ve arkadaşlar, birazdan söveceğim her şeye rağmen kitap GERÇEKTEN ÇOK YÜKSEK BİR POTANSİYELE SAHİP! Potansiyeli yok sayan yazarlar beni çıldırtıyor. Yazarı hepimiz tanıyoruz, Sessiz Hasta nın yazarı. Ben kitapları yazarın diğer kitaplarıyla karşılaştırmaktan nefret ederim ve konuyu da kıyaslama yapmak amacı ile açmadım zaten. Sessiz Hasta benim için çok tahmin edilebilir ancak hiç tatmin etmeyen bir kitap olmuştu. Sanırım yazar ile sorunlarım var, asla anlaşamayacağız gibi görünüyor. Eleştirime geçmeden önce kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Hikâye, Londra'da yaşayan grup terapisti Mariana Andros ile başlar. Mariana, bir yıl önce Yunanistan tatili sırasında denizde boğularak ölen eşi Sebastian'ın yasını tutmaktadır. Hayatı durma noktasına gelmiş, hastalarıyla olan profesyonel sınırları bulanıklaşmış ve anılarına hapsolmuş durumdadır. Mariana'nın dünyası, Cambridge Üniversitesi'nde okuyan yeğeni (ve kızı gibi sevdiği) Zoe'den gelen panik dolu bir telefonla sarsılır. Zoe’nin en yakın arkadaşı Tara, üniversite kampüsü yakınlarında vahşice öldürülmüş olarak bulunmuştur. Mariana, yeğenine destek olmak ve kendi öğrencilik yıllarının geçtiği Cambridge'e dönmek üzere yola çıkar. Mariana kampüse vardığında, Tara'nın ölümünün sıradan bir cinayet olmadığını fark eder. Odağında, Yunan
Edebiyat
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,288 okunma
Karanlık ve aydınlık
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 01:46
Her zaman olduğu gibi öncelikle kitabı özetleyip sonra da kendi düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Otomatik Portakal adlı kitap 1.bölümde Alex adında 15 yaşında bir genç ve onun çetesi ile yaptığı kötülükleri anlatmaktadır. Alex ve çetesi yaşlı veya genç farketmeksizin masum insanları döver,hırsızlık yapar,kadınlara tecavüz eder vs. Bunun gibi bir ton kötülük yaparlar ve bunları yaparlarken zevk alırlar,yaptıktan sonra ise herhangi bir pişmanlık duymazlar. Bir süre sonra Alex ve çetesi arasında anlaşmazlıklar olur ve bir soygun sırasında Alex'e ihanet ederler.Alex bu soygunda yaşlı bir kadını istemeden de olsa öldürmüş olur ama kadın saldırı anından önce polisi aradığı için çete kaçar ve Alex yakalanır. Alex yakalandıktan sonra kitabın 2.bölümüne geçmiş oluyoruz. Alex daha önce de benzer suçlara karıştığı için zaten polis gözetimindeydi ve topluma kazandırılmaya çalışılıyordu ama bu son cinayetten sonra hapise girdi. Alex hapiste geçirdiği sürede de bir kişiyi öldürdü ve hapishane yönetimi suçluları topluma kazandırmanın onları nezarette tutmak gibi sıradan yöntemler ile başarısız olacağını düşündüğünden "Ludovico" adlı yeni bir yöntemi denemek istediler ve ilk denek Alex oldu. Ludovico deneyinde deneğe önce bir iğne yapılır ve bu iğne deneğin işlem sırasında ağrı,sancı,sızı gibi şeyleri hissetmesini sağlar ve ardından denek bir koltuğa oturtulur. Deneğin kıpırdamadan durabilmesi için başı,gövdesi,kolları,bacakları her yeri bağlanır ve gözlerine ise kıskaç takılır çünkü denek izlediği şeyden gözünü kaçıramasın ve kapatamasın diyedir. Her şey tamamlandıktan sonra ise deneğe şiddet,cinayet,tecavüz ve birçok kanlı sahneler gösterirler ve bunları gösterirken arkadan da Alex'in hayranı olduğu Beethoven'dan şarkılar eklerler. Denek bunların hepsini bitene kadar izlemek
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
7/10
·520 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:00
Usta ve Margarita-Mihail Bulgakov #okudumbitti #ustavemargarita #herkes İlk Yayın Tarihi: 1966 520 sayfa 20. yy Sovyet edebiyatının güzel bir örneğini okudum.Baştan aşağı betimlemeler, ayrıntılar, okunması ve akılda tutulması zor uzun rusça isimler, ince detaylı tariflemelerle anlatılan onlarca farklı mekan, geriye dönüşler, ileriye gidişler olsa da zorlansanız da insan biraz gayret edince alışıp takip edebiliyor. Metaforlar, semboller ve zamansal geçişler, izleyiciye aktif bir okuma deneyimi sunuyor. Pilatus–Yeshua ve Usta–Margarita eksenleri birbirini tamamlıyor; biri etik ve vicdan sorularını, diğeri aşk ve fedakarlık temalarını işliyor. Kitapta o kadar çok fantastik öge var ki ister istemez romanın içine çekiliyor insan.Margarita'yla fırçaya binip göklerde mi uçmadım, Roma valisi Pontiuslu Pilatus'la aya uzanan yolda mı yürümedim, Şeytan ve ekibinin, Varyete Tiyatrosu'nda gerçekleştirdikleri gösterilerle insanların açgözlülüğünü ortaya çıkardıkları, baş koparma ve sahte para sahneleriyle birlikte fantastik bir evrende yürüyüşe çıkıyorsunuz. Sovyetler Birliği'nin sindirme politikası,Sovyet bürokrasisi ve ikiyüzlülüğü kitapta üstü kapalı olarak veriliyor. Devletin baskıcı politikasının yansıması olan entelektüel çevre, yazarlar ve yaratmış olduğu toplum şekli kıyasıya eleştiriliyor. Kitabın açılışındaki din üzerine olan tartışma ve bundan doğan olaylar silsilesi sonraki sayfalarda "mutlak iyi" ve "mutlak kötü" kavramlarının olmadığını gösteren şeytanı bizlere sunuyor ki yaptığı kötülüklerin nerede son bulacağını düşünürken, romanın çok başka yönlere gittiğini görmek yazarın kafasındaki sorgulamaların aslında ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Kitabın konusuna gelecek olursak; “1930'larda Moskovada ünlü bir yazar, Sovyet devleti tarafından sansürlenir; romanı
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,2bin okunma
Öyle müthiş bir kitap ki nasıl anlatacağımı bilemiyorum
10/10
·646 syf.·
2026 20. kitabı
Ama yine de deneyeceğim. Kitaba zaten belli bir beklentiyle başladığımı itiraf ederek giriş yapayım o hâlde yoruma, sevgili okurlar. Zaten Açlık Oyunları gibi müthiş bir serinin 0.1 nolu kitabı olarak da tanımlayabiliriz: Kuşların ve Yılanların Şarkısı 0.1 nolu derken ne demek istediğimi izah edeyim önce. Zira kitabın seriye ait olduğunu ancak hangi dönemi anlattığını yorumlarda arayanlarınız olabilir. Bildiğimiz üzere seri üç kitaptan oluşuyordu: 1. Açlık Oyunları : 74. Açlık Oyunları'nın oynandığı o giriş kitabı, evreni ilk defa tanıdığımız. 2. Ateşi Yakalamak : QuarterQuell (yanlış hatırlamıyorsam) denilen çeyrek oyunlarında hep farklı bir konsept var. Gerçi ilk çeyreği bilmiyoruz ama… İkinci çeyrekte Açlık Oyunları 0.5: Hasatta Gündoğumu kitabında okuyacağımız üzere her mıntıkadan iki değil dört haraç alındığı iki kat zorlu bir Açlık Oyunları yaşanıyor. Üçüncü çeyrekte ise, yani bu kitapta serinin ikinci kitabında, tüm finalistleri topladıkları bir tür "Açlık Oyunları All Star" okuyoruz. 3. Alaycı Kuş : serinin üçüncü ve bildiğimiz temel üçlemenin son kitabı, aynı zamanda evrenin tarih sıralamasındaki son kitabı, olan bu kitapta ise isyan yeniden vuku bulmuş ve savaş yeniden ortaya çıkmış oluyor. Yani bu kitapta bir açlık oyunlarını değil, savaşı okuyoruz. Okuduğumuz son açlık oyunları 75. Açlık Oyunları olan ikinci kitapta oluyor. 0.1: Kuşların ve Yılanların Şarkısı: Bu kitapta ise bayağı bir geçmişe, okuduğumuz ilk Açlık Oyunları'ndan altmış dört yıl kadar geriye, yani onuncu Açlık Oyunları'na gidiyoruz. Peki neden on? İlk dokuz oyunda sadece mıntıkalardan haraçların toplandığı ve arenaya salıp kendi hâllerinde birbirlerini öldürmeleri için bırakıldığı bir oyun var sadece. Ancak onuncuyla beraber akıl hocalığı, sunucunun anbean oyunu sunması, oyunculara dronela erzak aktarımı
Kuşların ve Yılanların ŞarkısıSuzanne Collins · Dex Kitap · 20241,990 okunma