Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
Hizmetçi serisinin yazılan son kitabı ancak konu olarak sıralaması ikinci ve üçüncü kitabın arasında. Millie ve Enzo nun düğün gününde yaşadıkları tatlı telaş ve birbirlerini üzmeden telaşa düşürmeden verdikleri koruma çabasını anlatıyor.
Hizmetçinin DüğünüFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,815 okunma
Kitap yorumum
10/10
·188 syf.··
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:44
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım bugün sizlere @doganulkudadasoglu kaleminden çok güzel bir anı kitabını anlatacağım. Kitabın konusu: Murat, Erzurum'un Karadeniz'e bakan sınır köylerinde büyümüş, mesleği gereği çok sevdiği Karadeniz'e, Giresun Bulancak'a tayin olmuş bir jandarma. Deniz manzaralı, Sarayburnu Camii'ni gören bir ev almış; eşi Canan ve iki çocuğuyla birlikte huzurlu bir hayat kurmuş. Spor yapan, işinden evine giden, sağlığına dikkat eden, hayat dolu bir adam... ️Bir gün halı saha maçında kendini tarif edemediği bir yorgunluğun içinde buluyor. O kadar bitkin hissediyor ki maçı tamamlayamıyor. Ardından başlayan bacak ve vücut ağrıları önce kas sıkışması sanılıyor, iğne tedavileri uygulanıyor. Ağrılar kısa süreliğine hafiflasa da yeniden başlıyor. Yapılan kan tahlilleri ise hayatlarını tamamen değiştirecek gerçeği ortaya çıkarıyor: Lösemi... Sonrasında GATA'ya sevk süreci başlıyor. Zorlu geçen nakil işlemlerinin ardından tedaviye başlanıyor. Kitabın en etkileyici yanı ise, yazarın bunları bir kurgu olarak değil, bizzat kendi yaşadığı hayatın içinden anlatması. Her satırında çaresizliği, umudu, korkuyu ve hayata yeniden tutunma mücadelesini hissediyorsunuz. Ben de okurken birçok yerde gözyaşlarıma engel olamadım. ️Tedavinin ardından ilik nakline karar veriliyor. Kardeşi Öznur'un iliği uyum sağlıyor ve nakil başarıyla gerçekleşiyor. Ancak asıl mücadele bundan sonra başlıyor. Vücudu yeni iliği kabul edecek mi? Bir daha evine, çocuklarına, deniz manzarasına kavuşabilecek mi? Sayfaları çevirirken bu soruların cevabını büyük bir heyecan ve umutla bekliyorsunuz. ️Bu kitap bana, insanın sahip olduğu en büyük hazinenin sağlık olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kendime ne kadar az özen gösterdiğimi fark ettim. Daha sağlıklı beslenmeye, spor yapmaya karar verdim.
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20247 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·336 syf.··
2026 76. kitabı
Serinin ilk kitabına göre sanki daha yavaş ilerliyor ama sonlara doğru soluksuz okuyorsunuz. Millie, her şeye burnunu sokmadan duramıyor maalesef. Bu kadının başına ne geliyorsa hep bundan geliyor. Ayrıca asla akıllanmıyor; hep bildiğini okumakta bayağı ısrarcı biri. Bir de cabuk güvenmemesi gerektiğini öğrenmesi lazım. Gerceklik algisinda da bir problemi oldugunu düşünüyorum. Bazen bana her seyin sanrıdan ibaret oldugunu düşündürüyor Hayatının karmaşasından sebep kendine bir brokoli bulmuş, sevdiğini iddia ediyor. He aynen kanka, çok seviyorsun. Brokolinin de sevgisine hayran kaldım doğrusu. Her neyse... Olaylarda bazı kısımların çok uçuk olduğunu düşündüm şahsen. Onun dışında olay akışını sevdim. Bazen beni güldürdü, bazense gerilime soktu. Güzeldi.
Hizmetçinin SırrıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20237,4bin okunma
7/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:13
Merhaba arkadaşlar. Jules Verne ile şimdi de 1883 yılına uzanıyor, Ramazan ayını geçiren bir İstanbul’a konuk oluyor, tarih kitaplarında karşılaşmayacağımız türden betimleme ve tasvirlerle de zenginleştirilmiş bir maceraya atılıyoruz. Öncelikle 2. Mahmut dönemine uzandığımızı söyleyebileceğimiz bu romanda tam bir kuzey turu yaptığımızı da özellikle belirtmek isterim. Hollandalı tütün tüccarı Van Mitten ve uşağı Bruno, İstanbul’a geldikten sonra Trakya, Balkanlar ve Karadeniz Sahilleri ile zenginleşen bir yolculuk mekanları bizimle oluyor. Bunda yazarın zamanında yat alıp Avrupa turu yapmasının da anlatımına elbet etkisi vardır ama onun anlatım ve görüş gücünü düşündüğümüzde, hiç var olmayan ve kitaplarından yıllar sonra bulunan icatları da göz önüne aldığımızda anlatımlarında bir aksama veya yanlışlık bulmak da kolay değil. Gerçi doğru veya yanlış kıyaslaması yapabileceğimiz 150-200 yaşında yaşayan bir eski Osmanlı bulmak da imkansız olduğuna göre buna da çok takılmamak lazım. Ancak kitabın bir ‘Tenkit’ yani ‘Eleştiri’ niteliği taşıdığını da belirtelim. Çünkü bazı insanlar asla ama asla eleştiri kabul etmedikleri gibi böyle ufak bir eleştiri gördüklerinde de hemen geriliyorlar. Kitaba adını veren Keraban Ağa ise açık olmak gerekirse inatçı ve dar kafalı denilen bir tütün tüccarı. Peki ya Tophane’den Üsküdar’a geçerken yeni çıkan vergiyi ödememek için bu adamın Karadeniz seyahatine çıkmasını nasıl buluyorsunuz? Tamam cimriliğin de bir ölçüsü vardır ama bu da nedir yani. Ama güzel macera oldu. Kısıtlı sürede bir yere yetişme çabasını o dönem için takdir ettim ama günümüzde her gün hem de her gün işe yetişme telaşı yaşayan biz metropol insanları için bu artık şaşırtıcı değil. Aksine işlere hızlı ve sorunsuz ulaşmak günlük olarak neredeyse hepimizi daha çok şaşkınlığa
İnatçı KerabanJules Verne · Alfa Yayınları · 2017571 okunma
Kuzu Postuna Bürünmüş Kurt?...
10/10
·456 syf.·
2026 48. kitabı
Kitabın kim tarafından yazıldığını bilmesem, görmesem, bir Agatha Christie veya Stephen King karışığı klasik bir dedektif- polisiye romanı okuduğumu zannederdim. Öncelikle mükemmel ötesi bir beyin egzersizi yaşadığımı belirtmem gerekir. Sanki Labirent: Ölümcül Kaçış'dan bir türlü çıkamıyordum, insanı içine çeken bir konusu var çünkü ve inanın hiç çıkmak istemiyorsunuz. Roman şu şekilde başlıyor; Hafıza kaybı yaşayan bir adam ormanda uyanır ve Anna adında birini çağırır. Kendi adını dahi hatırlamayan kahramanımız önceki hiçbir şeyi hatırlamaz haldedir. Bir malikaneye ulaşır ve oradaki tanıdıkları ona Blackheath Malikanesi'nin sahibi Hardcastle ailesinin verdiği bir partiye katılan Sebastian Bell adında bir doktor olduğunu söylerler. Uyuduktan sonranın sabahı kendini bir uşağın bedeninde bulan ana karakter, artık önceki günün sabahında kendini bulur. Kendisinin gerçek adının Aiden Bishop olduğunu ve Evelyn Hardcastle cinayetini çözmek için sekiz gün boyunca sekiz farklı parti konuğunun, yani "ev sahibinin" bedenine girmesi gerektiğini öğrenir. Eğer sekiz gün içinde bu gizemi çözemezse, süreç yeniden başlayacak ve hafızası silinmiş olarak Sebastian Bell'in bedeninde tekrar uyanacaktır. İşin ilginç yanı, katilin kimliğini ortaya çıkarmak için yarışan iki kişi daha olduğunu ve sadece bir kişinin Blackheath'ten ayrılmasına izin verileceğini de hesaba katmıştır artık. Katilin kim olduğunu son âna kadar karakterle birlikte bulmaya çalıştım ve ne yalan söyleyeyim hiç beklemediğim sonuçla karşılaştım diyebilirim. Hani derler; "Kuzu postuna yatan kurd" misali tamda o katil için söylenebilirdi. Bu sürükleyici ve eğlenceli bir deneyimi bana yaşattığı için öncelikle canım arkadaşım Demet'e çok teşekkür ediyorum. Mükemmel bir deneyimdi benim için. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum, pişman olmayacaksınız
Düşünce
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,493 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Niviskarê xwedî yê xelata Nobelê ( 1962)John Steinbeck berî 25 salan ( 1937) ev berhem nivîsiye. Ango em dikarin bêjin hîn dema xeşîmiya niviskariya xwe de ev berhem nivîsiye. Mişk û Mirov di her aliyê xwe ve balkêşe: Nivîskar sazka bernema xwe li ser têgeha "Xewna Emerîkayê" ( American Dewam) avakiriye . Mişk û Mirov piştî çend salên rudana vê têgehê hatiye nivisîn. Qaşo li Emerîkayê hemî mirov xwediyê heman derfetêne . Bes bila bi nêreke baş hewl bidin.Lê niviskar bi vegotineke hûr û kûr diyar dike ku rastiya wê xewnê tuneye xewn tenê xewne.Em dibinin, pîştî ew qas hewildanên herdu hevalan tiştekî qenc naçe serî. Ew xeyala ku wan avakiriye yekcar hildiweşe. Wekî hêlina mişka helbesta Helbestvanê Îskoçî Robert Burns (1785). Erê Stenbek navê vê berhemê û hizra wê ji helbesta Ji Mişk re( To a Mouse) standiye. Û diyar dike ku hizra baş u hewildana baş mirov serfiraz nake. Wekheviyeke derfetan tuneye. Di nava vê çerxa mezin an Emerikayê de takekes û komên piçûk dihêrifin . Axirî herdu hevalên dilsoz tevî xeyala xwe têk diçin. Di berhemê tenê mêr hene; xeyalên wan, hewldanên wan û têkçûna wan. Behsa du jina tenê heye. Yek xaltiya Lenine ku demeke dirêje miriye. A din jî jina Curly e. Qet navê jinikê nayê li ser zar û zimanan. Tenê wek jina Curly tê binavkirin. Û tenê zayenda wê heye wekîdin tu hebûna wê tune. Ji xwe dawiya berhemê de jî ruyê fîşteqebuna vê jinikê bi destê Lennie tê kuştin. Ruyê bêgaviyê de jî George Lennie dikuje. Ango ew jinika bênav wek sedema têkçûna mêran tê nişandan. Berhem bo Emerîkayê rexneyeke tuj û edebiye . Ji bo dinyayê jî şiyariye. Hindurê xewna Emerîkayê vala ye. Emerîka xwediyê çerxeke diran stur a wek Alane. Û çi dikeve ber dihêre.
Edebiyata Cîhanê
Mişk û MirovJohn Steinbeck · Lis Yayınları · 2010211,9bin okunma