Bahîrâ, Kâinatın Efendisini görmeden, harikulâdeliği nasıl keşfetmişti? Şöyle: Rahip Bahîrâ, kervan başlangıçta ibadethanesine doğru yol alırken pencereden bakmaktadır. Malûm kervanlar içinde herhangi bir kervan... Fazla dikkate bile değmez. Fakat hayret! Kervanın tepesinde bir bulut yürümekte... Sanki hızını kervandan alıyormuş gibi kervan hızlandıkça o da hızlanmakta, yavaşladıkça yavaşlamakta, durunca durmakta... Âlim Rahip, nazarını hiç ayırmadan kervanı takip ediyor. Evet, havasında tek bulut gölgesi olmayan dipsiz bir mavilik zemini içinde, kervanın tam üstünde kervana yelpaze tutmaya memur efsanevî bir köle gibi garip bir bulut... Sanki kervanın üzerinde, havada yüzerek giden, iki kolunu iki yana açmış harikulâde bir muhafız... Kervan yürüye yürüye, tepesindeki bulutla beraber, nihayet ibadethânenin karşısındaki ihtiyar ağaca kadar geliyor. Bu sefer müthiş bir tecelli! Ağacın dalları, kervanda birini korumak, perdelemek, kucaklamak istercesine eğilmekte, bükülmekte, toplanmakta... Üstelik yıllardı kurumuş, pörsümüş, iliksiz kalmış olan ağaç, içten birdenbire canlanmış, yeşillenmiş, tomurcuklanmış gibidir. Ve âlim rahip, tüyleri ürpererek kararını verıyor: - Nebîler ve Resûllerin sonuncusu ve tamamlayıcısı,Büyükler Büyüğü zatın geleceğini biliyoruz. İşte bu kervanda herhalde o bulunuyor. Sayısız Peygamberlerin hep birbirine işaret vere vere O'na doğru akan kolu halkalaştırdığı, vasıflarına ait çizgiler resmettiği «Gâye-İnsan ve Ufuk-Peygamber».. Bu, İsâ Peygamberin haber verdiğidir.Mutlaka O'nu görmeliyim...
Sayfa 90 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
40) İyi Arkadaşlık (Suhbetu't-tayyibe) İnsan bu menzilde iyi arkadaşlığın ne olduğunu öğrenir. Daha önceki tecrübelerinden arkadaşlık yapması gerektiğini ve yapması gereken arkadaşlığın temiz, iyi arkadaşlık olduğunu anlamıştır. Hz. Peygamber (sav) şöyle der: "Kişi dostunun dini üzerine haşredilir. Herkes kiminle dost olduğuna dikkat etsin!" Sûfîlerden biri şöyle demiştir: Arkadaşlık için yeğle itaatkâr insanı Unutma ki çeker bir tabiat diğer tabiatı Bir sûfî şöyle demiştir: "Allah'a yemin olsun ki, kurtulan kişi kurtulmuş olanla arkadaşlık edenlerdir. Hüsrana uğrayanlar da hüsrana uğrayanlara arkadaşlık edenlerdir." Başka bir sûfî şöyle demiştir: "Arkadaş insanı sürükler götürür." Bu menzilde kişi yükseliş yolunda iyi arkadaşlıkla karşılaşır. Bu hal insana yerleştiğinde onu iyi davranışlara ulaştırır ve bir adımda yirmi dört makam kateder. Bu yükseliş esnasında yoksullara merhamet, latif ses, keder, dimağ ve güzel ahlak menzillerine uğrar. Bunun yanı sıra iyi davranışlar menziline yerleşir. Bu menzil mürşid-i kâmil makamının üzerindedir ve onunla mürşid-i kâmilin makamı arasında zatî itikat makamı bulunur. Burası onları ayıran perdedir. Mürşid-i kâmil onu görür ve kemallerle nitelenmiş olduğu için kendisini sever. Bir adımda bekâbillâh makamına kendisini ulaştırmak için kendisine yönelmesini ister. Ancak bu kul ona lisan-ı hâl veya lisan-ı kâl ile âdeta şöyle der: "Ben senden iki makam üstteyim. Yakin'e ulaştıktan sonra artık sana nasıl inebilirim ki? Ben senden daha büyüklerle arkadaşlık ettiğim halde kendi üzerimde gördüğüm kemalleri senin üzerinde görmüyorum." Bu sözler üzerine mürşid-i kâmil, makamının kendisine kazandırdığı bilgiyle onu mazur görür. Bunun yanı sıra mürşid-i kâmil Allah'ın "Yetkin
Sayfa 70 - ¹Kamer, 54/5. ²Kasas, 28/56. ³Mâide, 5/99. ⁴Bakara, 2/265
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Karar gibi karar :)
Ben bir karar aldım. Neden evlenmiyoruz? Sen teklif et! Ben evet diyeyim!
Alıntı
Kaderin, yalnızca tüm malımızı ve mülkümüz değil, kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, evet, yüzümüzün ortasındaki burnumuz bile dahil olmak üzere, her şeyimiz üzerinde inkâr edilemez bir hakkı vardır. Sonrasında deneyim gelir ve bize mutluluk ve hazzın yalnızca birer hayal olduğunu öğretir; onları bize uzaktan gösteren şey bir yanılsamadan ibarettir. Buna karşılık, acı ve ıstırap gerçektir, kendilerini doğrudan açığa vururlar, ne bir yanılsamaya ne de bir beklentiye ihtiyaç duyarlar. Eğer bu ders meyvesini verecekse, artık mutluluk ve haz aramayı bırakmalı, yalnızca acı ve ıstıraptan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışmalıyız.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
1000Kitap
Evet, gözüme bir süt denizi kaçtı.
- O yıldızları ne yapıyorsun? - Ne mi yapıyorum? - Evet. - Hiç. Onların sahibiyim. - Yıldızların sahibi misin? - Evet. - Ama ben bir kral görmüştüm... - Krallar sahip değildir. Onlar "hükmeder". İkisi çok farklı.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Alıntı