Bihter’in eve gelişiyle Nihal’e olan etkisi…
O gelecek kadından her şeyi, hele babasını, Bülent'i, daha sonra Beşir'i, bütün ev halkını, evi, eşyayı, hatta kendisini kıskanıyordu; bu sevilmiş şeylerin içine girmekle o kadın bunları çalacak, elinden alacak; evet, nasıl, pek iyi çözümleyemiyor, açıklıkla düşünemiyor, fakat ruhu hissediyordu ki o geldikten sonra kendisi şimdiye kadar sevdiklerini artık sevemeyecekti.
Sayfa 83 - Türkiye İş Bankası Yayınları 13. Basım·Kitabı okuyor
Belki de bir hikâyeye vurulmuştum ben; evet, evet bir hikayeye, bir kültüre, bir tarihe vurulmuştum; hiç insan bir hikâyeye vurulur mu? Oluyormuş demek ki diyorum kendi kendime.
Edebiyat
Reklam
Sonunda selamımı verip, şöyle diyorum izleyiciye: - Bütün dünyanın önünde saygıyla eğildiği yalnız kimi türklerin kendisi ne saygıda kusur ettiği, dünyanın en önemli mizahçılarından Aziz Nesin, bugün aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe kavuştu. Aziz ağbinin sevgili anısına ve onurlu kavgasına bir dakika saygı duralım mı? Bir kadın izleyicinin candan sesi duyuluyor: - Evet! Zart diye ayağa kalkıyor 650 Çanakkaleli. Bir dakika susuyoruz. Alkışlıyorum Çanakkalelileri. Yüreğim buruk Akol Otel’e sığmıyorum. Püfür püfür esiyor Çanakkale, temmuzun altısının yedisiyle öpüştüğü gece. Bu yıl gene erken başladılar işe ağustos böcekleri, cır cır ötüyorlar, Aziz Nesin’siz bir dünyada, köktendincilikten habersiz.
"Dul kaldığın gece sana evlenme teklif etsem garip olur muydu?” diye mırıldandı ağzımın içinden. “Bilmem. Olur muydu?” Kahkaha attım. "Kimin umurunda? Zaten resmi olarak ölüyüz.” Eğildi ve beni bakışlarıyla yerime sabitledi. “Benimle evlenir misin, Ravi bebeğim?” Alt dudağım dişlerimin arasına alıp ısırdım. “Evet.”
Sayfa 282 - Artemis yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Şifa niyetine
Peki, ne olacak kafamızın içindeki dünya ile yaşadığımız dünya arasındaki bütün o uçurumlar? Ne kadar büyük olursa olsun, iman ile inkâr arasındaki uçurum kadar büyük olamaz o uçurumlar. Eğer inkârdan imana bir adımla geçilebiliyorsa; dışımızın içimize yabancılığı da bir adımla kapanır elbet. Ve evet; kendimizi kandırmaya yarayan bütün o cafcaflı yalanlar da anında biter o bir tek samimi adımla.
İki Dünya Arasında
Bırakalım yalanı dolanı, yol bitmeden işin aslına dönelim biz, dönebileceksek eğer... Nedir işin aslı? Galiba şöyle bir şey: Dışımız, gece yarılarına kadar eve dönmeyen hayta bir oğul... İçimiz, pencerenin kenarında sabahlara kadar sabır ve metanetle onu bekleyen munis, şefkatli bir ana... Oğul eve dönünce ananın yüzü gülecek ve kararan ne varsa aydınlanacak! Bu kadar basit mi yani? Bu kadar kolayca çözülebilir mi bu asırlık düğüm? Eve dönmeye yetecek kadar irade gösterene, evet, bu kadar basit!
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam