Büyükbabam ile büyükannemin iki kızları ve bir oğulları olduğunu belirtmiştim. Çocuklara Corinne, Henry ve Edith adları verilmişti. 1883 yılında dünyaya gelen ilk çocuk Corinne, yıllardır evlat özlemi çeken aileyi büyük sevince boğar. Bu tarihlerde Tergiman ailesinin üç oğlu, aileleriyle birlikte Harbiye Afet Sokak'ta üç katlı bir evde oturmaktadır.
Corinne daha çocukluk döneminde güzel sanatlara ve müziğe olan yeteneğini belli eder ve ailesi küçük kıza piyano dersleri aldırmaya başlar. Kızlarını sürekli destekleyen babası, genç kızı eğitim için Fransa'ya gönderir. Paris Konservatuvarı'nın piyano ve şan bölümlerini başarıyla tamamlayan Corinne, mezuniyet sonrası İstanbul'a döner.
Ailenin 1888 yılında Henry adını verdikleri bir oğulları olur. Üstüne titrenen bu erkek evlat ne yazık ki genç yaşta difteriye yakalanarak yaşama veda eder ve aileyi büyük bir mateme sürükler.
Corinne'nin Paris'teki eğitimi sırasında bu defa da bir kız kardeşi dünyaya gelir. Edith adı verilen, kardeşlerine hiç benzemeyen kara gözlü, kara kaşlı, hep gülen bu bebek, Henry'nin ölümünden sonra ailenin nazar boncuğu gibi büyütülür. Edith de Corinne gibi güzel sanatlar, müzik ve yabancı diller konusundaki yeteneğini kısa sürede belli edecektir. Beş dil öğrenen Edith, okumaya olan düşkünlüğüyle kütüphanesini değişik dillerden oluşan kitaplarla doldurur. Çocukluğumda annemin bu özelliğiyle övündüğünü hep anımsarım. Güzelliği, zarafeti ve şıklığıyla her zaman dikkatleri üzerine çeken anneme benzemek için sık sık onun ayakkabılarını giyerek ayna karşısına geçer, yabancı dil diye uydurduğum sözcüklerden oluşan bir dille konuşur oynardım. Küçük ayaklarıma geçirdiğim o günün modası ince, yüksek topuklu ayakkabılarına verdiğim zararı hiç unutmamışımdır. Corinne gibi Edith de zeki ve kültürlüydü. Her ikisi
Peter'a gelince... Uçup gitmeden önce Wendy'yi bir kez daha gördü. Tam olarak pencereye gelmedi de Wendy isterse açıp ona seslensin diye şöyle bir pencereye değerek geçti. Wendy de tam onun beklediğini yaptı.
"Hey Wendy, hoşça kal," dedi Peter.
"Ah Peter, gidiyor musun?"
"Evet."
"Peter," dedi kız bocalayarak,"anne babama çok hoş bir konuda söylemek istediğin bir şey yok mu?"
"Hayır."
"Yani benim hakkımda Peter..."
"Hayır."
Bayan Darling de pencereye geldi, zira artık Wendy'yigöz hapsine almıştı. Peter'a, diğer oğlanların hepsini evlat edindiğini, onu da evlat edinmek istediğini söyledi.
"Beni okula gönderecek misiniz?" diyesordu Peter kurnazca.
"Evet"
"Sonra da bir yazıhaneye mi gideceğim?"
"Sanırım."
"Kısa sürede büyüyüp yetişkin bir erkek olur muyum?"
"Çok kısa sürede. "
Helal olsun be ihtiyarlara. Kendilerinin olmayan bir kızı nasıl evlat bilmişler, nasıl kol kanat germişler. Annemin babamın öz evlatlarıyız güya, bizi öyle sevmediler.
Kalp kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir şey oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama evlat gibi bir şey yine de, ne yapabilirsin ki ?