Şimdi biz, derince ve inceden ince düşünmeliyiz ...
Evet, biz bu imanın neresindeyiz?
Bu ölçülere göre, ne kadar Müslümanız?
Dedemiz, savaşta bile kıyamazdı düşmanına ...
Bugün biz, en yakınlarımızla ne durumdayız?
Anne-baba, evlat, torun. hısım, akraba, konu komşu ne haldeyiz?
Düşünmeli değil miyiz?
Bize ne oldu?
Yüzyıl sonra bugün, Çanakkale ruhu, ruhumuz mu?
Hakikaten, bize ne oldu?
Nasıl acımasızlaştık?
Sevgimiz, şefkatimiz, merhametimiz neden soldu?
Bu İlahi güzellikler, Mehmetçiğin ruh dünyasını oluştururdu.
Bu sebeple başkalarından farklıydı. O kadar farklıydı ki;
ölçülerini, kırmızı çizgilerini can pazarında da, son nefesinde de unutmazdı ...
Bu sebeptendi, düşmanına dahi acıması ve onu kendine hayran bırakması ...
Şimdi, haksızlıklarla bunalan dünyaya yeniden bir insanlık getirmenin ve gönülleri güzelleştirmenin vakti ...