Geriye dönüp baktığımda cendere içinde geçen bir hayat... Bir pislik bulaşmasın diye özenle korunmayı o boyuta vardırdım ki, bunu cendere içinde geçen bir hayat olarak tanımlıyorum.
Şeffaf, sade, düzgün bir hayat çizgisi var arkamda. "Bir gün bulurlar mı," diye endişe ettiğim hiçbir kirli iz yok. Aynaya tükürmek gibi bir duygu asla içimden geçmedi. Babamın bana bıraktığı şerefli soyadını evlatlarıma aynı temizlikte bırakabilmek için yaşadım. Yaşlanmak için yaşamadım...
Toplumuma ihanet etmedim, yalan söylemedim, sadece ve sadece doğruların sesi olmaya gayret ettim. Bunun için de çok ağır bedeller ödedim. Ama eşsiz bir ödül kazandım sonunda: halkın güveni ve sevgisi... Bundan daha değerli bir miras yoktur evlatlarımıza bırakacağımız. Onun için de çok mutluyum.
"Yeniden dünyaya gelmek mümkün olsa ne olmak isterdiniz?" diye soru sorulur ya... Bin defa dünyaya yeniden gelmiş olsam, yine aynı Uğur Dündar olmak isterdim...
UĞUR DÜNDAR
Sayfa 450 - Sia Kitap, Birinci Basım Aralık 2019·Kitabı okudu
Oysa deseydi bize kaynanamlar, "Hadi gidin siz orada mutlu olursanız biz de burada mutlu oluruz. Bize sağlığınızı bildirin yeter" deseydi, bambaşka olurdu her şey. Olurdu tabii. Bambaşka olurdu. Ama sen de demedin Selime, sen de diyemedin. "Siz orada iyi olun, ben burada sizin sağlığınızla, varlığınızla mutlu olurum" diyemedin.
Devletin en büyüğü ekrandaydı yine. Hep o vardı artık. Neredeyse bir tek o. Konuşmalara doymaz gibiydi. "Ben yaptım, bensiz olmaz" demeye getirdiği birkaç cümleden sonra "evlatlarıma helal lokma yedirmedim" demesin mi?
Dedi valla..
Bu nasıl bir dil sürçmesiydi böyle? Fikri miydi, zikri mi?
Evlatlarıma Müslümanlığı öğretin. Fakat bu hususta kendilerine ne usanç verin, çünkü bırakıverirler; ne de onları büsbütün ihmal edin, zira yabancı kalırlar.
babamdan bir tokat yemeden büyüdüm ben
belki sebebi budur banknotları karalamamın
hep aynı saatlerde farklı semtlerde
en az üç kişiye randevu vermemin
belki sebebi de budur
kaba bir irkintiyle uyanırdım çocukken
homurdanan bir erkek sesinden yoksun
annemin her sabah yatağında bir erkek cesediyle
kavgasız ve barışçıl uyanmasından bıkmıştım
şu silik ağıtından nefret ederdim en çok
“hem anne hem baba oldum derdi evlatlarıma”