Dünyayı Tanrı yedi günde yaratmadı, bir göz açıp kapayıncaya kadarki sürede yarattı. O çakan sevgidir iște. Evreni sevgi yarattı, toprağı, gökyüzünü sevgi yarattı, onun içindir ki evren böylesine sonsuz, toprak bu kadar zengin, yaratıcı, gökyüzü böylesine ışık kaynağı. İnsanı sevgi yarattı, onun içindir ki insan bu kadar yaratıcı, böylesine güzel, diyordu Dursun Dede.
İnsan güzel olacak, diyordu Dursun Dede. İnsan her gün biraz daha sevgi dolu, biraz daha mutlu, biraz daha zulme karşı, kötülüklere karşı bilenerek doğacak, çünkü onu sevgi yarattı.
Hamile bir kadın doğum yapar yapmaz, ebe hanım bebeği okulun başpapazına götürür ve tam bir yıl sonra bilirkişiler toplanırlar. Eğer çocuğun burnu Baş Yargıcın kabul ettiği ölçüye göre daha küçük bulunursa, yassı burun, ebleh varsayılır ve iğdiş etmeleri için papazlara teslim edilir. Muhtemelen bana bu barbarlığın sebebini ve bakireliğin suç sayıldığı bizim ülkemizde, nasıl olur da zor gücüyle iktidarsız adamlar yarattığımızı soracaksınız. Bilmelisiniz ki bunu, otuz yüzyıldan beri sürdürdüğümüz, kapımızın üstünde asılı duran bir koca burun görünümlü tabelada şu yazılanlara göre yapıyoruz: Burada, bilge, ihtiyatlı, kibar, hoşsohbet, cömert ve açık görüşlü bir adam yaşar, küçük burunlular da bunlara zıt niteliksizliklerin sürüsüdür. İşte bu nedenle yassı burunlular hadım edilir çünkü devlet, onların kendilerine benzer çocukları olacağına hiç olmamasını daha çok tercih eder.
Dijital evren insanı sorusuz bırakmak için onu sürekli anlamsız sorunlarla karşı karşıya bırakır. Çok fazla sorun gören insanın soru sorma yetisi felç edilir. Soru sormayan insanın bilinci elinden alınır ve sorusuzluk aynı zamanda düşüncesizliği doğurur. Çünkü düşünmek için sorulara ihtiyaç duyarız. Soru sormak insanı harekete geçirir, harekete geçen insan zihni de hareketlenmeye başlayarak yeni sorular üretir.