KİM DELİ, KİM DEĞİL?
Puan vermedi·125 syf.··
2024 34. kitabı
Deliliğe değil de ahmaklığa ya da budalalığa övgü olarak çevrilmesi konusunda çevirmenle aynı fikirdeyiz. Yine de son kertede bir cinnet halinin insana nasıl iyi gelebileceğinden bahsederken Erasmus deliliğe de övgüde bulunuyor. İyi de Erasmus neden deliliğe, ahmaklığa övgüde bulunuyor? Erasmus bulunmuyor işte, delinin biri diyor ne diyorsa. Kısacası Erasmus sadece elçiye zeval olmaz diyor. Eleştirel parodi gibi ama zaman zaman sizi neredeyse ahmaklığa iman edecek pozisyona getirebiliyor, ikna edebiliyor. Neden olmasın ki demek dışında da başka çare bırakmıyor. Kendini çok akıllı sananların, akıl dışı olan her şeye b*k attığı bir düzende (ki o düzen hiç mi değişmez) Erasmus çıkıp 'tamam ya en büyük sizsiniz abiler, biz biraz içip gidicez zaten' diyerek konuya giriyor. Ne kadar akıllı ay pardon deli değil mi? Dersini almış çünkü. Sokrates gibi rahatsız edici doğruları söylerken kendi olmuyor, kendi olursa başına ne geleceğini biliyor. Metin çok önemli çünkü Erasmus 15- 16. yy. arasında yaşarken yazıyor bunları. Yani Descartes 17. yüzyılda çıkıp da kendisini bir zihin olarak kanıtlayıp bedene ilişkin her şeyi pejoratif manalara büründürmeden önce Erasmus tam tersini yapıyor. Descartes'in ardından toplumsal düzeni, bürokrasiyi, kurumları, medeniyetleri hatta ulus-devletleri inşa ederken hep aklı referans veren modernizmin kurucuları, bugün Erasmus'un söylediklerini söyleyecek olanlara deli muamelesi yapar elbette. Fakat metni önemli kılan Erasmus'un akılcılığa karşı olması falan değil. Aklını kullananlarla değil derdi, aklını kullandığını iddia edenlerle, aklı yüceltip akıllı söylemlerini diğer insanlar üzerinde iktidar kılanlarla, kurnaz geçinip iki gram aklı olanları sömürenlerle. Tabii bu güruhla bir alıp veremediği var olduğu gibi öbür taraftan da okurlarına şey
1000Kitap
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
2/10
·164 syf.··
2023 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 04:48
Dinin dünyayı yönettiği bir dönem vardı. Karanlık Çağ olarak bilinir. RUTH HURMENCE GREEN Yığınların açlık, pislik ve cahillik içinde yaşamaktan memnuniyet duymalarını sağlamakla uğraşan dinlerle hiçbir ilgim olsun istemem. İnsanlara, bu dünyada daha mutlu ve daha çağdaş olabilme; kendi kaderinin sahibi, kendi ruhunun kaptanı olarak gerçek bir insan olabilme kapasitesine sahip olduklarını öğretmeyen hiçbir yasa, din ya da benzer şeyle işim olsun istemem. JAWAHARLAL NEHRU Herhangi bir şeye inanan birisini ikna edemezsiniz, çünkü inançları kanıta değil, inanmaya duydukları köklü ihtiyaca dayanır. CARL SAGAN İnsanlar güneşlenmek ve çıplak bedenler gibi şeylerden her zaman ayrı bir dehşet duyuyorlar sanki. Yoksulluğu, zulmü ve hayvanlara yapılan zalimliği o kadar umursamıyorlar misal. SUSAN ERTZ Evrime alternatif olarak "Yaratılış bilimi"ni öğreteceksek, o zaman biyolojik çoğalmaya alternatif olarak da leylek hikâyesini anlatmamız gerekir. JUDITH HAYES Nuh'un Gemisi ve Tufan öyküsü kökten dinciler tarafından savunulması belki de en mantıksız öyküdür. Örneğin, gemisini doldurduğu sırada Nuh, penguenleri ve kutupayılarını nasıl oldu da Filistin topraklarında bulabildi? JUDITH HAYES Ben kötü birisi değilim! Çok çalışıyorum, çocuklarımı seviyorum. Peki o zaman neden pazar günlerimin yarısını cehenneme nasıl gideceğimi dinleyerek geçireyim ki? HOMER SIMPSON Bazı zamanlarda, hepimizin bildiği gibi, mezhebin biri ortaya çıkıp dünyanın sonunun çok yakın olduğunu söyler. Genellikle bazı küçük yanlış anlamalar ya da hatalı hesaplar yüzünden aslında sonu gelen o mezhep olur. G.K. CHESTERTON Bir çağa ait din, bir sonraki çağ için edebi eğlencedir. RALPH WALDO EMERSON Her itibar boşluğuna uygun bir enayilik dolgusu vardır. RICHARD CLOPTON İşe, Hıristiyanlığı Hakikat'ten daha
Ateistin Kutsal KitabıJoan Konner · Notos Kitap · 2011380 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·152 syf.·
2022 59. kitabı
Evrim Teorisi noktasında okuduğum ilk kitap oldu. Kitap baştan sona bu konuya nasıl yaklaşılması gerektiği noktasında bize bir usül öğretiyor. Evrim ve İslam münasebetinde yapılan hatalı yorumları ve bakış açılarını belirtiyor. Kitabın girişinde Evrim'in ne olup ne olmadığı noktasına değinen yazarımız, daha sonra bilim nedir, bakış açısı ve değerlendirme yöntemi nasıldır? konusunda doyurucu bilgiler veriyor. Evrim'in kabulü ve reddinin bir iman meselesi olmadığını, evrimin varlığını veya yokluğunu Kur'an üzerinden çıkarma teşebbüsünün yanlışlığını bize üstüne basarak belirtiyor. Kitabın orta bölümlerinde 'Evrimci Müslümanlar' tarafından sıkça dile getirilen ve Evrim'in İslam dünyasında da önceden beri var olduğunu söyleyen/söylemiş olduğu düşünülen âlimlerin sözlerinden alıntılar mevcut. Yazarımız bu sözlerin hepsinin tekâmül dediğimiz şey olduğunu söylüyor. Tekâmül ile türler arasında geçiş değil aksine tek türde geçiş olduğunu, İslâm âlimlerinin bunu anlatmaya çalıştığını izahlarla ortaya koyuyor. Kitabın son bölümlerinde ise, Allah'ın evrimle yaratabileceğini bunun onun için muhal olmayacağını söylüyor. Fakat Kur'an'da ve bilimde evrim konusu yüzde yüz ispat edilmiş olmadığından bu konularda kesin konuşmanın doğru olamayacağını söylüyor. Yazarımız ayrıca Paleontoloji biliminin evrime dayanak hâline getirilmeye çalışıldığından bahsediyor. Lakin Paleontoloji bilimi, bize canlının türünü söyleyebilir ama bize onun başka bir türden geçişinin olduğunu ispat edemez diyor. Günümüzde Evrim'i gözlemle görebilmenin zor olmasından dolayı simülasyonlar aracılığıyla geçmişin canlandırılması yapılıyor. Lakin bununda bize yüzde yüz kesinlik veremeyeceğini çünkü eş değer ölçüm sunamayacağından bahsediyor. Son olarak; Evrim'deki rastlantı/tesadüf kavramının da İslam'la
Felsefe-Düşünce
Eşref-i Mahlukatı AnlamakMelikşah Sezen · Kayıhan Yayınları · 201988 okunma
3/10
·256 syf.··
2020 9. kitabı
Şöyle bir paradigması var. Diyor ki insanın diyor doğal özellikleri itibariyle şu altı tane temel özelliği vardır. Bu altı temel özellik ilahidir, o yüzden Allah vardır. Allah korusun, Allah kimseyi düşürmesin ama ateist olsam ateist arkadaşlarımın eline aldığında hani böyle çocukla oynar gibi oynayacağı ifadelere geldik. Sebep ne? Çünkü dini bilmeden din anlatmaya kalkıyoruz. Felsefeciler eliyle din ve dinin sahibi olan Hazreti Allah’ı anlatmak istiyoruz. Ha şunu diyebilirsiniz, ben Hristiyanlığın tanrısını anlatmak istiyorum dersen belki tutar ama ortada Hristiyanlık terminolojisini tam oturtturamayız. Bir ihtimal. Ama İslam’ın hakikati olan Allahu Zülcelal’i böyle delillendireceğim diyorsan bu kelimeler Allahu Zülcelal’in delili değil, ona inanmayan insanların tutamaklarını tutturmak için de değil. Ona inanmış Ehli İslam’ın aslında bu yolculukta hadislere ve Hakikat Erbabı’na ihtiyaç olmayıp, kendi ahmaklık sürecini kendi tamamlayabileceğine dair delilleri içeriyor. Diyor ki yaşam arzusu lazım. Kısmen tutar. Korkuların giderilmesi arzusu… Korkusu yoksa. Mutluluk arzusu… Mutluluk çok geniş bir kavram, sıfati bir beyandır. Arzu içine dahil edilemez. Gaye arzusu. Hedeften bahsediyorsanız herkesin hedefi olmak zorunluluğu yoktur. Ama burada açlık tokluk filan, şehvet deseydiniz otururdu. Mesela mutluluğun karşısına şehvet deseydiniz, nefis deseydiniz, diyebilseydiniz eğer her insanda nefis vardır. Kimse de reddedemezdi. Şüpheden uzak bilgi edinme arzusu. Bu. Müslüman gençler için aslında. Bu Allah tanımazlar için değil haşa. Başkaları tarafından iyi davranılma arzusu. Peki geldik. Diyor ki şimdi tezi bu delillendirmeye çalışacak. Dans, müzik, kumar gibi olguların insanların doğal özellikleri olduğunu ve biyolojimizin kaçınılmaz sonucu olduğunu birçok bilim insanı inkar
Felsefe
Allah Felsefe ve BilimCaner Taslaman · İstanbul Yayınevi · 2013472 okunma
BİLİM VE İNANÇ BİZE NE SÖYLER?
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2019 21:00
Kendisini TV’de bir tartışma programından -Deniz Bayramoğlu Gündem Özel tavsiye edilir - tanıdığım Sultan Tarlacı’nın Mağaradan Mars’a kitabı bilim ve inanç kavramlarını, günümüzde insanların hangisini referans aldıklarını tablolar eşliğinde oldukça doyurucu ve açıklayıcı bir şekilde bize sunuyor. 1-Kitap oldukça bilgilendirici fakat fen bilimlerine meraklı değilseniz eğer yer yer konuların derinliğinden dolayı fazlaca malumata girilmiş olduğundan sizi sıkabilir. 2- Kitabın ismi Mağaradan Mars’a bence kitabın içeriği ile pek uyumlu değil.. Kitap insanın yolculuğundan ve gelişiminden ziyade, bilim, inanç, evrim teorisi, büyük patlama (bing bang) teorilerini açıklıyor. 3- Kitaptan bana orijinal gelen bir iki bilgi -spoiler olur mu bilmiyorum -; modern evrim teorisi insanın maymundan geldiği tezini savunmuyor. İnsanlarla kuyruksuz maymunların kuzen olduğunu söylüyor. Türkiye’deki biyoloji bölümü öğrencilerinin %48’i evrime inanmıyor. Halbuki biyoloji bilimine göre evrim inkar edilemez bir gerçektir. Bir inanan içinse evrim Allah’ın durmadan yaratmasının bilimsel açıdan tanımlanmasıdır. Yine bir başka ilginç anekdot olarak Darwin’in 10 yaşındaki evladını kaybettikten sonra ateizme doğru evrildiği.. 4- Son tahlilde din ve bilimin çatışmadığı ikisinin de alanlarının farklı olduğu, büyük patlama teorisine inanç adına balıklama atlayışların da, evrim teorisini ateizmin bayrağı haline getirmenin de amaçlarını aşıp ideolojik olduğunu düşünüyorum. İnanç konusu tabii ki akılla desteklenir fakat temelde bir gönül işidir. Kur’an’da inananların ilk vasfı olarak daha başında onlar gaybe (bilinmeyene) iman ederler denir. 5- İnanan biri olarak korkmadan çekinmeden araştırmaya, yeni şeyler öğrenmeye devam edeceğim. Doğru düşünmeye, kavramları doğru
Mağaradan MarsaSultan Tarlacı · Destek Yayınları · 2017129 okunma