10/10
·256 syf.··
2026 32. kitabı
Bu kitap tam da bu nefs konusunu düşündüğüm kendi kendimi sorguladığım zaman karşıma çıktı. Kitabı incelemeden sadece başlığını görüp aldım iyi ki de almışım. Yazarın anlatımı çok hoşuma gitti. Bu konulara meraklı iseniz gerçekten hiç düşünmeden alın okuyun.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
Âcizâne bir inceleme
Puan vermedi·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:00
Nerden başlayayım bilmiyorum ama şunu biliyorum ki bu kitap bambaşka, okurken sizi kendinizle baş başa bırakan ve bazi yerlerde ağlatan türden,kitapta yazar nefsin konuşmasıyla anlatıyor tüm olanları yani sanki nefsinizle sizi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri vesilesiyle baş başa bırakıyor. Vakit buldukça özellikle de sabah erken saatlerde okudum ve okurken şunu hissettim. Biz yaşıyoruz ama bizimle birlikte nefsimizde yaşıyor ve daima bize şerri telkin ediyor. Hani muhtaç birini görüyorsun ve içinden yardim etmek geliyor işte o esnada" boşver belki de muhtaç değil kendini acındırmak için böyle yapıyor" diye bi ses geliyor, işte o nefsin, namaza durunca aklına bin türlü şeyi getiren de nefsin, hangisini sayayım, saymakla bitmez. Ama ne diyor nefs" Mahmud benimle olan cengini kazandı, o benimleyken bensiz oldu" sahi nefs her daim bizimle mi? Hiç mi hayra sürüklemez bizleri? Ama şunu biliyorum ki nefsine boyun eğdiren Rabbine daha da yaklaşıyor tıpkı Hüdayi Hazretleri gibi. O vakit selam olsun nefsiyle olan cengi kazanana. Selam olsun nefsine boyun eğdirene. Selam olsun nefsi bilipte en azindan onunla mücadele edene. Vesselam...
Tasavvuf
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·312 syf.··
2026 72. kitabı
veda. yorgun, solgun ve bitkin kendi viraneme gidiyorum vallahi şehrinizden perişan kalbimi götürüyorum götürüyorum o uzak noktaya ki arındırayım günahın renklerinden temizleyeyim aşkın lekesinden böylesi boş ve beyhude isteklerden senden uzaklara götürüyorum senden, ey imkânsız ümitlerin cilvesi diri diri gömmeye götürüyorum ki olmasın bir daha kavuşma hevesi
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,871 okunma
7/10
·496 syf.·
2026 18. kitabı
Sema Soykan'dan okuduğum üçüncü roman ve ben yine hayran kaldım. Öncelikle Sema Soykan okuyanlar bilir ki bu kitaplarda kurgu biraz geri planda ve bahsedilen döneme ait tüm tarihi belgeler, olaylar, kişiler detaylı olarak anlatılıyor ve kitabın sonunda kurguyla bütünleşiyor. Bu romanda benim çok merak ettiğim ve pek bilgi sahibi olmadığım Kıbrıs olaylarını kaleme almış yazar ve bu konularda çok eksik kaldığımı gördüm. Roman ilk etapta Sevgi, Yiğit ve Sarah etrafında şekillenirken romanla ilgili çok detaylı araştırma yapıldığını, tarihte yaşanan acıları, işkenceleri bazen umutları size derinlemesine yaşatıyor. Romana hareket katan aşklar ise bize sadakat'in, koşulsuz sevginin, emeğin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Sema Soykan romanlarında kurgu zayıf kalıyor ve âdeta bir tarih kitabı okuyorsunuz, yani tarihe merak duymuyor veya sadece kurgu seviyorsanız bu kitap size zor gelebilir. Ben özellikle bu tarihi olayları merak ettiğim için rahat okusam da ara ara tarihi olayların ağır bilgi içeriği ile biraz yoruldum. Son olarak kitabın son satırlarını buraya ekleyerek, kalbimde tarihte yaşanan ayrılıkların acısı, Atamıza olan sonsuz sevginin gücü ve kefareti ödenmemiş acıların sorumluluğu ile kitap incelememi bitiriyorum; " Ey Türk istikbalinin evladı ! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyet'ini kurtarmaktır ! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. "
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025599 okunma
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 177. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:34
"SONSUZ SUYUN KIYISINDA" "Ey ruhumun kanatları olan kuş, şimdi hatırlama vaktidir. Zamanın şafağına, yerin göbeğindeki kutsal ağacın tepesine uçur beni. Uçur ki o ağacın dallarından yaptığımız merdivenle çıkabileyim, Yüce anamızın ve gökbabamızın katına, zamanın şafağına... İnsanların, tanrıların ve hayvanların aynı dili konuştuğu, Kırların hamisi yüce atamız Dumuzi’nin yeryüzünde yaşadığı, Büyük kopuş öncesi zamansız zamanlara..." Günümüzde insanlık tarihinin en önemli arkeolojik yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük, bildiğimiz kentlerden çok farklı bir yaşam düzenine sahip. Sokakların olmadığı, evlere damlardan girildiği, insanların birbirine bitişik yapılarda yaşadığı bu yerleşimde yaşam ve ölüm de birbirinden ayrılmıyordu. İnsanlar, ölen yakınlarını evlerinin tabanlarının altına gömüyor, onları gündelik yaşamlarının bir parçası olarak görmeye devam ediyordu. Bir kadın, yanağındaki lekeyle doğuyor. Topluluk bunu "lanet" diye okuyor. O ise o lekeyi bir onur rozeti gibi taşıyor. Toplumun dışladığını içine sindirip, onu kendi gücüne dönüştürmenin destanını okuyoruz eserde. "Hayat insanı bazen başladığı yere getirir." Biblu’nun hikâyesinde, dışlanan, lanetlenen, şaman olamayan kadının, sonunda kendi yolunu bulması ve belki de en başta reddedildiği yere zaferle dönmesi var. Binlerce yıl önce yaşamış bu kadının gözlerinden Neolitik dünyanın kapılarını aralıyoruz. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş sürecini, aile bağlarını, inançlarını, korkularını ve umutlarını okurken geçmişi değil, insan olmanın değişmeyen yönlerine de görüyoruz. Biblu, kucağında sıvanmış bir kafatasıyla gömülmüş bir kadın. Bir bağın, bir sadakatin, belki de bir yasın en vahşi ve en saf halini yansıtan yazar, bu sahneyi o kadar incelikle işlemiş ki, kafatasından iğrenmek yerine,
Edebiyat
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 202611 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022701 okunma