Ne devlettir ki dildârım sen oldun... Enîs ü mûnis ü yârim sen oldun. Dil-i pür-derdimin dermânı sensin... Şifâ-yı-cân-ı bimârım sen oldun. Bana hasm olsa âlem halkı gam yok... Ne korku çün nigehdârım sen oldun. Safâlar ger cefâlar bulsa cânım... Refik-ı cümle etvârım sen oldun. Sana dil vermişem ey cân-ı âlem... Ezelden çünkü dildârım sen oldun. Disem ismi-şerîfin yâdımız bes... Dilimde cümle güftârım sen oldun. Sana ta'zım eder dillerde Hakkı... Der inkârım yok ıkrârım sen oldun.
Sayfa 45 - bahar yayınevi | erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri
Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş-bârına Yandın ey biçare dil yandın melamet nârına
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
𝐘𝐚𝐫𝐞̂ 𝐣𝐢 𝐝𝐞𝐫𝐞̂ 𝐦𝐞𝐲𝐤𝐞𝐝𝐞𝐞̂ 𝐦𝐢𝐧 𝐦𝐞𝐤𝐞 𝐛𝐞̂𝐛𝐚𝐫 𝐞𝐲 𝐬𝐞𝐲𝐲𝐢𝐝𝐞̂ 𝐦𝐮𝐱𝐭𝐚𝐫 𝐒𝐚𝐪𝐢̂ 𝐤𝐮 𝐭𝐮 𝐰𝐢̂ (𝐞𝐬̧𝐡𝐞𝐝𝐮 𝐛𝐢𝐥𝐥𝐚𝐡𝐢̂) 𝐤𝐮 𝐢̂𝐫𝐨 𝐗𝐚𝐧𝐢̂ 𝐛𝐮̂𝐲𝐞 𝐦𝐞𝐲𝐱𝐰𝐞𝐫 Yarê, ey serwera hilbijartî, a ku min ji nav hemî xoştiviyan hilbijartî û dilê xwe dayê, tu min ji derê meyxaneya xwe derneêxe û bê par neke, û ew meyxaneya tu saqiyê wê bî îro, misoger Xanî dê lê bite meyxor. Mebesta wî ew e ku bêjit: "Ey mehbûbê min! Tu min ji 'işqa xwe bê par neke; çunkî ew karek e min taqeta wî nine, û ew 'işqa bo te bit û tu tê da meşûq bî, bê guman Xanî dê li pêşiya koma 'aşiqan bit, û hema ez bi agirê vê 'işqê mubtela bûyîme; çunkî me'şûq tu yî, vêca hêviya min ew e ku tu me ji kerema xwe bê par nekey."
Kurdî
'Ey dilim. Hayrı söyle, kâr et. Kötü söyleme, tehlikelerden selamet kalırsın. Bunları pişman olmadan önce yap!'
o devrin çapkınlığı ile anılan şairi Haşmet (1768): Tenhâca ahibbâsı ile görmeğe işret Göksuya gider göz göre hiç körfeze gelmez beytiyle sevgilisini körfezde beklediğini anlatıyor. Zaten hemen Boğaziçi’nin her semti gizli âşıklar için bir buluşma, bir sevişme yeridir: Ey dil Boğaziçindedir ol meh yakâla var veya: Safâsı âlem-i tâbın Boğaziçinde zâhirdir diyen aynı şair: Almış o şûhu ortaya ceyş-i fütâdegân Vardım o mest-i işveyi gördüm Hisarda beytiyle Boğaziçi’ndeki bu gizli randevulardan bahsediyor.
Hasan-ı Basri (rah) şöyle der: "Birtakım insanlar, Muaviye b. Ebû Süfyân'ın yanında konuşuyordu. Ahnef b. Kays ise susuyordu. Muâviye ona sordu: "Ey Ebû Bahr! Sen niye konuşmuyorsun?' Ahnef b. Kays şu cevabı verdi: Eğer yalan söylersem Allah'tan (c.c), doğruyu söy lersem senden korkuyorum."
Alıntı