Köylünün ağır vergi yükünden kurtulmak için tek çaresi köyünü bırakıp dağılmaktır. Mîrî toprak rejiminde köylü toprağın sahibi, mâliki olmadığından firar etmek kolaydı. Başka yerde yerleşip bir köy kurmadılarsa, onlar, haymana ve defter kayıtları haricinde kalmış reâya (hâric-ez-defter) olup levendlikle başıboş gezerler, ırgadlık yaparlardı; köylü aileleri, izlerini kaybedip başka bir arazide yerleşirlerdi. Aralarından bazıları tabii eşkiyalığa sapardı. Devleti en çok kaygılandıran şeylerden birisi, reâyanın böyle perakende olması, yerini yurdunu bırakıp dağılmasıdır. Köylünün bu pasif direnci, merkezî hükümeti en çok kaygılandıran gelişmelerden biridir; devleti adâletnâmeler ilânına zorlayan en etkin bir faktördür. Öbür yandan 17. yüzyıl başlarında Anadolu köylüsünün Celâlîler önünde paniğe kapılarak kalelere ve şehirlere sığınmak üzere nasıl kaçıştıklarını görmüştük. 1609 tarihli adâletnâme, bu olay ile askerî sınıfa ait çiftlik ve mandıraların ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamaktadır: Köylünün bıraktığı toprakları askerî sınıftan nüfuzlu olanlar kendi mülkleri gibi benimseyip üzerine yerleşmiş, kul ve hizmetkâr getirip buraları işletmeye ve kendi çiftlikleri haline sokmaya başlamışlardır. El emeğinin azlığı sebebiyle bu gibi topraklar, genellikle çitle çevrilip hayvan beslemeye mahsus mandıralar haline sokulmuştur. Kargaşalık kesildiği zamanda reâya bu askerlerden korkarak köylerine dönememiştir. Padişah adâletnâmede, evlerin ve ahırların yıkılıp askerlerin derhal toprakları boşaltmalarını emretmektedir.
Sayfa 329 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"- Modernbûn ne cilek e ku li gorî bedena me hatiye dirûtin da ku em carinan li xwe bikin, paşê jî ji xwe bikin. Ên ku wisa dijîn, ji bo îmajê dijîn. Ez naxwazim ne-heqiyê bikim, lê modernbûna her welatî, li ser axa wî welatî û li ser ruh û rehên wê çandê ava dibe. Eger kok û rehên modernîzmê ne ji wê axê be, wê ew modernîzm çanda wî welatî tune bike. Divê em li vê bifikirin, li ser navê modernbûnê em xwe tune nekin. Êdî hemû cîhan ber bi globalîzmê ve diçe û her kes hinek dişibe hev."
(Nivîskar/Helbestvan- Gulîzer)
Ez sond dixwim ku heta hûn îman nekin hûn naçine bihuştê; heta hûn ji hev hez nekin jî hûn îman nakin.
Yaygın kullanımda Kürtçede de Cennetin karşılığı olarak kürt şivesi ile cennet kelimesi kullanılır. Ancak burada cennet yerine bihuşt ifadesine yer verilmiş.·Kitabı okudu
Biz hepimiz yumuşak, boyun eğen, yüzünün üstüne bas, ez, kul köle eyle, on yıl askerlik yaptır, öldür, zulüm et, derisini yüz, ırzına geç, ses çıkarmayan bir tuhaf insanlar, yaratıklarız.