Puan vermedi·136 syf.··
2026 23. kitabı
Eser 'Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor-komünizm hayaleti' gibi ikonik bir söz ile başlayıp; 'Bütün ülkelerin işçileri, birleşin.!' çağrısı ile sona ermektedir. Kısaca bizlere kaymağı başkası yerken .... niye siz yiyorsunuz demeye getirmektedir. F.Engels ve K.Marx dayılarım !halkların gardaşlığı¡ kavramını ortaya çıkarmak ve bu anlayışı pekiştirmek adına eseri oluşturmuşlardır. Bu eser sayesinde komünizm programlandırılmış ve bilimsel sosyalizm tabiri ortaya çıkarılmıştır. Eser temelde iki ana konuyu ele almaktadır. İnsanoğlunun tarihi her daim ezenler ve ezilenler arasında yaşanan çatışmalar ile şekillenmiştir. Ve bu nedenden ötürü toplumların tarihi aslında bir sınıf mücadelesinden ibarettir. Kısacası nasıl ki burjuva sınıfı feodalizmi yıktıysa, ploreter sınıfta burjuvayı yıkacaktır. Bu bahsettiğim durum gerçekleştiği zaman ise ikinci konumuz ortaya çıkacaktır. Özel mülkiyet ve devlet kavramı ortadan kalkacak yerine ortak mülkiyet ve sınıfsız toplum anlayışı gelecektir. Böylece DeVrİm ile gerçekleştirilen sözde 'özgürlük' durumu ortaya çıkacaktır. Bence bu bahsettiklerim içerisinde birtakım küçük sıkıntılar mevcuttur. "Daha detaylı bir şekilde anlatabilirim lakin genel konuları ele alsam yeterli olur diye düşünüyorum." İlk olarak Komünizm iki temel felsefesi ile çelişmektedir. (Çatışma durumu ve yeni eskiyi yener anlayışı.) Feodalizmin iki belki de üç basamak öncesinde yer alan (yabanıl ve atıl) durumu son ve en gelişmiş durum olarak sunmak ve bunun bir çatışmaya yol açmayacağını düşünmek mutlak bir saçmalıktır. İkinci olarak Komünizm Kapitalizm gibi topluma göre şekil almak yerine toplumdan eğitim, bilinç ve ahlak gibi temel olguları talep eder. Üçüncü olarak Komünizm Kapitalizm gibi bireyin istek ve arzularını dikkate almak yerine kendi mutlak doğrularını
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,5bin okunma
İzlenim
8/10
·132 syf.··
2024 62. kitabı
"Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini." Doktor F. suçlu bir insanın hipofiz bezlerini Şarik isimli sokak köpeğine aktarır ve tatlı, sevecen köpek Şarik vahşi, suça meyilli, arsız bir insana dönüşür. Bu vahşi yaratık zamanla kendini geliştirmektedir. Engels, Kautski okur, böylece komünizmi benimser. Bulgakov nezdinde, Şarik'in edindiği fikirler, onu daha da arsız bir hale getirmektedir. Bulgakov ile tamamen aynı fikirde olmasam da Köpek Kalbi benim için anatomik cümleleriyle çarpıcı bir öyküydü. Bulgakov, döneminin Sovyet Rusya'sını ve komünizmi ağır şekilde eleştirirken "insan" eleştirisi de yapmış. Sonu epey kurnazca kurgulanmış, bu kadarını beklemiyordum. "Canlılar söz konusu olduğunda terörle bir yere varılamaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olursa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim."
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·272 syf.··
2023 27. kitabı
John Griffith London, 12 Ocak 1876 tarihinde hamilelikle birlikte psikolojik sorunlar yaşamaya başlayan bir anne ve kendisini istemeyen bir baba tarafından dünyaya getirildi. Doğumdan sonra annesi, Amerikan İç Savaşı gazisi John London ile evlenmiş ve Jack London, Virginia Prentiss isimli eski bir köle bakıcılığında büyümüştür. Kaliforniya Depremi ile birlikte yok olduğu için resmi kimlik bilgilerine ulaşılamamasına karşın bu evliliğin gerçekleşmesiyle birlikte eserlerinde de üvey babasından edindiği soyadı kullanmıştır. Çocukluk yıllarında yaşadığı yoksulluk, dünya görüşüne etki etmiş ve dolayısıyla edebi kişiliğine de yansımıştır. Macera tutkusuyla doyasıya yaşanmış Jack London, pek çok eseri insanlara bırakarak 22 Kasım 1916 tarihinde, 40 yaşında böbrek yetmezliğinden öldü. Uçurum İnsanları (The People of the Abyss), 1903 yılında yayımlanmış, yazarın kurgu dışı türünde kaleme aldığı bir eserdir. Kendi ifadesiyle sosyolojik bir çalışma amacıyla araştırma ve incelemenin yazımıdır. George Orwell’ın da bu eseri gençliğinde okuduğu, Paris ve Londra’da Beş Parasız (Down and Out in Paris and London) ve Wigan İskelesi Yolu (The Road to Wigan Pier) isimli eserlerini Uçurum İnsanları’ndan aldığı ilham ile yazdığı bilinmektedir. “Bu toplumsal dokuda onlara bir yer yoktu, toplumun bütün güçleri onları yok oluncaya dek aşağılara yuvarlıyordu.” İnsanlık dışı hayat koşullarında yaşadığı bilinen ancak üzerinde durulmayan ve bahsi küfür sözcüğü gibi kabul edilen İngiltere proletaryasının durumu ikinci el kaynaklar kullanılarak sadece F. Engels tarafından (İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu) kaleme alınmıştı. Bunun dışında bazı gazete sayfalarından haberdar olunan Doğu Bölgesi halkının yaşam koşullarına tanık olmak, dünyaya duyurmak amacıyla 1902 yılında Londra’ya giden Jack
1000Kitap
Uçurum İnsanlarıJack London · Alfa Yayınevi · 20204,564 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 166. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 22:25
"Manifesto"ya baştan sona hakim olan temel düşünce - yani her tarihsel çağın ekonomik üretimi ile onun zorunlu olarak ortaya çıkardığı toplumsal yapının, o çağın siyaset ve düşünce tarihinin temelini teşkil ettiği; dolayısıyla (ilkel or­ tak toprak mülkiyetinin sona ermesinaden bu yana) bütün tarihin bir sınıf mücadeleleri tarihi, sosyal gelişmenin çeşitli aşamalarında sömürülen sınıflada sömüren sınıflar, ezilen sınıflada hakim sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihi ol­ duğu; ama bu mücadelenin bugün vardığı aşamada sömürülen ve ezilen sınıfın (proletaryanın), artık, aynı zamanda bütün toplumu sömürüden, baskıdan ve sınıf mücadelesin­ den bütün gelecek için kurtarmaksızın, onu sömüren ve ezen sınıfın (burjuvazinin) elinden kendini kurtaramayacağı dü­ şüncesi- bu temel düşünce, tek başına ve yalnızca Marx'a aittir. Bunu çok kez belirtmişimdir; ama özellikle şimdi, "Manifesto"nun başında da yerini alması gerekiyor. F. Engels
İnsan ve Hayat
Komünist ManifestoKarl Marx · Yordam Kitap · 201616,5bin okunma
1844 El Yazmaları; Marksizm İçerisinde Büyük Tartışmalara Neden Olan Kitap
10/10
·400 syf.··
2022 283. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 21:57
Karl Marx ve F. Engels, yaşadıkları dönem boyunca, 1844 El Yazmalarını yayımlamamışlardır. Eserin yayımlanış tarihi 1932 tarihli olup Sovyetler Birliği'nin araştırma görevlileri tarafından yayımlanmıştır. Bu nedenle Marksistler arasında 1844 El Yazmalarının ne kadar önemli bir metin olduğu hep sorgulanmıştır, metin üzerine yapılan tartışmalar da Marksist literatürde oldukça büyük bir yer kaplamaktadır. Peki 1844 El Yazmaları'nın önemi nedir? Metnin Marksizm ve Karl Marx açısından birçok önemi bulunmaktır. İlk olarak, Bu metin Marx'ın erken dönem eserlerindendir ve düşünce sistemini oluştururken aldığı defter notlarından oluşmaktadır. Marx anlatımlarında, genel olarak Karl Marx'ın eserleri 1848 öncesi ve 1848 sonrası olarak iki döneme ayrılır. Marx'ın ilk dönem eserleri daha çok felsefeye yakın olup, tam anlamıyla bütünlüklü bir sistemin henüz inşa edilmediği metinlerdir. Marx'ın olgunluk dönemi eserlerinin de daha bütünlüklü ve daha çok ekonomi politiğe kaydığını söylenebilir. Marksizm okumalarında da genel olarak Marx'ın olgunluk dönemi eserleri tercih edilir, ilk dönem eserlerinin bilinirliği yeterince yaygın olmadığı için, Marksizm okumalarında geriden gelir. 1844 El Yazmaları da Marx'ın ilk dönem eserlerinin belki de en önemli metnidir. 1844 El Yazmaları bize ne anlatır? Metni incelediğimizde, aslında çok da bütünlüklü bir yazı olmadığı ilk başta göze çarpar. Metnin ilk kısmında, Marx'ın, ekonomi politik üzerine yazdıkları göze çarpar. İlk kısmın sonunda yabancılaşma, insanın özü gibi konulara değinir. İşte metnin bu kısmı en çok tartışılan, üzerine 1930'lu yıllardan 1980'li yıllara kadar yapılan tartışmaların ana noktasını oluşturur. İkinci kısmında da ekonomi politik yazılarını sürdürür. Metnin üçüncü kısımda Marx, İngiliz Ekonomi Politiği'nin önemli isimlerini (
1844 El YazmalarıKarl Marx · Sol Yayınları · 2011606 okunma
Puan vermedi·832 syf.··
2022 18. kitabı
“kendimin ve ailemin başından geçenleri romanlaştırmıştım. fakat bir büyük burjuva evinin dağılışını anlatırken bundan daha önemli bir iş başardığımın, sonu gelen ve dağılan bir toplum dönemini haber verdiğimin bilincine varmış değildim” thomas mann thomas mann’ın “bir ailenin çöküşü” alt başlığı ile yayımlanan ve alman edebiyatında bildungsroman (oluşum romanı) ve daha alt katogirede de “familienroman” (aile romanı) olarak bilinen bu romanında; buddenbrook ailesinin 1835-1877 yılları arasındaki 4 kuşak boyunca devam eden çöküş sürecine (ve geri dönüşlerle birlikte 1835 öncesine) tanıklık ediyoruz. bu tanıklık yalnızca ailenin yaşadıklarıyla kalmıyor dönemin ekonomik, siyasi ve sosyal koşullarına kadar uzanıyor. klasik ile modern arasında bir köprü olarak da nitelendirebileceğimiz buddenbrooks’ta, thomas mann pek çok otobiyografik izler bırakmıştır ki bu ilk romanlarda sıklıkla rastlanan bir durumdur. örneğin; mann’ın wagner tutkusuna ya da gerçek ismini kullandığı doğum yeri olan, babası johann ve konsül johann’ın benzerliğine hatta tüccar ailenin son üyesi ve sanatçı ruhlu oğlu hanno ile mann arasındaki benzerliğe vs… doğrusu roman için thomas mann’ın gençlik yıllarının bir özetidir diyebiliriz. buddenbrooks’u yazarken mann’ın zorlandığını hatta aralıklarla savaş ve barış’ı, anna karenina’yı okuduğunu, rus ve iskandinav yazarların kendisine yol gösterdiğini kendi hayatını anlattığı lebensabriß’de görmekteyiz. ancak romancılığının yanında eşine az rastlanır bir bilgi birikimine sahip mann bu işin üstesinden kolaylıkla gelecek ve tarihler 1929’u gösterdiğinde nobel komitesinin "başlıca, çağdaş edebi çalışmaların klasiklerinden biri olarak tanınan, fevkalade romanı buddenbrooks sayesinde” sunumuyla nobel ödülünün sahibi olacaktır. mann lübeck’in adını romanda hiç
Edebiyat
BuddenbrooklarThomas Mann · Can Yayınları · 20151,926 okunma