🍁
Sokaklarda bir şeyler satan insanlar içimi acıtır özellikle de çocuk satıcılar içimi sızlatır. Onları yok sayan insanlar içimi bulandırır. Evimde hiç kullanmadığım şeyler vardır ve onları sokak satıcılarından almışımdır. Dün bir çocuktan su almıştım. Önceki gün bir çocuktan mendil almıştım. Ondan önceki gün bir çocuktan sakız almıştım. Fiyatını sormuyorum, param varsa üç katı beş katı vermeye çalışıyorum. Ben parasızlığın, açlığın kısacası çaresizliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bir ekmek alabilmek için evimdeki ütüyü sattığımı hatırlıyorum. Şu yakıcı sıcakta kaldırım kenarına oturmuş, yarısı güneşte yarısı gölgede kalmış yaşlı bir teyze gördüm, içim burkuldu. Marul, maydanoz, nane gibi şeyler satıyordu ama pek rağbet eden yoktu. Bir çuvalın üzerine yaydığı ürünleri sıcaktan buruşmuş, albenisi kalmamış. Çok da bir şey yoktu. Hepsini satsa belki 200 lira ederdi. Onu uzaktan biraz izledim. Sonra yanına gidip kendisiyle sohbet ettim. Hepsini bana satmasını istedim. Gözleri güldü ama anladı benim niyetimi. Sen hepsini yiyemezsin dedi. Komşulara dağıtırım dedim. Başka bir para verdim ve ürünleri çuvala doldurdum. Ondan bir sürü dua aldım. Çuvaldan kendime birkaç şey aldım, gerisini çöpe attım. Komşularımın hak etmediğini düşünüyorum...
Bir kafede bir kahve içmeye bir sürü para veriyor insanlar ama o kahve parası kadar iyilik yapmıyorlar. Kimileri de biz iyiliğimizi gizli yapıyoruz diyorlar ama pek inanmıyorum. İyilikler yapılıyor olsaydı bu kadar sıkıntılı insan olmazdı. Eskiden yaparlardı ama söylemezlerdi, sonra hem yapıp hem söylemeye başladılar, şimdi ise sadece söylüyorlar.
Yanı başındaki kardeşi, komşusu sıkıntı içinde iken bilmem kaçıncı umreye giden insanlardan nefret ediyorum. Nice zenginler var ki bir kuruşları bir hayır işine nasip olmuyor; nice de
Condillac ünlü ̈ eserine şöyle başlar:
“Ne kadar yukarı tırmanırsak tırmanalım, ne kadar aşağı inersek inelim, asla duygularımızın dışına çıkamayız.” Asla kendimizden yelken açamayız. Asla bir başkasına varamayız, bunun tek istisnası, düş gücüyle kendimizi başkalaştırdığımız, kendi kendimizi hisseder hale geldiğimiz durumlardır.