Fırtınalar artık sussun,dev dalgalar sakinleşsin
Konstantinopol,ü ziyaret etmek gençliğimin hayallerinden biriydi; sırmalı saray ve camileriyle ,haremleri ve aşklarıyla- Boğaz,ın ve Altın Boynuz,un munis sularında akıp gitmek..Nitekim vakit de tüm bunları gerçekleştirmek ,ayrıca İyonya Adalarını bir kez daha ziyaret etmek için elverişli gözüküyordu.
Sayfa 6 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Gözler
“Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan Bir hayali dilberin çehresinde parlayan Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler Ruhumun yağmurunu içip da kanan gözler Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın Hayatın donbaharı kuşatmadan rengini Yitirmeden şu billur ve masmavi engini Beni al kollarına, uyut sonsuza değin Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin Göreyim elmas gibi parlayan nakışları Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları” …
Şiir
Reklam
Sağcı milliyetçilik budur işte. Bismillahirrahmanirrahim dedikten sonra, yabancı şirketlere el açıp dua ederler Her yoksul ülkede böyle olmuştur bu Yabancı petrol şirketlerinin girdiği her ülkede, ihtilaller, hükümet darbeleri ve saray oyunları dönmüştür
Aynen o küçücük hüceyrelerde de, o tasarruf ve iddihar var. Nebatata bakıyoruz, gayet hakîmane bir terbiye, bir tedbir görünüyor. Hayvanata bakıyoruz; nihayet derecede kerimane bir terbiye ve iaşe görüyoruz. Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz. Âlemin mecmuuna bakıyoruz; muntazam bir memleket, bir şehir, bir saray hükmünde âlî hikmetler, gâlî gayeler için mükemmel bir tanzimat görüyoruz. Bir zerreden tut, tâ yıldızlara kadar zerre mikdar şirke yer bırakmıyor.
İnsanlar, kendi saadetlerini iyice duymak için başkalarının felaketlerini arar.
Kitap Alıntısı
“… minyatür sanatına tekrar bakıldığında, aslında minyatürün estetik kaygıyla üretilen ve bakılmak üzere yapılan bir metin tamamlayıcı sanat eseri değil bizzat okunacak bir metin olduğu aşikârdır. Bu yüzden minyatür özellikle 15. yüzyıldan itibaren bir devletin görsel hafızası; ideolojisinin, saray kürürünün ve tarihi birikiminin bir anlatısı hâline gelmiştir.”
Sayfa 21
Reklam
Reklam