Utanç duymak ve utangaç biri haline gelmek ayna benliğin anahtar bileşenleridir. Diğerlerinin ne düşündüğünü önemsemeseydik utanmazdık. Başlangıçta küçük çocuklar son derece benmerkezci ve anne babalarının göz bebeğidirler. Diğerlerini umursayıp umursamadıkları pek anlaşılmaz. Bununla birlikte gelişen benlik duygusuyla ve kendilerini başkalarının yerine koymalarını sağlayan bir zihin kuramının ortaya çıkışının desteğiyle, çocuk, diğerlerinin ne düşündüğünü gittikçe daha fazla önemsemeye başlar. Utangaç farkındalık ahlaki bir temel teşkil eder. Kendi yansımamız bile potansiyel olarak diğer insanların ilgi odağı olduğumuzu güçlü bir şekilde fark ettirebilir. Örneğin sosyal sınırları aşmayla ilgili klasik bir Kanada araştırmasında, Cadılar Bayramı akşamında ev sahibi başka bir odaya gittiğinde kâseden yalnızca bir tane şeker alması söylenen çocuklar gizlice gözlendi. Çocuklar, kâseye yaklaşırken kendi yansımalarını görebilsinler diye ortama bir ayna konulduğunda çekingenleştiler ve söylendiği gibi davrandılar. Ama aynanın olmadığı durumlarda kâseden birden fazla şeker aldılar. Çünkü onlara görülebileceklerini hatırlatan bir ayna yoktu.
İnsan, nefsi bataklıktan çıkmayı genelde başarabilmiş bir varlık değildir o donanıma sahip olmasına rağmen. İnsanı, nefsine oynayarak ele geçiren azınlık kötülüğü gönüllü bir şekilde bu yolla çoğunluğun desteklediği bir olguya insanın donanımını zaafa dönüştürerek her türlü hırsızlık ve çoğunluğun azgın azınlık yararına yaptırdığı yeryüzünde her kötülüğü yaptırmış olur.
Bu sebeple insanı bu bataklıktan çekip çıkarmak isteyen her etik ahlak anlayışı çaba genelin yararına olduğu halde zararına gösterilmek istenir. Bu sebeple insanları etkileyen algı araçları sahipliği ile bu gelişmeler kontrol edilmek istenir. Bir tek insanın canına tak ettiren zulüm çekilmez hale geldiğinde kozmik destekli devrim uyanış farkındalık ile devreye girer ve farkındalık seviyesini dengeye getirir ve sonrasında geriye kalan iyiliği yine şahsi çıkarım burada diye destekleyerek kötülüğü iyiliğin içine taşıyarak varlığını korur. Bir müddet sonra nefsi bataklık o iyiliğin de hakkından gelerek kötülüğe dönüşür. İnsanlığın uzun tarihinin kısa tarifini nefsi mücadele tuzağı anlatmaya yeter.