10/10
·12 syf.··
Beğendi
·
2026 149. kitabı
Minik gözler, büyük keşifler! Bugün “Gözümü Açtım!” serisinin birbirinden sevimli kitaplarıyla tanıştık. Hareketli gözleri, rengârenk çizimleri ve kalın karton sayfalarıyla minik okurların ilgisini ilk andan itibaren yakalayan bu seri, öğrenmeyi eğlenceli bir oyuna dönüştürüyor. Burada Kim Yaşar? kitabı ise hayvanların yaşam alanlarını keşfetmelerini sağlayarak doğa sevgisini ve merak duygusunu destekliyor. Nasıl Hareket Ederim? kitabında ise uçmak, yüzmek, zıplamak ve sürünmek gibi hareketler eğlenceli görsellerle anlatılıyor.. Hareketli göz detayları sayesinde çocuklar yalnızca dinlemiyor; dokunuyor, inceliyor, keşfediyor ve kitabın bir parçası oluyor. Kalın sayfaları minik eller için oldukça kullanışlı olurken, ince motor becerilerini de destekliyor. Kitaplarla erken yaşta kurulan bağın ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. “Gözümü Açtım!” serisi de tam olarak bu bağı güçlendiren, eğlenceli ve öğretici bir başlangıç sunuyor. Minik okurların kitaplığında uzun süre yer alacak, tekrar tekrar okunacak sıcacık bir seri oldu bizim için.
Gözümü Açtım! Burada Kim Yaşar?Kolektif · Parlayan Yıldız · 20267 okunma
Bir Zihnin Kırılgan Yolculuğu
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Bir Şizofreninin Yaşamı, yalnızca bir hastalık anlatısı değil, aynı zamanda mücadele, azim ve insan iradesinin gücünü gösteren etkileyici bir yaşam öyküsü. Yazar, şizofreniyle yaşamanın getirdiği zorlukları tüm açıklığıyla aktarırken, okuru hastalığın yalnızca tıbbi yönüyle değil, insani boyutuyla da yüzleştiriyor. Kitap boyunca yazarın yaşadığı krizlere, korkulara ve iyileşme sürecindeki iniş çıkışlara tanıklık ediyoruz. En etkileyici yanı ise şizofreni hakkında yaygın önyargıları kırması ve bu tanının arkasındaki insanı görünür kılması. Anlatım samimi, dürüst ve yer yer sarsıcı olsa da umut duygusunu hiçbir zaman tamamen kaybetmiyor. Bu kitap, ruh sağlığına dair farkındalık kazanmak isteyenler için olduğu kadar, güçlü yaşam hikâyelerini seven okurlar için de değerli bir okuma deneyimi sunuyor. Son sayfayı kapattığımda aklımda kalan şey, insanın en zor koşullarda bile hayata tutunabilme gücü oldu. Puanım: 9/10
Bir Şizofrenin YaşamıElyn R. Saks · Say Yayınları · 2019247 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Kitap Adı: Ev Yapımı Bir Paraşüt Yazar: Berrak Yurdakul Sayfa Sayısı: 210 Tür: Kişisel Gelişim Bu, okuduğum Berrak Yurdakul’un ilk kitabıydı. Yazar, kitabı güzel, eğlenceli ve akıcı bir dille kaleme almış. Sayfalar ilerledikçe hem düşündürüyor hem de farkındalık yaratıyor. Kitapta, belki daha önce hiç üzerine düşünmediğimiz ya da zaman ayıramadığımız birçok konu önümüze çıkıyor. Benzer kişisel gelişim kitaplarının içeriklerinden farklı olarak, roman tadında ama kişisel gelişim türünde yazılmış. Bu yönüyle okumayı daha keyifli hale getiriyor. Yazarın ana mesajı ise bence çok anlamlı: “Herkes kendi paraşütünü yapsa, başkasının onu kurtarmasını beklemesine gerek kalmazdı.” Bu kadar spoiler yeter, şimdi kitaptan birkaç alıntı bırakayım: -Çeşitli ıstıraplar insanların içlerine çok başlı canavarlar gibi gelip yerleşirler ve daima oradalar. -Eğer zihnin girdaplarından kurtulmak için gayret göstermezsen, kapana kısılıp kalırsın. -Zihni eğitmek, onun nasıl çalıştığını anlamak demektir. -Sıradan zihin olaylarla ilgilenir; uyanık ve eğitimli bir zihin ise kendisiyle ilgilenir. -Hayat sabırlıdır, sizin uyanmanızı ve ona katılmanızı bekler. -Dünyanın dört bir yanı, başkalarını izleyen insanlarla doludur. -Kendinize geçmişte yaptığınız hatalar yüzünden eziyet etmeyi bırakın. -Aslında sizin gerçek düşmanlarınız, içinizde büyütüp beslediğiniz öfke ve nefret duygularıdır. -Dünyaya ve insanlara gerçekten faydalı olmak istiyorsanız, uyanın. Son olarak, farklı yazarların kitaplarına arada bir şans vermenizi öneririm. Bu da benden bir not olsun: “İnsan kendi zihnini beslerse, zihni de ona uyum sağlar.” Aylin Özgür
1000Kitap
Ev Yapımı Bir ParaşütBerrak Yurdakul · Destek Yayınları · 20191,136 okunma
Puan vermedi
Bulantı, Jean-Paul Sartre’ın varoluşçu düşüncesinin en önemli edebî eserlerinden biridir. Romanın temel meselesi şudur: - İnsan dünyaya herhangi bir amaç ya da anlamla gelmez. - Evrenin ve nesnelerin arkasında önceden belirlenmiş bir anlam yoktur. - İnsan bu anlamsızlıkla yüzleştiğinde derin bir yabancılaşma ve “bulantı” hisseder. Romanın kahramanı Antoine Roquentin, gündelik nesnelere (bir taş, ağaç kökü, masa vb.) baktıkça onların sadece “orada” olduklarını fark eder. Bu farkındalık onu rahatsız eder; çünkü insanların yüklediği tüm anlamların aslında sonradan yaratılmış olduğunu görür. İşte “bulantı” denen duygu da bu varoluşsal sarsıntıdır. Kısaca: İnsan önce var olur, sonra kendini yaratır. Sartre’a göre Tanrı’nın ya da değişmez bir insan doğasının yokluğunda, insan özgürdür; fakat bu özgürlük aynı zamanda ağır bir sorumluluk getirir. Roman, bu özgürlüğün ve anlamsızlık hissinin insanda yarattığı sıkıntıyı anlatır. Romanın en meşhur fikirlerinden biri şudur: “Varlık vardır; neden olduğu belli değildir, ama vardır.” Bu yüzden Bulantı, sadece bir roman değil, aynı zamanda varoluşçuluğun edebî bir manifestosu olarak da görülür. En sevdiğim cümlesi belkide ; saat üç. bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:27
“Kendine gel Türk, kendine gel Türk!” Olay batılı eğitim görmüş ama kimliğinin farkında olan aydın, şuurlu bilinçli bir Tatar Türk kızının ve ticaretle uğraşan ağabeyinin bir Osmanlı Türkü esir subay Mehmet Tolun Bey ile tanışması üzerine atılan fikri ve milli bir yolculuğun niyetiyle başlar. Bu sürece Bilal adını verdikleri Kont Zichy Bela adlı Türklüğünün bilincinde olan Macar Türkü bir subay da eşlik eder. Ve binbir plan, düzen ve nizam içerisinde hazırlandıkları fikri yolculuğa konulurlar. Bu yolculuk onların atalarına, milletlerine karşı bir vazifedir. Bu vazifenin geç teşekkül etmesine karşı hayıflanma ve kızgınlık, mahcubiyet ve kıskançlık vardır. Hayıflanma, kızgınlık, mahcubiyet atlarına karşıdır. Kıskançlık ise atalarının onlara bıraktığı ölümsüzlük anıtını bir Türk değil de Türk olmayanlar tarafından bulunması, incelenmesi ve işlenmesidir. Bu işlenmeye hiç güven duymamaktadırlar. Düşmanın onlara ölümsüzlüklerine dair panzehiri elleriyle sunacaklarını düşünmemektedirler. Dönemin şartları Türkler için ölüm kalım mücadelesinin verildiği elzem bir dönemdir. Cihan devletleri cihanşümul Türkleri tarihte hiç var olmamış gibi kazımak isterken köklerinin derinliğine kanıt Orhun Yazıtlarını onların lehinde çözümleyecek değillerdi. Bu, dört genç kimlik arayışlarında bu yazıtlarla hemhal olmanın heyecanına kapılarak çoşkuya gelseler de hem fikri bir Turan seyahati yapmamış Türklere kızarken hem Türklüğün ölümsüzlük anıtlarını ortaya çıkaracakları ve cihanın önüne serecekleri için kıvanç ve gurur duygularıyla bürünüyorlardı. Özellikle Mehmet Tolun Bey, bu yaptığının kendi milleti için bir ilk olduğunu ve milletinin gençlerine kapı aralayacağına umut ediyor, böylelikle bilim yolunun önünde uyuşukluğun kalkacağına dair heyecan duyuyordu. Tüm hikayeyi de onun yazmış
Gönül HanımAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kapra Yayıncılık · 20212,004 okunma
Kişisel Gelişim
Puan vermedi·304 syf.··
2026 24. kitabı
Yazarın,bir vedalaşma günlüğü. Kalp Saati, ölümle ve ayrılıkla nasıl yaşanır sorusuna verilen en dürüst cevaplardan biri. Okuması zor ama sindirmesi paha biçileme… 1 saatlik terapi seansları ile ilerliyor kitap .. insanın ruhunu açan kendini sorgulattıran bir kitap
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025167 okunma