İzmir işte
Kaygusuz için fırkacılık faslı kapanır. Kendisini yeniden ders-lerine verir ve sonunda 1913'te Hukuk'u bitirir. İzmir'e döner; burada uzun zamandır yaşadığı büyük aşk büyük bir hayal kırık-lığı ile sona erer. Ancak birbiri ardından yeni aşklar filizlenmekte de gecikmeyecektir (s. 114-115). İzmir'in sosyal hayatı hakkında yazdıkları ilginçtir: "İzmir eskisinden daha sönük idi. Yahut ki bana öyle görünüyordu. İçtimâî hiçbir inkişaf olmamış, bilâkis ortalığı derin bir hüzün ve melâl kaplamıştı. Sabahtan akşama kadar günlük meşgâleler arasında dolaşmak ve geceleyin sigara ve nargile kokularile dolu kahvehanelerde oturmak... İzmir'de geçirilen hayat bundan ibâretti. Müslümanların yaşayışı o kadar yeknesak idi ki, başka bir muhite alışanlar için bu hayâta tahammül etmek müşküldü. Koca şehirde bir tiyatro yoktu. Bir konser verildiği veyâ edebî bir müsâmere yapıldığı vâki değildi (...) Müslümanlarla Hıristiyanları ayıran hatt-ı fasıl üzerinde oturanlar, mesâfenin nispeten azlığından istifade ederek, bâzı geceler İzmir'in en mâruf semti olan Kordon'a giderlerdi. Kordon'da fazla görülen şeyler, uzun bir sahil, onun çevresinde sıralanan Kramer, Posidon, Klonaridis, Kafekorso ve emsâli gazinolarla sinemaların elektrik ziyaları ve gezintiye çıkan Rum dilberleri idi. Vapur ile İzmir'den geçen bir yolcu, bu mebzul elekrik ışıklarını karşıdan görünce, burada refah ve saadetin kaynaştığını zannederdi. Heyhat ki, o refah ve saadet yalnız Hıristiyanlara münhasırdı. Onlar aralarında husûsî müsâmereler tertip ederlerdi. Onların edebî içtimâgâhları, hattâ avcılığa aid kulüpleri bile vardı. Evleri ekseriyetle havagazı ile tenvir olunurdu. Bizim evlerde beş numaralı lâmbalar yanar, ışıktan ziyâde, etrafa pis pis petrol kokuları saçardı."5
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Dördüncü mektupta da aynı tasvir geçiyor. (M. Nusret Tura’nın Mektubat’ı.) Demek ki bu Mektubat bu yüzden sarmış beni, nokta-i nazarda müştereklik varmış: “Alem kurulduğundan beri peşrevler başlamış olup Fahr-i Kâinat Efendimiz’in teşrifinden sonra da büyük fasıl başlamıştır. Lüzumsuz gibi olan aletler ve insanlar da bu koroda mevki almıştır. Mümin, kafir bu meclise dahildir. Fakat aşıklar bu cümbüşte döner, arifler de bir kenarda göz kulak kesilmiş, dinlerler. Zevk ve neşe onlardadır. Malum bu iş göz ve kulak işidir. Bu uzun fasılları Cenab-ı Hakk sevgilisi için kurmuştur. Sevgilisini sevenler için hazırlamıştır, halk buyurmuştur. Sevgililer de bu cümbüşü dinlerler. Dinlerler ve can teline değdiği bir zamanda kısa bir “Âh!” çekip kalıbı dinlendiriverirler… Vesselam.”
Sayfa 174·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın doğasında, kısa fasıl lar dışında, başkalarından fersah fersah uzak olmak vardı sanki.
Sayfa 12
Aşk bitti
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı Dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti. Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara Yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım Aşk bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle
Sayfa 65 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
şimdi bize yine yeniden Don Kişot okutma Meriç'im
Efendi, eğitimden geçmiş, geniş düşünceli bir şövalye olmuş. Uşak ise, sınırlı fakat emin bir sağduyu ile donatılmış. Artık Don Kişot, tahtası eksik bir insandır sadece. Haksızlık karşısında başkaldıran, fazilete âşık bir monoman. Evet, yine hep hayal peşindedir. Ezilenin savu­nucusu, zayıfın koruyucusu, küstahın ve rezilin belası ol­mak ister. Ama bunun dışında kâmil bir insan, usta bir ha­tiptir. Şanso da eski Şanso değildir ya.. Kaba olmasına hep kaba, ne var ki yontulmuştur biraz. Yeni bir fasıl başlar ha­yatlarında. İki insan, ruhla beden gibi kaynaşmıştır. Birbir­lerini aydınlatır, birbirlerini tamamlarlar. Sık sık tartakla­nır, tartaklanmadıkları zaman da alaya alınırlar. Gelgelelim, onları horlayanlar da kendilerinden daha âdi ve buda­la kimseler. Okuyucu önce güler, sonra acır, sonra da iyi­den iyiye sever kahramanlarımızı. Hem eğlenir, hem ders alır. ...
S O N
Biten bir aşk için Söylenecek söz şu olmalı: - Güzeldi yine de Hiç kimse bir aşkı Onarmaya kalkmasın Kaybedilmeye değer En güzel anında bitirilmişse eğer Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti. Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Alıntı