Allah'ın cezası adam neden dere başındayken çocuğunun yanına gidip sevgi göstermedin kahroldum senin yüzünden umarım Hindistan yolculugun da çok kötü geçer
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015845 okunma
Aşk ve nefretin bu kadar etkileyici ve çarpıcı işlendiği bir kitap daha görmedim. Karakterlerin hepsi uç noktalardalar -hatta öyle ki herkes dertten ölüyor- bu yüzden yaşanan her şeyi iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz tabii yazarın muazzam üslubunun katkısını da görmezden gelmek olmaz.
Genelde kitaplarda yaşanan aşklar beni ikna etmez ama bu kitapta o aşka ve beraberinde getirdiği nefrete sonuna kadar dahil oldum. Özellikle Catherine’in ölümünden önce Heathcliff’e yaptığı konuşma beni derinden sarstı, kafamdan atmam mümkün mü bilmiyorum.
Çok bodoslama bir inceleme oldu ama hemen bir şeyler yazmak istedim muhakkak okuyun okutun keşke 16 yaşımda tanışsaydım dedim ben.
Bir Shakespeare kitabı üzerine şöyle güzel böyle güzel deme gereği duymuyorum. Aslında inceleme yapacak kadar yetkili birisi de değilim ama kitabın sonlarında aklımda hep “Çirkin (?) bir erkeğe şans veriyorsun ve dünyayı yönetebileceğini sanıyor.” sözü geldi ve bunu paylaşmak istedim, iyi okumalar.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
Merhabalar, kitabı henüz bitirmedim ama az önce okurken bir anda kapağını kapatıp inceleme yazma isteği duydum bu yüzden direkt konuya gireceğim.
Kitabı çok uzun zamandır okumaya çalışıyorum
Şairle tanışma kitabımdı, bu kadar güzel bir tanışmayı en son ne zaman yaşadığımı hatırlamıyorum gerçekten. Sözleri o kadar anlamlı, o kadar içtendi ki sevdiği kadın olmak istedim Şükrü Erbaş’ın. Okuma serüvenim ilerledikçe ne kadar saçmaladığımı fark ettim.
Çünkü bu sözler sadece “Ömür” Hanım’a söylenebilirmiş zaten. Şair yalnızca onların anıları üzerine bu kadar hassas titreyebilirmiş. Okurken bu yaşanmışlığı, yalnızca şairin sevgisini değil aralarındaki o bağı ve kadının da adama olan sevgisini hissedebilirsiniz desem abartmış olmam inanın.
Kitap genel olarak yalnızlık ve aşk üzerine ilerlerken Sonsuzun Uçları şiirinde (39 bölümden oluşuyor) bunların üstüne şiddetli bir şekilde ölümü de sezdiriyor. Sevdiği kadının ölümünü. Ona duyduğu özlemi.
Tabii kitap bu kadar gerçekçi olunca altında yatan hikayeyi merak ediyor insan. Şükrü Erbaş bu kitabı vefat eden karısı üzerine yazmış öğrendiğim kadarıyla. Harflerle sulamış karısının mezarını.
Karısına hitap ediş şekli o kadar hassas ve içten ki bu kitabın tamamen o aşka ait olduğunu hissettiren en temel şey bu olsa gerek diye düşünüyorum.
Kısaca toparlamam gerekirse beni duygudan duyguya sürükledi günlerce. Hissetme doyumu yaşadım diyebilirim. Bugüne kadar okuduğum en güzel şiir kitaplarından birisiydi.
“Dünyanın bütün seslerini alıp götürdün
Mezarından başka harf kalmadı ağzımda.”
Yaşıyoruz Sessizce. İyi okumalar.