"Paul Valery’nin Monsieur Teste’i, şairin bir tür düzyazı girişimi olarak ve bütünlüklü bir karaktere hayat verme mücadelesi olarak görülebilir
. Benzersiz bir ruha ve dalgalı bir karaktere sahip olan Monsieur Teste, bir yandan kendisi hakkında dile getirdikleriyle dikkat çekerken öte yandan kendisi hakkında söylenenlerle ortaya farklı farklı görünümlerin çıkmasına olanak tanır. Dolayısıyla kendi olmak, kendi gibi görünmek ve kendini bile isteye veya fark etmeden kendisi olarak sunmak arasında gidip gelen bir görünüm alanı ortaya çıkar.
Derın katmanlı oldukça keyıfli bır yolculuğun sonuna geldik..
Tüm bunlar "Paul Valery’nin kendisinden bugün dahi sıkça söz ettiren ve dünya edebiyat tarihi bağlamında unutulmaz karakterlerinden biri olan Monsieur Teste, yaptıkları, söyledikleri ve düşündükleriyle özel bir metnin merkezinde yer alır.
"“Monsieur Teste, her haliyle Valéry’yi hatırlatır. Başkalarına çok garip gelen, fakat kendisinin çok sade, çok tabiî bulduğu bir fikir hayatı yaşayan M. Teste, diline “Ne gelir bir insanın elinden?” sorusunu dolamıştır.
Vuzuha kavuşabilmek için kendine göre bir takım metodlar bulmuştur. Dilinden müphem kelimeleri atmıştır. Ölçülü konuşur, kelimelerini tartar, lüzumsuz söz söylemez. Bilinen şeyleri kafasında evirip çevirmeden, bunlar üzerinde düşünmeden kabul etmez. Dünyayı gezip dolaşmış, çeşit çeşit insanlar görmüş, bir çok milletleri yakından tanımış bir adamdır.”
AHMET HAMDİ TANPINAR
“Monsieur Teste”, Bartleby’nin torunu, Songe’un, Plume’ün, Keuner’in, Palomar’ın, Lucas’ın atası, gelmiş geçmiş en benzersiz, tuhaf, saplantılı, çelişkili, kendine özgü zihin. Valéry’nin deyişiyle ihtimalle"
"iblisinin bizzat kendisi, imkansız ve alelacayip bir kafa.
20. yüzyılın en önemli yapıtlarından biri olan Monsieur Teste’e, Tanpınar’ın,