Lüzum üzerine açıklama:
Aşağıdaki bir taşlama (yergi,hiciv) denemesidir. Taşlama şiir şeklinde olsa da burada nesir tarzda bir özgünlük cesareti gösterilmektedir.
Kitabı okuyanların daha çok lezzet alacağı düşünülmektedir.
“Bir dal alıp çıkayım” ise derdiniz uyarıyorum:
Yok öyle bir dünya, çooook uzun !!!
Mide fesadı geçirtmeden bırakmıyoruz!!!
REKLAMLAR… ŞARKILAR… REKLAMLAR… ŞARKILAR…REKLAMLAR...
1.BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLÜĞE SIĞINIŞ VE 7.BÖLÜM: ELDORADO’NUN KEŞFİ’ne ait reklam :
PARA!!!! PARA!!!! PARA!!!!
Temizlikte son nokta!
Bir kıtayı keşfederken veya herhangi bir ülkeye demokrasi, özgürlük götürürken kutsal görevinizin bir parçası olan; tecavüzlerinizin, cinayetlerinizin, hırsızlıklarınızın, katliamlarınızın ve hatta soykırımlarınızın sonrasında ruhunuza sıçrayabilecek “iz” ler için artık dert etmeyin.
Çünkü artık PARA var.!!!
Temizleyemeyeceği bir tek leke bile yok!
Artık yoğun kıvamlısı da var! Yoğun kıvamı tercih etmeniz halinde sizi “ AZİZ” ilan ediyoruz.!!!
PARA İLE KİRLENMEK ÇOK GÜZEL !!!
Zamanımızı etkilemiş bir insanın hayatının eseri olan bu yapıta ilgisiz kalmak bir talihsizlik.
Ve daha da önemlisi; "insan" ve şeytan şeklinde görünse de aslında "kötülük" ilişkisini çok güzel ortaya koymuş... bir başyapıt.
İnsanı anlamak için kötülüğü de anlamak bir zorunluluk...
Cemil Meriç Bu Ülkede dediği bu eser için denebilir: "Büyük eserler, uzun doğum sancılarının mahsulüdür. İnsanlığa yepyeni dünyalar kazandıran yaratıcıların zaferinde vefanın ve sabrın hissesi pek büyüktür... Uykusuz geceler, iftira, sefalet, doğum sancıları... İşte dünyamızda hakiki sanatkârı bekleyen akıbet." (s.42)
Roman, ‘Tiyatroda ön oyun’ başlıklı bölümle başlamaktadır. Bu bölümde, tiyatro müdürü, ozan ve palyaço arasında diyaloglarvardır. Tiyatro müdürü, sahnelenecek bir oyun üzerinde ozan ve palyaço ile konuşur. Her oyunda onlara yardım ettikleri için mutludur. Fakat aralarında görüş ayrılıkları vardır. Tiyatro müdürü, sahnelenecek oyunun seyirciyi merak ettirecek olaylardan oluşması gerektiğine inanmaktadır. Ona göre tiyatro, halkın ruhunu doyurmalıdır. Ozanın ise kusursuz bir yapıtın, uzun yılların ve emeğin sonucunda olunabileceğini düşünmektedir. Seyircinin beklentisi yeterli değildir ona göre. Palyaço ise seyircinin sadece eğlenceyi istediğine inanır. Neticede, tiyatro müdürü bütün imkânları kullanarak iyi bir oyun düzenlemelerini istemektedir.
Oyun, gökyüzünde mukaddime ile başlar. İsrafil, Cebrail, Mikail ve Mefistofeles arasında bir diyolog geçer. Mefisto-feles ile diğer melekler arasındaki farklılık bu konuşmayla ortaya çıkar. Konuşmalardan Mefistofeles’in şeytan olduğu anlaşılır. Konuşmaya Tanrı da katılır. Mefistofeles, Tanrı ile bir yarışa girer. Bir insanı yoldan çıkartacaktır şeytan. Gökyüzü kapanır ve melekler dağılır.
Yüksek tavanlı, dar, gotik tarzında bir odada Faust tek başına oturmaktadır. Pek çok ilme vâkıf olan Faust, kendisinin aslında bir şey bilmediğini düşünmektedir. Bu yüzden, artık öğrencilere bir şeyler anlatamayacağına inanmaktadır. Ayrıca eski huzurunu yitirmiştir. İlahî olana karşı şüphe içindedir. Bugünlerde bu boşluğu doldurmak için büyülerle ilgilenmektedir. Nosrtadamus’un el yazmasını açar. Doğayı nasıl kavrayabileceğini düşünür. Doğa ruhunun işaretini söyleyince gizemli bir ruh ortaya çıkar. Ruh onun kendisine benzemediğini söyler. Aralarındaki konuşmayı duyan Wagner içeri girer. Faust’un bir tirad okuduğunu sanır.
Faust'u okumak, bir yana anlaması daha zor bir eser sanırım.. Goethe'yi goethe yapan eserdir.Edebi tiyatro şeklinde yazılmış,bazı yerleri şiirsel bence okuması da zor bir kitap, öncelikle şunu fark ettim, Faust'u okumak gerçekten donanım gerektiriyor. Aksi halde okuması basit gözüken bu eseri çoğunlukla sıkılıp okumayı bırakabilirsiniz.
Faust'u anlamanız için iyi bir okuyucu olmak gerekiyor, Yunan dünyasındaki mitler,bilginler; truva ve sparta'ya hakim olmak gerekli eseri daha iyi anlayabilmek için ve sanırım birazda yaş ve olgunluk gerektiriyor,30 yaşlarımda bu eseri tekrar okuduğumda daha fazla etkileneceğimi düşünmekteyim.
Eserin sonlarında Faust ve İmparator diyalogları ve ahlaksal temelimizi etkileyen yazılardan çok keyif aldım.Zevkle okunan ama herkesin sindirebileceğini bir eser değildir.Zamanla Faust'u anlamak ve benimsemek daha iyi olacaktır.
Geçmişte ki Avrupa'nın inanç karanlığını özetleyen güzel bir eser.Ayrıca insanın kendiyle olan çatışmalarını basit bir dille anlatarak aforizmaların yurdu olmaya hak kazanmış.
Faust, Goethe'nin kağıt ve mürekkep şeklinde yaşattığı bir organizma olmuş bence. 60 yılda oluşan-yaşayan bir organizma. Kitabı yaşayan bir organizmaya, gizliden gizliye de insana benzettiğime göre tespitimi de yapmaya hak kazanmış bulunuyorum;
Evet, yaşayan bir insan kadar sıkıcı bu kitap :)
Kitabın başlarında, gösterime sunulacak tiyatro oyunu üzerinden, sanatın niteliği ve amacıyla ilgili yapılan tartışmalar ilgimi çekti önce, sonrasında şeytan ile bilge teması da sürükledi beni ancak heyecanım gittikçe azaldı.
Ve ikinci bölüm; açıkça söylemek gerekirse kitabın ikinci bölümü benim için alt yazısız izlediğim bir Hint filmi gibiydi :) Ara ara devlet, ekonomi, din, aşk gibi temalar işlense de bunları bölümün bütünlüğünden koparak, cümlelerin tek başına ifade ettikleri anlamlardan çıkardım sadece. Çünkü ikinci bölüm tam bir karakter cümbüşü; Hristiyanlıkla ilgili çeşitli efsanevi karakterler, yunan ve diğer avrupa mitlerine ilişkin karakterler tam olarak ne yaptıklarını anlayamadığım bir şekilde konuşup durdular. Bense ancak konuştuklarından tek tük cımbızlayarak bir şeyler çıkarmaya çalıştım...
İyi ki Goethe'nin okuduğum ilk eseri bu olmamış, yoksa kendisi hakkında hiç de hak etmeyeceği fikirler edinebilirdim :)
Not: Eğer sen kimsin ki Faust'u eleştiriyorsun falan diyen varsa kitabı okuyup kapsamlı bir incelemesini yapmasını rica edeceğim. Zira sitede okuduğum incelemeler yalnızca kitabın birinci bölümüne ilişkin :)