Bunun üzerine biz de daha fazla beklemeyip hemen harekete geçmeye, bayramın ilk günü camide bu işi bitirmeye karar verdik. Arkadaşlar plana karşı çıkınca kardeşimle ben kaldık. Belimize ikişer tabanca soktuk, üzerimize de kepeneklerimizi atıp camiye gittik.
Hamzat otuz müridiyle birlikte geldi. Hepsi yalınkılıçtı.
Hamzat'ın hemen yanında en sevdiği müridi -hani şu hanların anasının kafasını uçuran- Asildar duruyordu. Kardeşimle beni görünce, "Kepeneklerinizi çıkarın!" diye bağırarak benim yanıma geldi. Elim hançerimdeydi, bir vuruşta onu yıkıp Hamzat'a doğru atıldım. Bu arada kardeşim Osman, Hamzat'a bir el ateş etti. Ama ölmemişti Hamzat, hançeriy le Osman'ın üzerine atıldı, ben de kafasından vurup işini bitirdim. Ama otuz müride karşı iki kişiydik. Kardeşim Osman'ı öldürdüler. Ben caminin penceresinden atlayıp kaç tım. Hamzat'ın öldüğünü duyan halk ayaklandı, müritlerden kaçan kaçtı, kaçamayanların işini oracıkta bitirdiler."
Bence evrenin kocaman kulakları var. Ağzımızdan çıkan, aklımızdan geçen her şeyi duyuyor. Ne zaman bir şeylere meydan okusam, tak diye karşıma o durum çıkıyor. Sonra çöz çözebilirsen. Fazla iddialı konuşmak istemem ama bana öyle geliyor ki, hepimiz bir üst bilinçten kendi hayatlarımızı yazıyoruz. “Korktuğun başına gelir” diye boşuna dememiş atalar. İnsanın düşündüklerine gerçekten de dikkat etmesi gerekiyor Osman.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık hiçbir şey hissetmiyor,hiçbir şey bilmiyor,hiçbir şey düşünmüyordu, en fazla hayal kuruyordu.Şimdiye kadar hiçbir canlı varlık hiçliğe bu kadar gömülmemişti.