HARRY POTTER EMİCEM
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Efsanevi Harry Potter serisinin ilk kitabı, bu kitap evrenin bir başlangıcı ve serinin en masum kitabıdır. Felsefe taşı ile 2.kitap olan Sırlar Odası da daha çok küçük yaştaki çocuklar için yazılmış gibi hissettirir (çocuktan kastım gerçekten çok küçük yaşlar). Hatta ilk kitabı bir hikâye kitabı gibi desem alınmazsınız herhalde. Seri ilerledikçe daha karanlık bir tona bürünüyor. Bu kitap için diyebileceğim şeyler ise kitabın güzel ve eğlenceli oluşudur. Tabii seride mantıksızlıklar da yok değil. Mesela Yasak Orman herkese yasak deniyor ama ceza olarak çocukları oraya yolluyorlar. Yani burada bir mantık beklemek pek doğru olmayacak sanırım. Çünkü bu kitap en başta dediğim gibi güçük yaşdaki çocuklar için tasarlanmış gibi duruyor ve böyle bir anlamsızlık bu ilk kitap için olması gayet normal.Kitabın en çok nefret ettiğim yanı ise olayların sadece iki bina etrafında dönmesidir. “Yok işte Gryffindor şöyle güzel, buradan şu büyük büyücüler çıktı, dünyayı değiştirdi. Yok işte Slytherin çok kötü, Karanlık Lord oradan çıktı, oraya gidilmez…” tarzı bir yaklaşım var. Arkadaş, sadece bu iki binası mı var Hogwarts’ın? Diğer iki binaya ne oldu? Onlar olayı resmi renklendirsin diye araya katılan ama pek belli olmayan, arka planda kalan renkler mi? Allah aşkına, bu iki binaya neden doğru düzgün yer verilmiyor? Şu an Harry Potter hayranlarına sorsak çoğu ya “Gryffindor’luyum” der ya da “Slytherin” der. Çünkü diğer binalara hiç odaklanılmadı ve insanlar o binaları pek tanımıyor. Yani bu tam bir ayrımcılık; eserdeki önemli elementleri katmamaktır. Yazar ilerleyen kitaplarda Allah’tan diğer binalardan birkaç önemli karakter ekliyor da diğer binaları da tanıyabiliyoruz Kitapta olaykarın anlatılması çocukların normal yaşantısına çokca değinilmesi benim için geyet hoşdu özellikle okulda
Spoiler içerir!
Harry Potter ve Felsefe TaşıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202064,9bin okunma
Zeus aşkina Menon))
9/10
·73 syf.··
2026 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 17:29
Platon tarafından kaleme alınan bu eserde, Sokrates ile Menon arasında geçen felsefi diyalog oldukça ilgi çekicidir. Başlıca konusu “erdemdir" Menon, Sokrates’e bir soru sorar ve erdemin sonradan kazanılan bir şey mi yoksa insana özgü, doğuştan gelen bir özellik mi olduğunu öğrenmek ister. Sokrates ise kendi üslubuyla, felsefi bir dil kullanarak Menon’a bilgece açıklamalar yapar. Diyalog oldukça akıcıdır; sıkılmadan, yorulmadan okunur. Kitapta: Erdemin ne olduğu araştırılır İnsan bilgisinin kaynağı tartışılır “Öğrenmek” kavramına farklı bir bakış açısı getirilir Sokrates’e göre: Erdem, ona sahip olanlara bir tanrı vergisidir.
MenonPlaton (Eflatun) · Maarif Basımevi · 19421,300 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Martin Eden İnceleme
Puan vermedi·517 syf.··
2026 1. kitabı
Uzun yıllar gemilerde çalışarak ve zor işler yaparak hayatını kazanan ve akademik öğrenim görmemiş, toplumsal normları fazla içselleştirmemiş, daha çok yoksul alt sınıf hayatı yaşayan ve sokak kurallarına göre büyümüş bir genç olan Martin Eden, müesses nizamın ve soylu hayatın doğallıktan uzak ve yapmacık kalıplarına göre yaşayan aristokrat bir ailenin edebiyat fakültesinde okuyan ve ailesinin çizdiği çerçevenin çok da dışına çıkamayan kızı olan Ruth'a aşık olur. Ailesine ve kıza kendini beğendirmek için onlar gibi olmaya karar veren Martin şiir, edebiyat, felsefe, dil bilgisi gibi alanlarda kendini geliştirir ve devam ettiremeyeceği formal eğitim sürecine başlar. Okudukça edebiyata ve felsefeye ilgisi artan genç, yazı yazıp dergilere göndererek para kazanmayı ve zenginleşip Ruth'un sınıfına dahil olmayı amaçlar. Böylece onunla evlenmesi için gereken sınıfsal denkliği elde edeceğini düşünür. Genç küçük yazılar ve şiirler yazmaya ve dergilere göndermeye başlar. Fakat çok uzun bir süre boyunca hiçbir dergiden olumlu karşılık alamaz. Bu süreçte yoksullukla, parasızlıkla ve çoğu zaman birkaç gün yemek yemeden yaşayacağı bir yaşantısı vardır. Kirasını ödemek, yiyecek bir şeyler bulmak ve yaşamak için sürekli borçlanır veya eşyalarını rehinciye verir. Küçük ödemeler yapıp kredisini az da olsa yenileyerek yaşamaya devam eder. Ruth zamanla aşkına karşılık verir ama yazarlıkla zengin olamayacağını ve düzenli bir iş bulması gerektiğini telkin edip durur. Fakat genci ikna edemez. Ailesinin de telkinleri yüzünden bir gün Martini terk eder. Genç bu süreçte yoğun çalışarak yazmaya devam eder ve sürekli reddedilen yazılarına yenisini ekler. Bu arada yoğun okumalar yapması zihinsel kapasitesini, görgüsünü, felsefi derinliğinı ve yazarlık yeteneğini olağanüstü derecede geliştirmiştir.
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 21. kitabı
Benim Adım Pi- Ahmet Baki Yerli Bu sefer ortaokul öğrencilerim için bir öneri ile geldim dostlar. Pİ sayısı, öğrencilerin ilk etapta anlamakta ve anlamlandırmakta zorlandığı bir ifade. Kaba tabirle dairenin çevresinin çapına oranı deriz ama çok kaba oldu. Sonsuza kadar uzanan ondalık kısma sahip olan bi efsane sayı, hiçbir zaman tekrar etmediği için de irrasyoneldir. Hocam ne anlatıyorsun Allah aşkına dediğinizi duyuyorum. İşte baki yerli öğretmenim bu karmaşıklığı çözmek için işi taaa en baştan, tekerleğin icadından başlayarak ele almış. Sonrasında Arşimetten Ludoph'a bir sürü bilim insanının hikayesini de çocukların anlayıp sevecekleri hale getirerek, günümüze, şimdiki pi sayısına ulaşmış kitap ile. Çok sevdiğim bir kısım da her bölüm sonunda çocukların yapabileceği minik deneyler, etkinlikler sayesinde onları da bu sürecin bir parçası hale getirmesi. Ben hiç vakit kaybetmeden kitabı öğrencilerime önereceğim ve ben de kitaptan yararlanacağım. Hazır 14 Mart Dünya Matematik Günü yaklaşırken bence güzel bir hediye olacaktır. 5,6,7 ve 8.sınıfta çocuğu veya öğrencisi olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
Benim Adım PiAhmet Baki Yerli · Acayip Kitaplar Yayınları · 20257 okunma
İnsanın Kendisiyle Hesaplaşması: Mutluluk ve Zaman
8/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 11:17
Kitapta yer alan iki eserimiz de Stoacı felsefenin pratik rehberleri niteliğinde değerlendirilebilir. Stoacılığı tanımlayacak olursak; erdemli yaşama, duygusal dayanıklılığa ve evrensel akla, uyuma odaklanan Hellenistik bir felsefedir. Dış olaylar karşısında metanetli kalarak özdenetim sağlamayı, acı-haz dengesini yönetmeyi ve yalnızca kontrol edilebilen şeylere odaklanarak huzura ulaşmayı amaçlar. Seneca çoğu bölümde bu tanım çerçevesinde ait olduğu görüşü savunmaya çalışırken birçok karşı görüşün de hedefi olduğu için bu metinler saf teori bir metin olmaktan ziyade etik bir savunma metni niteliği taşıması bakımından önemli ve ilgi çekicidir. Metinlerdeki üsluba değinecek olursak; duygu ve düşüncelerin etkileyici ve ikna edici bir şekilde yani retorik bir şekilde yansıtıldığını görüyoruz. Kuru bir didaktik anlatımdan ziyade karşısındakini ve okuyucuyu sorular ile canlı tutması eseri farklı kılıyor. İki eseri karşılaştırmak gerekirse ikinci metin olan ‘Yaşamın Kısalığı Üzerine’ diğer metne yani ‘Mutlu Yaşam Üzerine’ye göre daha evrensel, daha şiirsel ve toplumda güç peşinde koşanları eleştirmesi bakımından daha çarpıcı olarak nitelendirilebilir. Ayrıca Seneca, ikinci metinde yer yer sert tonlamaları azaltarak daha bilge bir öğretmen konumunda karşımıza çıkıyor. Hercules aşkına, Seneca 75 sayfaya neler sığdırmış öyle. İki ayrı ana başlığa yer verilen kitabının her sayfasında hayatı sorgulatıyor. Çevirmen Cengiz ÇEVİK’i de bu içinden çıkılması zor felsefi cümleleri o dönemi daha iyi anlamamızı sağlayan sayfa sonu açıklamalarıyla bize ulaştırdığı için müteşekkirim. İki kitaptan da sevdiğim ve kulağıma küpe ettiğim bazı kısımları aşağıya not olarak düşmek Seneca’ya ve kendime boynumun borcudur. -MUTLU YAŞAM ÜZERİNE- İlk sayfalarda, mutluluğun talih ile ilişkisine
Felsefe
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
«Biz sadece bu bir kereliğine bu dünyadayız.» S. 144.
10/10
·152 syf.·
2026 4. kitabı
Jostein Gaarder Norveçli, 8 Ağustos 1952’de Oslo’da doğmuş, felsefeci ve yazardır. Onu dünya çapında, özellikle gençlere felsefeyi sevdiren "Sofi'nin Dünyası" adlı eseriyle tanıyoruz. Annesi edebiyatçı ve babası bir eğitimci olmasından ötürü entelektüel bir ortamda büyümüş. Oslo Üniversitesi'nde İskandinav Dilleri ve Teoloji alanında eğitim almış. Yazarlığa başlamadan önce, uzun yıllar boyunca Bergen'de lise düzeyinde felsefe ve dinler tarihi öğretmenliği yapmış. Bu tecrübesiyle karmaşık konuları daha genç bir kitlenin anlayabileceği bir düzeyde anlatma becerisi kazanmış. Genellikle hikaye içinde hikaye anlatmayı, çerçeve öykü tarzını benimsemektedir. O, sadece bir yazar değil, aynı zamanda çevre ve insan hakları konularında aktif bir sestir. Eşiyle beraber 1997 yılında, çevre ve kalkınma projelerini destekleyen Sophie Prize’ı (Sophie Ödülü) kurmuş. Bu ödül, 2013 yılına kadar her yıl çevre bilincine katkı sağlayan kişilere verilmesi hedeflenmiş. En bilinen eserlerinden "İskambil Falı (1990)" kader ve özgür irade üzerine kurgusu olan bir yolculuk hikayesini anlatıyor. Yazar küresel başarısını "Sofi'nin Dünyası (1991)" eseriyle kazanmış. Bu metninde, genç bir kızın posta kutusunda bulduğu anonim mektuplarla felsefe tarihine giriş yapmasını konu alıyor. Yazarın bu eseri 60'tan fazla dile çevrilip, 40 milyondan fazla satması sebebiyle onu yaşayan en popüler yazarlardan biri haline getirmiş. "Aynadaki Muamma (1993)", yaşam, ölüm ve varoluş üzerine hüzünlü ama umut dolu bir diyalogtur. "Hayat Kısa (1996)" Aziz Augustinus'un hayatına ve aşkına dair kurgusal bir mektuptur. Ve bir diğer eseri ise "Maya (1999)", yaşamın evrimi ve genetik miras üzerine felsefi bir romandır. Gaarder'ın 2003 yılında yayımlanan "Portakal Kız (Appelsinpiken)" adlı okumuş olduğum bu eseri, ölüm, yaşam ve sevgi
Edebiyat
Portakal KızJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 2021803 okunma