-yaratılmış hayatın eriyip kendini aşan “yaratılış aşkı”na karışması. Rank’ın ifade ettiği gibi, insanoğlu “Bütün ile bir benzerlik duygusu”nu arzular. İnsan izolasyonundan kurtulmak ve daha büyük ve daha üstün bir bütünün parçası olmak ister. Kişi, doğal olarak kesinlikle ne olduğunu bilmek, evrene ait olduğunu hissetmek için kendi benliğinin ötesinde bir benliğe erişmeye çalışır. Camus bu bölümün epigrafındaki sözleri kaleme almadan uzun zaman önce, Rank şöyle demiştir: “İnsan, varlığını ancak kendi egosu dışında inşa edilen bir tanrı idealiyle uyum halinde yaşayarak sürdürebilir.”
Gerçeği görmek istediğimizde tek seçenek uçurumun önünde durmak değil midir? O bomboş uçurumdan, tanrı aşkına, nasıl bir cevabı çekip çıkarabiliriz ki?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
bütün bu insanlar vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.
Zevki eylemden çok düşüncede arama alışkanlığı, bilgece olmayan davranışlara ve aşırı iktidar aşkına karşı bir koruyucu olduğu kadar, insanın talihsizlik anlarında ağırbaşlılık ve sükunetini, tasalar arasında kafa huzurunu korumasına yarayan araçtır da.
(...) mitolojik kahramanlar kültüre masal oldu. Zeus bile, onca diyalogda koca filozofların "Zeus aşkına evet, Zeus aşkına hayır" dedikleri Zeus bile hiç mezar yerinden sorulmadı, "Hayırlı kabir kaybolandır" sözü hiç olmuş mu olmamış mı, olan o muymuş değil miymiş bilinemeyince kainatın tozuna karıştı, kulaktozunda ince bir silis gibi kaldı.