Puan vermedi·120 syf.·
2026 15. kitabı
Hikâye, Babil’de yaşayan zeki ve erdemli bir genç olan Zadig’in başından geçen olayları anlatır. Zadig, doğru ve adaletli biri olmasına rağmen sürekli haksızlıklara uğrar. Sevdiği kadın tarafından terk edilir, yanlış anlaşılır, suçsuz yere cezalandırılır ve sürgüne gönderilir. Yolculuğu boyunca farklı toplumlarla karşılaşır ve insanların adalet, kader ve mutluluk hakkındaki yanlış inançlarını gözlemler. Her olayda “kader”in gerçekten insan yaşamını belirleyip belirlemediğini sorgular. Temel Tema ve Fikir * Kader vs. Akıl: Voltaire, olayların tamamen kader tarafından belirlenmediğini, insan aklının ve seçimlerinin önemli olduğunu sorgular. * Adaletsizlik: Güçlülerin zayıfları nasıl haksız yere ezdiği eleştirilir. * Aydınlanma düşüncesi: Akıl, bilim ve eleştirel düşünme öne çıkarılır. * Deneyimle olgunlaşma: Zadig yaşadığı zorluklarla daha bilge bir insana dönüşür. Kısa İnceleme Eser, masal gibi ilerleyen ama aslında felsefi eleştiri yapan bir yapıdadır. Voltaire, kader inancını sorgularken insanın kendi hayatını şekillendirme gücünü vurgular. Mizahi ve ironik bir dille yazıldığı için ağır felsefe değil, hikâye gibi okunur. Sonuç: “Zadig”, insan hayatındaki adaletsizlikleri ve “kader” fikrini sorgulayan, Aydınlanma döneminin eleştirel ve düşündürücü eserlerinden biridir.
KaderVoltaire · Dorlion Yayınları · 202491 okunma
8/10
·236 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Stanislaw Lem'in meşhur bilim kurgu romanı. Solaris'in içeriği din, psikoloji, felsefe gibi birçok alanla ilişkili. Bu ilişkinin nedeni de romanın merkezinde bulunan, insanın anlama arayışı. Uzak galaksilerden iç dünyaya kadar her yeri anlama arzusu insana hükmediyor ve solaris bu arzunun üzerine kurulu. Prometheus isimli uzay gemisinden solaris isimli çift yıldızlı bir sisteme ait gezegene gelen Kelvin'in yaşadıklarını merkeze alıyor roman. Burada prometheus adı boşuna seçilmemiş. İnsanlar için ateş metaforuyla bilgi çalan bir titan olan prometheus ile solaris'teki gizemli ve tüm gezegenin yüzeyini kapsayan plazmik varlığı öğrenme arzusundaki bilim insanları arasında benzerlik var. Üstelik prometheus kelimesinin etimolojik anlamının 'önceden öğrenmek' olması, bu kanaati güçlendiriyor. Romanın merkezinde anlama çabası olduğunu söylemiştim. Aydınlanmacı kültürde dış dünya akla uygundur ve anlaşılır. Hegel'in dediği gibi: "Gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir." Lakin solaris romanı, gerçeğin bu kadar kolay bir şekilde anlaşılamayacağını, bir yerden sonra anlama yetisinin kifayetsiz kalabileceğini anlatıyor. Anlamaya çalıştığımız bir başka bilinçli varlığı kendi zihinsel kategorilerimizde anlamaya çalışıyoruz ama bu bir yerden sonra iflas ediyor. Bunun da ötesinde, romanda, galaksileri ele geçiren insanın iç dünyasıyla yaşadığı sorunlardan bahsediliyor. Anlama etkinliğinin sınırları olacağını döne döne anlatıyor solaris. Tarkovsky bir kez daha; insanlık durumunu, onun özünü (eğer varsa) ve sınırlarını, insanın belirli eşikleri (bilim ya da bilinç eşiklerini) geçmesi gerekip gerekmediğini sorgulamak için karakterlerin, kişiliklerin ve psikolojilerin büyüleyici ve karmaşık bir incelemesini sunuyor. Zira insan, bir dirençsizlik, dikbaşlılık ve hatta
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,588 okunma
Reklam
10/10
·320 syf.··
2016 82. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2016 00:00
Felsefeye giriş kitaplarından ama felsefe tarihi gibi filozofları sıralamamış bu kitapta. Bazı felsefi soruların argümanları ve eleştirilerini vermiş. Bunları da filozofların argümanları ile yapmış. Çoğunu belirtmemiş bunların hangi filozofun görüşü olduğunu. Bunlar : Tanrı var mı yok mu? Yani teoloji. Doğru ve yanlış. Yani ahlak, etik. Hayvanlar ve hayvan hakları. Bu da ahlak konusuna girebilir. Siyaset. Siyaset felsefesi. Görünüş ve gerçeklik. Epistomoloji ve ontoloji. Yani bilgi ve varlık felsefrsi. Bilim felsefesi. Zihin felsefesi. Sanat felsefesi.
Felsefeye GirişNigel Warburton · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20221,902 okunma
İnanmak Görmektir
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 10:59
Bilim ilerledikçe cevapların çoğalacağını düşünürüz. Oysa bazen yeni keşifler, cevaplardan çok daha fazla soru getirir. İnanmak Görmektir tam da bu noktada duruyor. Fizikçi Michael Guillen, yıllarını bilime adamış bir araştırmacı olarak evrenin derinliklerine baktığında yalnızca formüller, teoriler ve deneyler değil; aynı zamanda insanın anlam arayışıyla beraber dinin kapılarını da aralayan gerçekler görüyor. Kitap; kuantum fiziğinden kozmolojiye, matematiğin şaşırtıcı gücünden insan bilincinin gizemine kadar uzanan geniş bir yolculuk sunuyor. Guillen, modern bilimin ortaya çıkardığı büyük soruların peşine düşerken okuyucuyu da alışılmış düşünce kalıplarını sorgulamaya davet ediyor. En etkileyici yanı ise bilimi ve inancı karşı karşıya koymak yerine, ikisinin kesiştiği noktaları araştırması. Evrenin neden anlaşılabilir olduğu, görünmeyen şeylerin nasıl gerçek kabul edildiği ve insanın yalnızca gördükleriyle mi yoksa inandıklarıyla mı (belki de her ikisi) yol aldığı gibi sorular kitabın merkezinde yer alıyor. Bilim, felsefe ve insanın varoluş serüvenine ilgi duyanlar için dikkat çekici bir okuma deneyimi sunan "İnanmak Görmektir", IQ (mantığa dayalı zekâ) ve SQ (ruhsal zekâ) kavramları üzerinde temellenen bir ortaklık anlayışını hayatınızda aktif etmeniz gerektiğini söylüyor. İnanmak Görmektir
1000Kitap
İnanmak GörmektirMichael Guillen · The Kitap · 202528 okunma
Puan vermedi·
Görsellerle zenginleştirilmiş bu sürükleyici kitap Orta Asya’nın orta çağdaki karanlıkta kalmış olan Aydınlanma Çağı’nı tarihi sıralamaya sadık kalarak ama kuru bir anlatımdan çıkartarak ortaya koyuyor. Dönemin en büyük zihinlerinin maceralı hayatları, büyüleyici başarıları ve modern dünyanın oluşumunu nasıl hazırladıklarını açık bir dille anlatan eser, olup biteni sebep-sonuç dairesi içinde okura sunarak zihinlerdeki sorulara cevap veriyor. Kitaba konu olan neredeyse tüm isimlerin Arapça yazmış olmasından ötürü Arap oldukları yönündeki yanılgıyı bertaraf eden kitap bugün Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanan Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların nasıl büyük medeniyetler inşa ettiklerini gözler önüne seriyor. Kayıp Aydınlanma 800 ilâ 1200 seneleri arasında en büyük ve gelişmiş kentlere, en zarif sanata ve hemen her alanda en ileri bilgi ve teknolojiye sahip olan Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. Orta Asyalılar gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat başta olmak üzere hemen her alanda başarı elde etmişlerdi. Cebire ismini veren, hayal edilemeyecek bir isabetlilik ile dünyanın çevresini hesaplayan, daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler veren ve dünya üzerindeki en muhteşem şiirlerin birçoğunu yazan Orta Asyalılardı. Hatta Birûni keşfinden beş asır önce Amerika kıtasının varlığını öngörmüştü. Tarihte aynı mekân ve zamanda bu kadar çok bilim adamının bir arada olduğu başka bir dönem pek yoktur. Yazdıkları Thomas Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı derinden etkilemişti. Aynı şekilde Asya’nın büyük bir kısmı ile Hindistan’da da büyük bir tesir bırakmıştı. “Kayıp Aydınlanma” tarihin unutulmuş bir devrinin izini sürmekte, Asya’nın
Kayıp AydınlanmaFrederick Starr · Kronik Kitap · 2019534 okunma
Bilim ile Hikmet Arasında Bir Arayış
Puan vermedi·142 syf.··
2026 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:18
İsmail Hakkı Aydın’ın Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm adlı eseri, yalnızca nörobilim üzerine yazılmış popüler bir bilim kitabı değildir. Eser; bilinç, insan zihni, evren, frekans, matematik, metafizik ve hakikat arayışı üzerine düşünmeye çağıran disiplinlerarası bir fikir yolculuğudur. Kitap boyunca yazar, modern bilimin kavramlarıyla kadim hikmet geleneği arasında köprü kurmaya çalışır. Bu yönüyle eser, klasik akademik metinlerden ziyade; bilimsel düşünceyi felsefî ve metafizik sorgulamalarla birleştiren bir düşünce manifestosu niteliği taşımaktadır. Kitabın daha ilk sayfalarında hissedilen temel yaklaşım şudur: İnsan yalnızca biyolojik bir organizma değildir. Beyin, sadece et ve sinir dokusundan ibaret bir yapı olarak değil; anlam üreten, algılayan, frekans yayan ve evrenle görünmez bağlar kuran bir merkez olarak ele alınmaktadır. Yazarın “frekans” kavramına yaptığı vurgu da tam burada anlam kazanır. Ona göre evrenin özü titreşim, enerji ve etkileşimdir. İnsan zihni de bu büyük sistemin dışında değildir. Eserin en dikkat çekici taraflarından biri, bilim ile inanç arasında çatışma değil tamamlayıcılık ilişkisi kurmaya çalışmasıdır. Özellikle Birûnî’ye atfedilen: “Beni bilim insanı yapan Âl-i İmran Suresi’nin 19. ayetidir” anlatısı üzerinden yazar, İslam medeniyetinin bilimsel üretim ruhuna dikkat çeker. Burada Kur’an, fizik ya da matematik kitabı olarak görülmez; fakat evreni araştırmaya teşvik eden bir bilinç kaynağı olarak yorumlanır. Bu yaklaşım, modern dönemde din ile bilimi birbirinin alternatifi gibi gören anlayışlara karşı önemli bir itiraz niteliği taşımaktadır. Kitapta özellikle dikkat çeken bir başka düşünce ise şudur: “Allah’ın rızasının laboratuvarlarda olduğunu anlamak zorundayız.” Bu cümle, eserin medeniyet perspektifini özetleyen temel
Bilim/Felsefe
Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründümİsmail Hakkı Aydın · Girdap Kitap · 0110 okunma
Reklam
Reklam