Tanıdık geldi ama çıkaramadım...
Hitler’e göre, “bir hareket ne kadar çok makam tesis eder ve mevki dağıtırsa, o kadar daha düşük nitelikteki kişileri ken­dine çeker ve sonunda bu siyasi asalaklar başarılı bir partiyi öylesine sararlar ki başlangıçtaki hareket, eski günlerin dürüst savaşçılarının gözünde tanınmayacak hale gelir... Bu olduğunda, böyle bir hareketin ‘misyonu’ bitmiştir."
Felsefe-Düşünce
"Başta insan hiç mutlu değildir ama bütün zamanını kendisini mutlu edeceğini sandığı bir şeyin peşinde çabalayarak geçirir. Hedefine nadiren ulaşır ve ulaştığında da yalnızca düş kırıklığına uğrar. Sonunda bir enkaz gibidir ve limana yelken direkleri ve donanımları yok olmuş bir şekilde gelir. Ve o zaman mutluluğu ya da mutsuzluğu, hepsi birdir. Çünkü hayatı yok olan o mevcut andan başka bir şey değildir. Ve artık bu hayatı bitmiştir." (Arthur S./ Parerga and paralipomena)
Sayfa 398·Kitabı okudu
Felsefe
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Küreselleşmeyle birlikte günümüzde artık her şey karışmıştır. Anhası minhasıyla Yirminci yüzyılın başlarına değin sürüp gelen bir resim söz konusudur. İslâm medeniyetinin çöküşü Osmanlı Devletinin yıkılışıyla çakışır. Osmanlı Devleti hatasıyla, sevâbıyla İslâmın taşıyıcısıydı yahut bayraktarıydı. 1920de çöktüyse İslâm medeniyeti de kurum olma bakımından bitmiştir. En köklü değişimlere uğrayan Türkiye olmuştur. Bu sâdece bazı bireylerin "bu medeniyetten çıkıyoruz, falanca medeniyete giriyoruz" kararı değil, burada bütün bir devletin kararı söz konusudur. "Bu medeniyetten resmen çıkıyorum" denilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşu çok önemli bir tarihtir. Sâdece bir devletin meydana getirilmesi veya devlet şeklinin değişmesi değildir. Türkiyede bunun ne kadar bilincindeyiz, bilmiyorum. Bu aynı zamanda bir medeniyet değiştirme hâdisesidir.
Alıntı
Bu genç adam erkenden sararıp solar. Dostları der ki: şu ve şu hastalıktır bunun suçlusu. Ben diyorum ki: onun hasta oluşu, onun hastalığa direnmeyişi, zaten yoksullaşmış bir yaşamın, kalıtımsal bir tükenmişliğin sonucuydu. Gazete okuru der ki: Böyle bir hata, partiyi çökertir. Benim daha yüksek politikam diyor ki: Böylesi hatalar yapan parti, zaten bitmiştir. İçgüdüsel güvenliği kalmamıştır artık.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Şair Bir Kitap
Hakan Arslanbenzer – Çok Üzgünüm Annem beni bırakıp gittiğinde on yaşında ne düşündüm Sabra ve Şatilla kamplarını kırıyordu Falanjistler Sen ne güzel isimlersin Sabra Şatilla Filistin ve Arafat ve Kaddafi Flumeyni Rauf Denktaş Fidel Kastro kafa tutuyor derlerdi Amerika’ya Kafa tutmak ne güzel ne inanılır deyimdir ** Senin çırpınışlarını senin gözlerindeki titrekliği hep sevdim Senin vicdanlı titrek ela gözlerini sevdiğim dilber Senin beni sevişini sonra senin beni sevmeyişini Sonra senin gene beni sevişini ne düşündüm ** İsyan ederken de aşırı terbiyeli Telefonu kapatınca ağlayan ** Ramazan geldi tekti Allah’ım dedi Sen benim Allah’ımsın değil mi Ezan okunuyor beni çağırıyorsun değil mi Çağırıyorsan bu yeter ** On yıl olmuş dörtte biri demek ömrümün Dörtte biridir ömrümün dualarımda adın Göğnümün göğünde yıldızın ve yüzün Sürgün olduğum değil gitmicem arkasından Cemal Süreyanın sılası dicem gözlerimin ** Sözlüğe baktım ısınmak için yakılan ateş Demekmiş sıla ısınmak için yaktığım ateş
KETEBE
Din kurumu ve ahlak diyorlar ki: "bir soy, bir halk, günah ve lüks yüzünden yok olur." Benim yeniden oluşturulmuş aklım diyor ki: bir halk yok oluyorsa, fizyolojik olarak yozlaşıyorsa, bunun ardından günah ve lüks gelir (yani, yaratılmış her doğanın bildiği, hep daha güçlü ve daha sık uyarılara duyulan gereksinim). Bu genç adam erkenden sararıp solar. Dostları derler ki: şu ve şu hastalıktır bunun suçlusu. Ben diyorum ki: onun hasta oluşu, onun hastalığa direnmeyişi, zaten yoksullaşmış bir yaşamın, kalıtımsal bir tükenmişliğin sonucuydu. Gazete okuru der ki: Böyle bir hata, partiyi çökertir. Benim daha yüksek politikam diyor ki: Böylesi hatalar yapan bir parti, zaten bitmiştir içgüdüsel-güvenliği kalmamıştır artık.