Beyin ve zihin arasındaki sıkı bağa ilişkin veriler o kadar güçlüdür ki günümüzde hemen hemen hiçbir düalist savunuda ruhun ölümsüzlüğüne ilişkin öğelere rastlanmaz.
İnsanlaşma kültürleşmeyle iç içedir. Yâni kazandığımız değerler kültür değerleridir ve bu değerler olmaksızın ayakta kalmamız imkânsızdır. Bu değerleri nereden kapıyoruz? Çevremizden. Bu çevrenin de temelinde anne yer almaktadır. Topluma İslâm ıstılahında ne deniliyor? Ümmet.? Umm nedir? Arapcada 'anne' demektir. Ümmet, anne kucağından çıkma, anneden türeme topluluk anlamına gelmektedir. Umm aynı zamanda önder, yol göstericidir. Yâni temelde kadın vardır. Felsefi bir terimle söylersek “erkek araz, kadın cevherdir” şeklinde belirleyebiliriz.
Demekki eğitim anneyle başlamaktadır. Eğitim, öğretimden tamamıyla farklı bir olaydır. Bunlar hep karıştırdığımız iki kavramdır: eğitim (Y paideta) ile öğretim (İng bigber teaching). Eğitim yaşamamıziçin, öncelikle de toplum varlığı olarak yaşamamıziçin gerekli değerlerin kazanılma sürecidir. Aklınıza gelebilecek ne varsa eğitimden alırız. Çocuğun gelişim sürecini izleyerek, bazı hâfızasını kaybetmiş insanların belirtilerine bakarak bunu görebiliriz.
Bilgi nedir?
Platon'dan bu yana birçok filozof bu soruyu "doğru ve geçerli
düşüncedir" diye cevaplamışlardır. "Üçlü açıklama" denen kurala göre bilginin üç şartı
vardır:
(1) Bir şeyi bilebilmek için ona inanmalısın,
(2) bu şey doğru olmalı ve
(3) doğru olduğuna dair inancının geçerli bir nedeni olmalı.
Neşeliyse o fakirlik , fakirlik değildir zaten! Çünkü çok az şeyi olan değil, hep daha çoğunu isteyen fakirdir aslında. İnsan başkasının malına göz dikerse, elindekileri değil, elde edeceklerini hesap edip durursa, hazinesinde, ambarlarında yığınla malı, sürüleri, faiz getiren parası olmuş, neye yarar? “Zenginliğin sınırı nedir?” diye mi soruyorsun? Önce gerekli olana, sonra yeteri kadarına sahip olmaktır.